7 Ekim 2015 Çarşamba

UTKU EMEL VARDAR ARIBAŞ'IN AİLESİNİN HİKAYESİ


MÜBADİL AİLE ÖYKÜLERİ


Emel hanımın babaannesinin ismi, nüfus kayıtlarında "Hayriye"aile arasında "Sabur nine"....O zaman ki mübadil şivesi ile Kaylabosu'nda 1888 yılında  (Kaleobası-Kayıobasında) doğmuş. Annesi Cemile Papi, Sabur nineye altı aylık hamileyken, babası Rus harbinde ölmüş. Lakapları Süleymanoğulları.. Sabur nine, 1882 doğumlu, Lakabı Pehlivanlar olan Mustafa ile Tarakçılar köyünde 10 gün 10 gece süren düğünle evlenir. Sabur nine, ailenin tek çocuğudur ve babasının maddi durumu gayet iyidir. Kaylabosu'na üç katlı bir konak yaptırırlar. Evin içinde kullanılan tüm malzemeler Atina'dan getirtilir. Çiftçilikle uğraşırlar. Yanlarında çalışanlara o kadar değer verirler ki,  bakımını yaptıkları tarlaların başına 2 katlı evler yaptırırlar. Hem rahatça otursunlar, hem de tarlalarla ilgilensinler diye....Çok büyük ve verimli  arazileri varmış. Ambarların kilitlenmesi ikindi ezanında başlar, akşam ezanında bitermiş. Mustafa iri yarı, çok güçlüymüş.... güreşte sırtını kimse yere getiremezmiş...Taa ki onu bu dünyadan koparan kolera illetine yakalanıncaya kadar....1919 yılında ölmüş. Öyle büyük bir salgınmış ki bu...
Salı günü, Sabur ninenin annesi Cemile Papi'yi;
Çarşamba günü, Mustafa'nın abisi Sadettin'i;
Cuma günü, biricik eşi Mustafa Pehlivan'ı;
Cumartesi günü Sabur ninenin küçük oğlunu;
 bu dünyadan koparmış.
 Bir haftada evinden dört cenaze çıkan Sabur nine acıların en büyüğünü yaşamış. Bu dünyada iki küçük evladıyla Şehabettin ve Azbiye (nüfus kayıtlarındaki ismi Hayriye) ile  kalakalır. Acılar henüz bitmemiştir. Hasretin daha da büyüğü geridedir....memleket hasreti......Mübadele olduğunda Sabur nine 36 yaşında....Oğlu Şehabettin 15, kızı Hayriye 9 yaşında..... Şehabettin  7 yaşında hafız olmuş...Babası Mustafa Pehlivanlar onun hafız olduğu görmüş...Oğlu Şehabettin'i, Sultan Abdülhamid'in tahttan indirildiği 1909 yılında doğurdum dermiş.
 1924 yılında memleketi bırakıp, vatan yollarına düşmüşler...Bilinmeze doğru adım adım....Bu arada yanlarında bir de inekleri varmış...Sabur ninenin kıymetlisi, bırakmaya kıyamadığı......Simsiyah, sadece alnının ortasında beyaz benek olan bir inek...Öyle aksi  inekmiş ki; Sabur nineden başkası onu sağamazmış..Her sabah Sabur nine onu okşayarak "Nişim, nişim" diye severek sağarmış. 
 Zor gelmişler Selaniğe... Bu arada Sabur nine, yol boyu her duraklamalarında halı tezgahını açıp halı dokurmuş...Acılarını dokuduğu halıya anlatırmış....Gülcemal gemisi ile ilk İzmir'e inmişler. İzmir'e geldiklerinde  paraları bitmiş.Oradan Mersin'e gönderilmişler. Mersin'e indiklerinde o kadar fakirleşmişler ki; Sabur nine üzerindeki çarşafı çıkarıp çocuklarına çadır yapmış. Ardından trenle Konya'ya getirilmişler. Aksaray'ın ismini beğendiği için orada iskan edilmek istemiş. Orada bıraktıkları malların karşılığı alamamışlar.Üç katlı konaktan çıkıp, iki oda eve yerleştirilip, 26 dönüm tarla verilmiş.


İSKAN KAYIT ÖRNEĞİ

İskan kaydı Türkiye'ye geldikten sonra verilen mallara ilişkin verilen kayıttır. 



SABUR NİNE

Sabur nine güçlü bir Rumeli kadını....Aksaray'a geldikten sonra da, ölene kadar tarlalarının bakımından, evinin yapımına kadar bütün işleri kimseye bırakmamış. Kendi ilgilenmiş.

Sabur nineye ait yağdanlık


MÜBADİL AİLE HİKAYELERİ
Utku Emel VARDAR ARIBAŞ'ın annesi Hilmiye


Annane Sabriye....Porturaz'lı....Lakabı Sabır....Mübadele olduğunda 50 yaşında...5 çocuk annesi..... Tefike, Kemal,Hilmiye (Emel Arıbaş'ın annesi),Şevki,Fikriye... Tefike Yunanistan'da evlenir,mübadele ile getirildiklerinde Bursa'ya yerleştirilir.....Sabriye annane ise; diğer dört çocuğu ile birlikte Konya Sille'ye yerleştiriliyor. 



Sabur Ninenin çocukları Azbiye ve Şehabettin'in fotoğrafları

MÜBADİL AİLELER




MÜBADİL AİLELER



 Sabur nine, soyadı kanunu çıktığında "Vardar" soyadını almış.

Yazarın notu :)
Mübadiller Atatürk'e çok güvenir ve inanırlar.Soyadı Kanunu çıkarıldığında Atatürk'e yakın birkaç aile AOÇ'de Atatürk'ün yanına gelir ve 
-Paşam; size sormak istiyoruz   bizler hangi soyadları alalım? der.
Atatürk'te;
-Sizler Rumeli'den geldiniz.Gelecek nesillere aktarılacak, size oraları hatırlatacak soyadları alın, zira bir gün orayı tekrar alacağım der...
Bu diyalog mübadiller arasında hızla yayılır ve memleketlerindeki bir tepenin,ovanın,derenin,gölün ismi mübadil ailelere soyadı olur.

MÜBADİL AİLE HİKAYELERİ
Emel hanım ve ailesi bu sene Atalarının doğduğu topraklardaydı.Memleketin en güzel yerinden topraklar, köy çeşmelerinden sular alındı.Türkiye'ye getirilip mezarlarının üzerine serpildi...vasiyeti yerine getirmenin mutluluğunu yaşadılar.


KAYLABOSU

KALEOBASI

KALEOBASI





 Her Rumeli kadını gibi Emel hanımda sanatkar...Bu sene Tobb Aksaray Kadın Girişimciler Kurulu tarafından " Aksaray'ın ilk kadın terzisi" seçilmiş.


15 yaşında Mübadil olarak memleketten-vatana dönüş yapan  Şehabettin'in kızı Utku Emel VARDAR ARIBAŞ'ın mübadil ailesinin  hikayesi de işte böyle...
Yunanistan memlekettir,Türkiye vatandır bizlere......
                                                                                        Sevgiler



22 yorum :

  1. Roman gibi, film gibi okudum, kalemine sağlık Sertaç'cığım, çok teşekkür ediyorum.
    Bu arada Atatürk'ün "Bir gün oraları yine alacağım" dediğini de öğrenmiş oldum ve şaşırdım...canım Atatürk..belki de sırf o insanları mutlu etmek, umut vermek için demiştir...bir gün yine oralara dönme umudu olsun diye....
    sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ömrü yetmemiş Müjde'm yoksa kesin alırdı. Ahh biraz yaşasaydı eğer Balkanları alır çizmeyi ayağına geçirir gelirdi benim Atam....Güzel yorumun için çok teşekkür ederim Müjdecim sevgiler :)

      Sil
  2. Mübadele hikayelerini okumayı çok seviyorum, sağolun bu yazı için. Benim de anneannem kırcasalikten kağnı arabası ile gelmiş, bu hikayeler bana onu hatırlatıyor.
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler sağolun...Mübadil hikayeler çok dramatik ve o kadar içimizdeki aslında...ama bunun yanında bilmeyen o kadar insan var ki....işte bu durum üzücü maalesef...Birgün sizde annanenizin hikayesini yazın, bende okuyayım...sevgiler :)

      Sil
  3. Keşke biraz daha yaşasaydı Atatürk :((

    Yazın çok güzel

    Sevgiler
    http://nypdsena.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke :((( çok teşekkür ederim..sevgiler :)

      Sil
  4. Ömrü yetseydi eminim alırdı o toprakları da...
    Kalemine sağlık arkadaşım. Senden daha çok öğreneceğimiz şey var...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şebnem yazdıkların çok hoş.... çok teşekkürler...Bence de almadan bırakmazdı..sevgiler :)

      Sil
  5. Her zaman ki gibi severek okudum...Umarim Mübadele yasam hikayeleri kitap olur bir gün..Eline saglik Sertac...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Şulecim...Umarım :)) sevgiler canım

      Sil
  6. Ne kadar güzel yazıyorsun Sertaç fazlası yok okumaya doymuyor insan eline sağlık canım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım yaa teşekkür ediyorum Havvacım...:)))

      Sil
  7. Sertaç Hanımcığım, çok güzel yazmışsınız, kaleminize sağlık. Hrr dinlediğimde, okuduğumda çok duygulanıyorum, gözlerim doluyor. Ne büyük zorluklar, ne acılar... Bir dönemin hikayeri...Bu yazıları yayınlayarak bir döneme ışık tuttuğunuz ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağladığınız için tebrik ve teşekkür ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Nilgün hanım..İnanın bende ağlayarak yazıyorum...Umarım gençlerimiz okuyup öğrenir atalarının neler yaşadığını...Çünkü dinleseler de anlayamıyorlar. Okumaları, görmeleri gerekiyor.Birilerine faydam olursa ne mutlu bana..Hepsinin ruhları şad olsun.Sevgiler

      Sil
  8. Sertaç gözlerim dolu dolu okudum...Ne büyük acılar..ne zorluklar....Yattıkları yer nur olsun....Kalemine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülizcim böyle güzel cümleler beni daha çok motive ediyor..Çok teşekkürler canım :))

      Sil
  9. gerçek bunlar hep gerçek. iyi ki yazıyorsun, iyi ki araştırıyorsun Sertaç. çocukların çok şanslı, önlerinde harika bir arşiv var.
    hatırlıyorum daha çocukken çok yaşlı bir komşumuz vardı. sık sık gelirdi bize, hep anlattırırdık ona eskileri, uyuklardı arada bir, uyanıp yine anlatırdı. sanki onu dinliyor gibi oldum bir an. keşke o zaman biz de anlattıklarını yazsaymışısız. unutulup gitti, neler neler. kalemine sağlık canım. teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çokk teşekkürler Özlemcim...Anlattılar da biz hep masal gibi geldi...Kendim için söylüyorum doğru olup olmadığından bile emin olamadım. Sonradan farkına vardım ama büyüklerim ellerimin arasından kayıp gitmişti maalesef :( sevgiler canım :)

      Sil
  10. Merhaba
    yine ağlayarak okudum ben bu yazınızı. ama ne kadar gurur duydum Emel hanımla...
    bende Aksaray' lıyım, bende mübadil torunuyum..
    Sevgilerimle Gül.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel....Beğenmenize sevindim..Sevgiler :)

      Sil
  11. Kimi anlattığını biliyor musun? Annem'in ilkokuldan sınıf arkadaşı. En yakın ve sevdiği dostlarından. Hatta Heidi piyesinde oynamışlar birlikte okulda. Aksaray eşrafındandır. Zaman zaman telefonla görüşürüm. Bazen Annem'e de gelir; ama malum zaman zorluyor artık o akrandakileri.

    Bu harika sürpriz için çok teşekkürler.

    Utku Teyze'yi okumak çok hoştu. Bu öyküyü bilmiyordum. Çok teşekkürler. Sen nerden tanıyorsun diye sorsam Uyku Teyze'yi ? :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))))) İşte bu yüzden Aile hikayelerini yazmayı çokk seviyorum..Daha bilinmeyen o kadar çok şey var ki...."Köksüz üzüm gibi yaptılar bizi der annem" çok haklı.... kimse kimsenin geçmişini ne olduğunu nereden geldiğini bu vatanın kolaylıkla kazanılmadığını bilmiyor. Ruhsuz ve Rutin anlatılan tarih maalesef bizi uzaklaştırdı.
      Emel teyzeyi Dernekten (Ankara Lozan Mübadilleri Derneği) dolayı tanıyorum.Zaman zaman üyelerimizin aile hikayelerini yazıp tarihe not düşmeye çalışıyorum. Vallahi benim içinde çok güzel bir sürpriz oldu.Duyunca Emel teyze çok sevinecek.

      Sil

YORUMLARINIZ BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ....
HEPİNİZE ÇOKK TEŞEKKÜRLER...