26 Mayıs 2015 Salı

TABELA YOK MU TABELA.....


İŞARET LEVHASI

Selam...
Ailecek bu hafta sonu, doğal ve çok riskli  off road rallisinden çıkmak ne demek anladık...Kabus görürsün, uyanmak istersin ama bir türlü uyanamazsın, uyanamadığın gibi kabusta bitmez....gözlerini açabildiğinde şükredersin ya...işte öyle bir şey...

Cumartesi rutin işler işte....Çamaşır, ütü, bitmemiş bahar temizliğinin son rötuşları halledildi. Kuru temizlemeden mantolar-montlar alındı. Yıkanan-kuruyan yün-pamuk yastıklar halaça götürüldü.(Erkan Topuz hocam; yastık, yorgan ve yatakları (yatak mümkün değil de :))) pamuk ya da yün kullanın der...Vücudumuzda ki elektriği alırmış...(Doğru bence de) Evdeki bütün yeni nesil( mikrofiber,silikon, v.s) yastık,yorgan hepsi gönderildi.Geleneksel hale dönüldü.) Kabak böreği yapıldı ve yaz aylarının efsanesi limonata yapıldı.O kadar çok iş, bir güne sığdırıldı ki akşam bel ağrısından yine yatılamadı...falan filan... 

Yani  cumartesi her şey olması gerektiği gibiydi....
Pazar günü  planımız ise; yoğun baskılarım sonucu gerçekleşen Ananemin babası İzzet dedenin mübadeleden sonra yerleştirildiği  köy olan Çorum'un Boğazkale ilçesinin Çarşıcuma köyünü ziyaret etmekti... 

İnsanlar plan yapar, kader gülermiş.........

Pazar günü çocukların dershanesi de yoktu hep beraber saat 8'de evden çıktık. Çorum-Ankara arası yaklaşık 2 saat...Mustafa'ya kalsa 6'da çıkmıştık ama sabahın erken saatinde insanları uyandırmayalım diye diye 8'e kadar oyalayabildim.... Çıktık yola...gayet güzel, dümdüz  bir yol..Sağa sola baka baka, leblebi yiye yiye geldik Sungurlu'ya.... Telefon navigasyonu hostesi ben.....gidiyoruz....ne güzelde tarif ediyordum oysa ki...Taa ki benim eş; benzin istasyonunda ki çalışanlara soracağım ben diyene kadar.....Neyse sorduk adamcağız bi güzel tarif etti.Sağa dön, Beşkız köyünden devam et, sapak falan yok, işte orada.... Bir de  sizin ne işiniz var o köyde...gidin ama kimseyi bulamazsınız ki  dedi....Şöyle bi baştan aşağı süzdü, garip garip baktı...Çocuklar dalga geçmeye başladılar benimle tabii....Türlü türlü uydurdukları hobbit,sapık,uzaylı  efsaneleriyle Beşkız köyü ayrımına geldik. Sağda 2 köy ismi, direk giden yolda tabela falan yok...Neyse bir tane tabela var.....daha  bu iyi saatlerimiz.....Döndük yine emin olamadık yakaladığımız köylüye soruyoruz...Bu yol "Çarşıcuma'ya gidiyor mu? diye dudak büküyorlar anlaşılan bu köyü bilen yok deyip devam ediyoruz. Yol engebeli,kıvrıla kıvrıla yukarı doğru devam ediyor bende bir duygusallık... 
-Benim ananecim nasıl yürüdü bu yolları daha 13 yaşında,kardeşleri Osman 3, Mümine 1 yaşında....
  annane.... annane.....bağırıyorum falan :)))))

Yukarı Beşkız mahallesine (Mahalle dediğime bakmayın köy köy....  hani 2012'de çıkarılan Büyükşehir belediye yasası var ya mücavir alanı genişleten :) taaa nerde ki köyü bile büyükşehire devreden) geldik.Yol boyunca hiççç rastlamadığımız tabela bu yol  ayrımında da yok.... Orada büyük bir hata yaparak çocuklara sorduk. Eliyle aşağıyı gösterdi buradan gidin dedi...Girdik o yola ama o kadar tepedeyiz ki elimizi uzatsak bulutlara dokunabilecekmişiz gibi...Dün bu dağın rakımını bilmiyordum bugün baktım; tepesinde gezdiğimiz Aygar dağı rakım 1650..... resimler çektik, öz çekimler falan....  miss gibi bir hava aşağıdaki vadiler bile sis içinde.... laylaylom hayat.....

Saat 11... Uyduruk silinmiş bir tabela koymuşlar 12 km gösteriyor. Köye ulaşmaya az kaldı diye seviniyoruz. Tekrar arabaya bindik.Yol yok zaten....sanıyorum orman bekçilerinin kullandığı, gelip geçerken kendiliğinden oluşmuş bir yol... o kadar çok yağmur yağmış ki; yol balçık çamur, yolun bazı kısımları o kadar dar ki bir teker boşlukta gidiyoruz...sağ taraf uçurum, sol taraf dağ..Her dönemeç daha da darlaşıyor.Tekerlekleri çamur kapladı araba patinaj yapacak diye ödümüz patlıyor. Cep telefonları çalışmıyor. Uçuruma yuvarlansak ne zaman bulurlar Allah bilir....Bu arada bizim burada olduğumuzdan  kimsenin haberi de yok...Nerede arayacaklarını bile bilemezler... bende panik tavan..yüreğim ağzımda.. benim yüzümden diye özür diliyip duruyorum....Melis ağlamaya başladı...Eşin rengi attı....Şakak damarları atmaya başladı. En çok eğlenen Doruk...Ben böyle bir durumu hayatta yaşayamazdım...Çok eğlenceli diyip duruyor.Babasına güveniyor tabii....Bu dağdan inme işi yaklaşık 1 saat sürdü...12 km 1 saat....Bu 12 kilometreyi nasıl hesap edip koydularsa artık oraya.....
Aşağıdaki köye vardığımızda, kilitlenmiştim ben...Ben vazgeçtim artık istemiyorum Çarşıcuma'yı görmek geri dönelim diyorum ama Eş beni dinlemiyor...Ben bu köyü bulmadan buradan gitmeyeceğim... diyor...Mücadeleden asla vazgeçmez. Bu sefer telefonun gösterdiği yola yöneldik. Yine tabela yok sağda solda gördüğümüz tarlada çalışan köylülere sorarak ilerliyoruz. Yine tırmanmaya başladık ama bu kez yol stabilize.....bir baraj yapmışlar da onun hatırına herhalde...Çıktık yine zirveye...Dolanıyoruz dolanıyoruz...Bu dağda sürekli yol ayrımları var ve  bir tane tabela yok her neyse köylülere sora sora köyü bulduk...Saat 15.00.....

Zavallı, kaderine terk edilmiş bir köy...Ne yol tabelası var ne de girişinde bir tabela...İnsanları unutulmuş....yazık çok yazık...
Niye bu ülkede insan hayatı çok ucuz..Neden insanlara hak ettiği değer verilmiyor.Niye kimse işini doğru-düzgün yapmıyor. 2 tabela koymak, o dağın girişini çitle kapatmak,uyarı levhaları asmak bu kadar zor mu?

Bu memlekette işini doğru yapan,öngörülü insan yok mu? Daha geçen gün Sivas'ta 5 kişilik bir aile yok olmadı mı?
Yolun sonu gölete çıkıyor.....



Çorum İl Özel İdareye bu durumu bildirdim. Sonucunu bekliyorum..Cevaplarını aynen yayınlayacağım.
                                                                              Sevgiler

YOL TABELASI


35 yorum:

  1. Kabus olmuş gerçekten, reklam tabelaları varken yön tabelalarına ne gerek var benim güzel ülkemde. Fayda ve estetik en son geliyor maalesef öncelik sıralamasında.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yaa evet Deniz haklısın her yer bilboard her yer reklam tabelası....Bu işin reklamı yok yaa ne gerek var tabelaya ölen ölür kalan sağlar bizimdir mantığı.....hak eden insanlar hakettikleri yerde değiller maalesef...

      Sil
  2. Yurdum işte. Daha bu sabah burada bir sporcuyu, fen işleri müdürü yapmışlar. Ondan bahsediyorduk. Alakası olsun olmasın, yeter ki hatır gönül, torpil olsun. Biz de böyle çarpık çurpuk kentleşelim, kazalara davetiye çıkaralım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hah işte...ne beklersin işte..Ayaklar baş oldu...Çoğu işyerlerinde iş barışı bozuldu..Hatır gönül yok artık...torpil,tehdit var..Basiretsiz idareciler yüzünden toplumun her kesimi çok derin yaralar almış durumda....Allah sonumuzu hayır eylesin..

      Sil
  3. Her yanımızda ayrı bir hikaye :(
    Ne ara biz bu kadar vahim olduk acaba sorusunu dakika başı sorar oldum kendime...
    Mücavir alan meselesi ise apayrı bir konu :(
    Ne köyümüz belli ne şehrimiz maalesef...
    Yine de ucuz atlatmışsınız bu tehlikeli yolculuğu...
    Geçmiş olsun arkadaşım..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim..Köylerimiz artık ne köy gibi, ne de şehrin mahallesi gibi..anlaşılmaz bir durum bu mücavir alan meselesi...Allah yüzümüze baktı da kurtulduk o çıkmazdan....sevgiler

      Sil
  4. Dinci olsun yeter mevki sahibi olmak için. Hayvanat bahçesi müdüründen Tubitak genel müdür yapılmasını daha sindirememişken yeni yeni haberler gelmeye devam ediyor ya çıldırmak işten bile değil.( dindar demek istemiyorum çünkü gerçek inananlara hakaret gibi olur bunlarla bir tutmak )
    Bunca atlattığınız badirelerden sonra gezi umarım sizin için keyifli olmuştur. Çarşıcuma köyüyle ilgili yazını ve fotoğraflarını da bekliyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gül insanlar ne olursa olsun yeter ki haketsin...İşte o zaman bu boşvermiş insanlar-idareciler arada erir gider.... Herkes işinizi doğru düzgün yapsa ne ala memleket oluruz ama...nerde..... En kısa zamanda yazacağım...sevgiler

      Sil
  5. Sanki heyecanlı bir roman okur gibi okudum yazınızı. Ne yazık... Size geçmiş olsun mu desem, o insanları Allah kurtarsın mı desem bilemedim... Umarım sağduyunuz sayesinde hatırlanırlar. Sevgiler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umarım....Köy enstitüleri kapatılmasaydı bu insanlarda bu kadar cahil kalmayacaktı....Tarımı ve hayvancılığı bilimsel ve bilinçli olarak yapacaktı.Hakkını aramayı bilecekti....sevgiler

      Sil
  6. şaşıra şaşıra okudum,ama bi yandan da şaşırmadım,memleketimi bildiğimden midir,nedir?
    çok geçmiş olsun bu arada.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Havvacım bu kadar cehalet olur mu? hala hayret ediyorum...sık sık yol ayrımı tabela yok yaa..Dağın adını-rakımını gösteren tabela bile yok.Sordum bakalım ne cevap verecekler? Dağın 10 girişi varsa eğer 10 tabela koy...anlamıyorum ki ben bu insanları sevgiler canım....

      Sil
  7. Okurken ben bile fena oldum sertaç:( benim eş olsa kırk kere geri dönmüştü:)
    Şaka bir yana canım ülkemde ne doğru yapılıyor ki!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sebuşcum inan yüreğim ağzımdaydı..Felaket bir gün yaşadık.İnsanların empati yapması gerekiyor ama nerde....haklısın gerçekten sevgiler

      Sil
  8. Artık maalesef memleketimde işin uzmanları o işin başına getirilmeyip hiç alakasız kişiler iş yapmaya çalışınca tabi böyle durumlar da kaçınılmaz oluyor...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bürokrasi de her insanın yaptığı iş ve verdiği karar birçok insanın hayatını karartabilir ya da aydınlatabilir.Bunu bilerek hareket etmeleri lazım...En korktuğumuz kul hakkı olduğuna göre bu tarz kararlarında kul hakkı içerdiğini anlamaları lazım sevgiler :)

      Sil
  9. ya canım çok çok geçmiş olsun. neyse hayırlısıyla kurtulmuşsunuz. umarım yetkililer şikeyetini dikkate alır. sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umarım Özlem henüz cevap bekliyorum..Ben bu işin peşini bırakmayacağım.Sevgiler :)

      Sil
  10. Yazını baştan sonra sürüklenerek, keyifle okudum. En sonunda sorduğun sorular da ne yazık ki cevabı olmayan ve her daim canımı sıkan, içinden bi türlü çıkamadığım türden... :/ Ve itiraf edeyim, bu ülkede bu konuların düzeleceğini de niyeyse düşünemiyorum, umut bile edemiyorum malesef. Yine de umarım cevabı alırsın tez zamanda ve bi adım atılır iyileştirmeye yönelik.
    Sevgiler... :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bilinçli,duyarlı insanlarımız nerde??? Bence vatanımızda eksik gördüğümüz herşeyi bildirmeliyiz.Çalışmayanı, görmeyeni ikaz etmeliyiz. Başka türlü düzelemeyiz. Hani bir ara trafik müfettişleri vardı ya...herşeyi Emniyete bildiren....Bizde VATAN MÜFETTİŞİ olmalıyız...Bende güzel bir cevap gelmesini bekliyorum sevgiler :)

      Sil
  11. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  12. vay beeeee film gibi yaaa :) peki köyde naptınız söleseneee :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :)))) Alemsin Deep....:))) naptığımı yazacağım bir ara....sevgiler :)))

      Sil
  13. Yolun gölete çıkması hayret verici gerçekten!
    Kader iyi gülmüş size neyseki sağsalim varmışsınız kazasız belasız.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok ucuz maalesef memleketimizde insan hayatı..sevgiler

      Sil
  14. Ben de kılım Deep'cim gibi aklıma ilk gelen peki köyde ne yaptınız?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yazayım hemen yayınlayacağım...bugün gelen cevabı yayınladım...sevgiler

      Sil
  15. bak bu yazını son yazıma koydum ki :)

    YanıtlayınSil
  16. Neyse ki kazasız belasız atlatmışsınız.
    Hikaye gibi okumak heycan verici ama malesef gerçeği korkutucu. :/ Çok geçmiş olsun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.Bazı konularda gereğinden fazla cesur davranabiliyorum ama bu durum beni ciddi anlamda korkuttu...Bana birşey olacağından değil,benim yüzümden sevdiklerime birşey olacak diye ödüm patladı.Şükür Allaha kazasız belasız atlattık...sevgiler:)

      Sil
  17. Çok geçmiş olsun. Böyle uçurumla yüz yüze gelmişliğim olduğundan anlayabiliyorum o korkunuzu. Allah korumuş.
    Maalesef ülkemizde artık böyle olaylara hayret bile edilmiyor, nasıl da alıştıysak.. Bizde suç ama, işte ne yapacaksın..
    Tekrar geçmiş olsun, sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler... gerçekten yaşayan bilir o korkuyu...Sevgiler :)

      Sil
  18. Merhaba,
    Ankaradan kalkıp boğazkale ilçesine bağlı bir dağ köyünüziyarete gelmeniz çok güzel. yazınızı bir solukda okudum. harika bi yazı olmuş,
    ancak anlayamadığım konu şu, beşkız köyünden yukarı çıktığınızda (allikler) yukarı beşkız karşılar sizi. o yoldan düz gittiğinizde sadece bir yol ayrımı vardır sağa doğru, diğeri Çarşıcuma köyüne iner. o istikametteki son köydür. birde yolun sonunun baraja çıktığını söylediğiniz yer için sanırım başka bir yerle karıştırdınız, gittiğiniz istikamet de baraj yok.
    eğerki çarşıcumaya değilde örenkaya ve evci ye doğru dönerseniz baraj var ama onun içinde kalan yokda kapatılmış durumda.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Cemil bey indiğimiz yol; bir eski çitle kapatılmış patika çok dar kendiliğinden oluşmuş bir yoldu. Oradan aşağıya indiğimizde bir köy vardı. Adını bilmiyorum. Çünkü tabela yok. Tekrar yola çıkışımız ise; Sungurlu'dan sonra Tokat yol ayrımını geçtikten hemen sonra Boğazkale yoluna girip dağ yoluna saptık. Bahsettiğim baraj Alaca sulama barajı olabilir. Ama emin değilim çok yanlış yollardan geçtik çünkü..."Yağmur duasına" çıkılan yere ulaştık sonunda.... Ayrıca Çarşıdere köyünü anlattığım yazımı da okumanızı tavsiye ederim.Teşekkür ederim.Saygılar
      http://serhira.blogspot.com.tr/2015/06/carsidere-carsicuma-koyu.html

      Sil

YORUMLARINIZ BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ....
HEPİNİZE ÇOKK TEŞEKKÜRLER...

BU BİR MÜBADELE HİKAYESİNİN ANLATILDIĞI RADYO HİKAYESİ

KOZANA HATIRALARI......

Selam Mübadil insanların fotoğraflarıyla birlikte bir mübadele hikayesi anlatımı burada....Bakalım kimlerle ortak hikayelerimiz var?...