13 Ocak 2016 Çarşamba

SESSİZLİK YEMİNİ EDENLERİN HİKAYESİ








Selam
Finallerim geçen hafta bitti. Yukarıda gördüğünüz video bir radyo programı...işitsel  ödevimdi. Teslim ettim ve sizinle de paylaşmak istedim. Çıraklık işim bu benim...daha profesyonel çalışmalarda buluşmak üzere...
                                                                                                                                                                                              Sevgiler

20 yorum :

  1. Haydar'ın hikayesini hüzünle dinledim Sertaç'ım..müziği de çok güzel, yanlış duymadım değil mi? Babası köyüne dönünce yakın akrabası tarafından Yunan çetecilere ihbar ediliyor ve öldürülüyor!!!Akrabanın akrabaya yaptığına bak! Yazıklar olsun, yetmiyor mübadeleden sonra ortağı bıçaklıyor!! Kadere bak ! Sonrasını kızının ağzından dinlerken kendimi dizi film izliyor sandım:( bu gerçek üstelik onca yıldan sonra ağlayarak anlatılan bir yaşam öyküsü:((neyse ki, bir sahip çıkan olmuş teyzesinin kayınbiraderiydi yanlış aklımda kalmadıysa..bir başkasıyla röportaj yaptın sanırken sonundaki sürprizi yazmıyorum diğer okuyanlar için tadı kaçmasın..:(((canım iyi ki, bu araştırmaları yapıyorsun, harika filmler olur bu öykülerin her birinden....eline sağlık..
    Deden nur içinde yatsın...
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söylediklerine aynen katılıyorum Müjde'm.... arkeo rehber'in "Şirince'den Sur'a adlı yayınında bu durumla karşılaştım ve hatırladım. Dido Sotiriyu "Benden selam söyle Anadolu'ya" adlı kitabında ki bir paragrafta, aynen senin düşündüğünü anlatıyor. Arkeo'nun yazdığı şekilde aldım yayınladım aşağıdaki yanıtta...Çok teşekkür ederim. Beğendiğine gerçekten çok sevindim. O röportaj ve türküyü söyleyen annem Müjde'm....Sevgiler

      Sil
  2. Unuttum tüm bunların sorumlusu kim diye düşündüm...bunca insanın acı çekmesi, yerinden yurdundan olması ve cevabı yayılmacılık, emperyalizm dedikleri şey. Eğer Osmanlı illa orayı fethedeceğim, burayı da fethedeyim sevdası yerine Anadolu'da fabrikalar açsaydı, bir şeyler üretseydi, matbaaya şeytan icadı demeseydi, Hazerfan belki uçak yapacak ve başka ülkeler fethetmeye gerek kalmadan da çok büyük bir imparatorluk olacaktı. Bir başkasının ülkesini fetheden eninde sonunda bedelini ödüyor, tüm imparatorluklar sonunda yıkılıyor..Yunan, Bulgar, Arnavutlar Türkleri /Osmanlıları öldürmeye başlamışlar ya, e olacağı bu! Başkasının ülkesini alırsan sonunda bir gün seni oradan kovarlar:( o yüzden kendi topraklarımıza sahip çıkmalıyız ama başkalarını da imparatorluk kuracağım diye yayılmamalıyız...sonunda bedelini suçsuz insanlar ödüyor:( ha böyle diye Orta Asya'ya mı göçelim yok tabii ki ama ne Mısır, ne Yemen, ne Kırım hiçbirinde kalmadık işte...Anadolu yetmeliydi bize...ve sonunda bak Anadolu kaldı kala kala...
    Bilmiyorum belki katılmayabilirsin ama böyle düşünüyorum...
    Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''Küçük Asya seferi şart mıydı? O güzelim gençliğimizi tuzağa düşürdüler. Burada...Anadolu'nun göbeğinde...Güneşi gece yarısı aramak boşunadır. Manoli! İtilaf devletleri doğu meselesini kendi çıkarlarına en uygun şekilde ayarladığından beri yani kapitalistler Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasını önlemeye karar verdiği andan itibaren bizim Küçük Asya'daki davamız, ana rahminde ölmüş çocuktan farksızdır. Yunanistan'ın rahminde...Bizi Küçük Asya'ya binbir vaatle göndertmiş olanlar şimdi bize: ''Hoşt köpek!'' diyor anlıyor musun?

      Ama Aksiyotis'in yüreği paramparçaymış, ama Kırmızıdis'in gözleri kör olmuş, Stepan öksüz kalmış...Umurlarında bile değildir. Yabancı sermaye kendi çıkarını hesaplar yalnız! Merhamet ve adalet beklemeyeceksin ondan. Temsilcileri Londra ve Paris'teki bürolarına kurulup haritayı yayarlar önlerine, şöyle bir göz atarlar ve eğer çıkarları tehlikeye girmişse, kendi kaderlerini kendi tayin etme hakkını hatırlatırlar halkların, hürriyet ve bağımsızlık aşığı kesilirler. Ama çıkarları öyle gerektirdiği vakit de; kırmızı kalemi alıp yeni bir çizgi çekerler haritanın üzerine, güzelim memleketleri ve koskoca halkları siler geçerler...Kırmızı kalem şimdi bizim üzerimizde Monali! Yunanistan'dan istediklerini bedavaya elde ettiler ve onların sıkmış olduğu portakalın suyunu bugün Kemal içiyor... Bütün bunların altında gizlenen şey nedir biliyor musun Aksiyotis? Petrol, kömür, demir, krom... Yani Anadolu'nun el değmemiş servetleri üzerinde yabancıların kurmak istedikleri tekel!

      Ah dostum ah! Büyüklerin okşayacağı tutar adamı, küçüksen güvenmeyeceksin onlara... Çünkü çıkarları çatışır durmadan, kendi aralarında da anlaşma yoktur. Her biri kendi kanadının altında kalalım ister, zamanı gelince kullanmak için.. Bir kez yakanı kaptırdın mı, elini uzatır kolunu kurtaramaz hale düşersin; varını yoğunu alırlar.''

      Sil
  3. çok etkilendim sertaç,
    başarıların devam etsin arkadaşım.
    çok sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Havvacım beğenmene gerçekten çok sevindim. Yüreği güzel kadın .....

      Sil
  4. Ödevinizin teknik/bilimsel açıdan nasıl değerlendirildiğini bilmiyorum. Ama şu an bir dinleyici olarak, radyoyu açıp arabamda dinlediğimi hayal ettim. Çok etkilendim, çok hoşuma gitti ve o günlere gittim resmen. Seslendiren siz misiniz? Sonunda Aman Doktor'u söyleyen hanımefendinin sesini duyduğumda tüylerim diken diken oldu.
    Emeğinize sağlık Sertaç Hanım. Zevkle dinledim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 90 aldım :)) Çok teşekkür ederim. Beğenmenize gerçekten çok sevindim. Evet seslendiren benim.Röportaj ve türkü annemden...Sağolun...

      Sil
  5. Sızladı burnumun şurası. mubadil bir aile sayılmayız fakat göçmüş,daha doğrusu buna zorlanmış bir ailenin torunu olaraK, etkilendim açıkçası:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Göç hikayeleri her zaman çok hazin.... neresinden tutsak elimizde acılar kalıyor.Hoş geldiniz sefalar getirdiniz.

      Sil
  6. du taam bunu da koycam blogumaaa. akşam dinliceem :) ay o senin mübadele öykün hani senin ataların de miiii yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bekliyorum yorumlarını Deep.... beğenecekmisin bakalım...

      Sil
  7. Ellerinize sağlık çok güzel olmuş efendim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çokk teşekkür ederim efenim bloguma hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

      Sil
  8. blog not defterimde not almıştım, dinle diye, haklısın daha dinlememiştim. çok duygulandım yaa. hikaye etkileyici, seçtiğin müzikler, ağıtlar da. ayrıca, tiyatrocu gibi okumuşsun, diksiyonun da düzgün. baksana, bu hikaye ve bu blogda yzadığın benzeri yazıları kitaplaştırmalısın. bir roman gibi de olabilir. böyle kitaplara ihtiyacımız var ya. bu tür bir şey yaptığın için de kutlarım valla eseni. aileye vefa. ne güzel :) koycam bloguma. belki haftasonuu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar cümleler bunlar:)))Teşekkürler Deep...ufak ufak hatalar var ama daha ilk bu....İnşallah Deepcim kalıcı olması adına bende istiyorum kitaplaştırmayı...bekliyorum sevgiler :)

      Sil
  9. Merhaba canım blogunu yeni keşfettim takipteyim bende beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz.Tabii ki gelirim.Sevgiler :)

      Sil
  10. çok güzel olmuş bu konudan pek anlamasamda çok beğendim ve bilgilendim ..Başarılarınızın devamını diliyorum.Ayrıca gazi paşa çağırmış diye gittiklerini okuduğum bir kitaptan bilgi edinmiştim ve gerçekten etkilenmiştim bu kısımdan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için...sevgiler :)

      Sil

YORUMLARINIZ BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ....
HEPİNİZE ÇOKK TEŞEKKÜRLER...