REKLAMIN GÜCÜ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
REKLAMIN GÜCÜ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2016 Salı

AFT'IN SUÇLUSUNU BULDUM.




Selam 
Bugün size anlatacağım öykü; reklamın gücü ve bize hayatı zindan eden, minik ama eziyeti büyük yaracıklar....

1900'lü yılların başı....
Claude C.Hopkins, farklı bir bakış açısı olan başarılı bir reklamcı..
Amerikalıları Schlitz birası içmeye ikna etmeyi başaran, bunu yaparken de; herkesin yaptığını ama söylemeyi bilemediğini reklamlarda belirterek, Schlitz birası şişelerinin "buharla temizlendiğini" reklamlarında özellikle belirten ve ürüne satış rekorları kırdıran,

Tarihçilerin, tüm protestolarına rağmen Kleopatra'nın Palmolive sabunlarıyla yıkandığını reklamlarında kullanarak milyonlarca kadının sözkonusu sabun markasını kullanmasını sağlayan,

Birçok markayı, geliştirdiği  reklamları kampanyaları sayesinde ünlü hale getiren, "Reklamcılık Hayatım" adlı kitabında  kazandığı paraları harcamanın zorluklarından bahseden dahi bir reklamcı....

O yıllarda Hopkins'in bir arkadaşı piyasaya yeni sunacağı Pepsodent adını taşıyan, nane tadını içeren diş macununun reklam kampanyasını hazırlaması için Hopkins'ten yardım ister. Hopkins ilk başta arkadaşının önerisini reddeder. Nedenini ise, diş macunu ile ilgili bilimsel açıklamaların sıradan insanlara anlatılmasının zor olduğunu söyler. O yıllarda artan unlu ve şekerli üretim nedeniyle  Amerikan halkının diş sorunları oldukça fazlaydı.Birinci Dünya Savaşına asker alımı sırasındaki kontrollerde diş çürüklüğünün Milli Güvenlik unsuru olacak kadar önemli olduğu söyleniyordu. Dişini fırçalayanlar azınlıktaydı. Fırçalayanlar ise; sadece bu iş için geliştirilmiş tozlar kullanıyordu. Arkadaşının ısrarı üzerine, önemli bir hisse senedinin kendine devredilmesi koşuluyla öneriyi kabul eder. Ortaklıklarının ilk 5. yılında Pepsodent markası dünyada en iyi bilinen ve en çok satan ürünlerden biri olur. Tüm dünya diş macunu ile diş fırçalama geleneğini Hopkins sayesinde öğrendi denebilir.
Radyo ve Televizyonun olmadığı bir dönemde Pepsodent reklamlarının üçüncü haftasında talep aniden patlar. Arz- talebi karşılayamaz hale geldi. Sonraki 10 yıl içinde dünyada en çok satan markalardan biri Pepsodent oldu. Hopkins, Pepsodent kampanyasından şimdiki paraya göre kabaca 7 milyon dolar kazanır.

 Hopkins 1900'lerin başında, 1990'larda anlaşılan alışkanlık oluşturmanın önemini sezmiş ve uygulamaya başlamıştı. Hopkins'in başarısı, bir takım pazarlama teknikleri kullanmasının yanında,    -diş temizlemekte hiçbir temizleme etkisi olmamasına rağmen- onu diğer diş macunlarından ayıran  nane tadını  ön plana çıkarması  olmuştu.

Buraya kadar pazarlamanın gücünü anlatmaya çalıştım. Şimdi gelelim günümüze......

Oral-B ve diğer diş macunu firmalarında çalışmakta olan Tracy Sinclair bir röportajında şöyle diyor :
"Diş macununu herhangi bir tada uygun olarak üretmemiz mümkündür. Yabanmersini, yeşil çay ve diğer 'yeter ki serinlik hissi versin'  hissi, diş macununun daha iyi iş yapmasını sağlamaz. Sadece tüketenlere, diş macununun görevini yaptığına ikna eder. Günümüzde 'can atma duygusunu yaratma' pazarlamanın en önemli araçlarından biridir" diyerek açıklama yapmıştır.

Diğer bir marka uzmanı ise;
"Köpük bizim için büyük bir ödül döngüsüdür. Şampuanların köpüklü olması gerekmez ama köpük yaratan kimyasallar koyarız çünkü insanlar her saçını yıkadığında bunu bekliyor. Aynı şey çamaşır deterjanları içinde geçerli diş macunları içinde" diyor.
ve şöyle devam ediyor.
"Artık her marka Sodyum Lauret Sülfat'ı daha fazla diş macunu köpüğü yaratmak için kullanıyor. Bunun temizlemeye hiçbir etkisi yok ama insanlar ağızlarında köpükle meydana gelen doluluk hissettiklerinde kendilerini daha iyi hissediyorlar" diyor.

İşte suçlu burada.....Her anne gibi bende yıllardır çocuklarıma olabildiğince iyi bakmaya çalışıyorum. Meyvaları, vitaminleri, et-balık türevleri,evde yapılan çorbalar, evde yapılan yoğurt,  ilkbahar başlarken köye büyümesi için gönderilen civcivler, köyden gelen tavuklar, yumurtalar, süt, tereyağ,  tezekle gübrelenen binbir çeşit ağaçlardan elde edilen meyvalar, karbonhidrat-protein dengelemeleri ama bütün bunlara rağmen bitmek bilmez aft sorunu.......Yüksek ateş, biri bitmeden, diğeri başka bir yerden uç gösteren aftlar.....hatta bazen o kadar büyürdü ki; bu aftlar, dudakları şişerdi yavruların.....Arkasından doktorlar, tetkikler, tahliller...herşey normal.... Bağışıklığı düşmüş olabilir.. Yaa ben bu çocukların bağışıklığı düşmesin diye neler yapıyorum bir bilseniz diyorum ama...çözüm yok.Herşey stresten ve çevre kirliliğinden denilip geçiliyor....
Ortaokula, liseye giden çocukta ne stresi olabilir diye düşününce sınav stresidir deyip geçiyordum ama kafamdaki soru işaretlerine de bir türlü çözüm bulabilmiş değildim. Artık bu konu öyle bir duruma gelmişti ki; çocuk onkolojisinde yapılan tetkiklerden sonra,  Behçet hastalığından bile şüphenilmeye başlanmıştı.

Geçenlerde bir radyo programına denk geldim ve Diş macunlarının içine konulan Sodyum Lauret Sülfat'ın geçmeyen  ve sürekli tekrarlayan aftların ve uçukların baş sorumlusu olduğu öğrendim. Geçen haftaki Kurumsal İletişim dersimin de  konusu "Reklamcılığın kökenleri ve gelişimi" idi.  Sevgili Prof.Dr.Haluk Geray hocam bu konuları anlatınca bağlantıyı kurdum ve yazmaya karar verdim. Yani bu aralar yaptığım araştırmalar SLS'siz diş macunları ve şampuanlar hakkında.....  
Hastalıksız ve  sevgiyle kalmanız dileğiyle.......


BU BİR MÜBADELE HİKAYESİNİN ANLATILDIĞI RADYO HİKAYESİ

KOZANA HATIRALARI......

Selam Mübadil insanların fotoğraflarıyla birlikte bir mübadele hikayesi anlatımı burada....Bakalım kimlerle ortak hikayelerimiz var?...