30 Aralık 2014 Salı

27 ARALIK ATATÜRK'ÜN ANKARA'YA GELİŞİ

Günaydın... 
Cumartesi günü 27 Aralık idi.Yani Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 95.yıl dönümü.... Kurtuluş Savaşının en iyi Ankara'dan yönetilebileceğini düşündüğü için Mustafa Kemal, temsil heyeti üyeleri ile birlikte 27.Aralık 1919 saat 14.00'de Keklik pınarı sırtlarından Ankara'ya gelmiş.Bu nedenle her yıl anma töreni kapsamında Keklik pınarı girişinde bulunan Atatürk parkında  konuşmalar yapılır. Seğmenler gösteri yapar, Atatürk koşusunun başlangıcı bu parktan yapılır.  

SEĞMEN GÖSTERİSİ

Atatürk'ün Ankara'ya gelişi Kurtuluş Savaşı dönemindeki en önemli olaylardan biridir. Çünkü TBMM'nin  kuruluşu Türk ordusunun kurulup hazırlanması çalışmaları Ankara'da yapılmış böylece Ankara Milli Mücadelenin merkezi haline gelmişti.


SEĞMEN GÖSTERİSİ

Ankara'nın Seğmenleri......

SEĞMEN GÖSTERİSİ

SEĞMENLER PARKI

Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin canlandırıldığı park; yol kenarında, yemyeşil, bakımlı bir park... Atatürk heykeli,Seğmen heykelleri,Türk kadını heykelleri,arabası her detay düşünülmüş... 

SEĞMEN GÖSTERİSİ

Seğmenler çok güzel bir gösteri yaptılar....

ATATÜRK KOŞUSU
 Asker her zamanki gibi Atatürk'ümüzü yalnız bırakmadı ve sahip çıktı. Bando mini bir konser verdi. 
ATATÜRK KOŞUSU PROTOKOL

 Protokol arkadaşlar.....
Protokoldekiler yanlış anlamasın ama ben hiçbirini tanımıyorum.Meşhur siyasilerin  protokolde olmayacaklarını zaten biliyordum da  CHP'li  Çankaya Belediye Başkanı nerede acaba? İlçesi sınırlarında yapılan bir törene katılmak bu kadar zor mu?

27 ARALIK ATATÜRK KOŞUSU

 Atasına Ülkesine gönülden bağlı vatanseverler bugünde oradaydılar.Atatürk koşusuna Bayrağımızla katıldılar. Güzel bir gündü..Böyle anma günlerinin daha coşkulu, daha kalabalık kutlanacağı günleri görmek ümidiyle yazımı bitiriyorum...
                                                                               Sevgilerimle

24 Aralık 2014 Çarşamba

BUZLUK BÖREĞİ

Buzluk böreği
Günaydın gençler ve genç kalanlar:)
Boş günlerinizde sarıp buzluğa koyduğunuzda, sizi çok rahatlatacak bir börek tarifi vermek istiyorum. Çıkarıp buzlu buzlu üzerine yumurta sarısı sürün hopp fırına...45 dk.sonra yumuşacık, çıtır börekleriniz hazır...ohh miss....
kıymalı börek

MALZEMELER
*3 yumurta
*1 su bardağı süt
*1 su bardağı zeytin yağ
*Yarım çay bardağı su
Yukarıdaki malzemelerin tamamını şekşeke (tupperın ayran yapıcısı) koyup iyice karışana kadar  çalkalayalım.
*1 kg.yufka


Kıymalı börek



İÇİ  MALZEMELER
*250 gr.kıyma
*1 tane büyük boy patates
*1 orta boy kuru soğan
*1 adet sivri biber


BÖREK İÇİNİN HAZIRLANIŞI
Küçük küçük  doğradığımız kuru soğanları, sivri biberimizi  tavamıza koyalım. yarım fincan zeytinyağı ile soğanımızı hafif pembeleşinceye kadar  kavuralım. kıymamızı tavamıza ekleyelim.beraber kavurmaya devam edelim.Ardından rendelenmiş patatesimiz tavamıza ekleyelim.birkaç dakika daha kavurduktan sonra tavamızı ocaktan alalım.
Börek yapımı

Bir yufkayı yayalım.Üzerine hazırladığımız karışımı fırçayla sürelim.Bir yufka daha serelim tekrar karışımdan sürelim.8'e bölelim. Kıymalı-patatesli içimizden böreğimize bolca koyup saralım. Böreklerimizin üzerine yumurta sarısı sürelim. Üzerine ise bu kez susam yerine mavi haşhaş attım. Önceden ısıtılmış   175 C fırında yaklaşık 45 dakika üzeri kızarıncaya kadar pişirelim. 
                                                                     Sevgiler
Kıymalı Börek,




Buzluk böreği

22 Aralık 2014 Pazartesi

KIŞ DİYE KENDİMİZİ SERMEYELİM-YAZA ZOR TOPARLANIRIZ 7.POST


Günaydın
İşte benim diyet listem....Çorbayı o kadar çok severim ki sadece çorba içerek yaşayabilirim.:)
Bir ara diyet listelerinde kilo vermek istiyorsanız  çorbayı bırakmanız lazım yazmışlardı da uykularım kaçmıştı falan :) Hayatımın hiçbir döneminde fazla kilo problemi olan biri değildim. Hamile olduğum dönemler hariç.....
Hira Melis'e hamileyken yaklaşık 30 kilo almıştım.Doğum yaptıktan sonra 5 kilosu gitmiş, kalanı da bana armağan olmuştu. Kalan kilolar beni o kadar üzmüştü ki 2.ayda resmen ölüm diyetine başlamıştım. Su ve sütten başka  ağzıma tek lokma koymuyordum. Bu bilinçsiz diyet programım 5 gün sürdü. Hamileliğim yeni sona ermiş.Vücudumdaki bütün depolarım boşalmış..Nekahat dönemim ve benim bilinçsizce başladığım aklım sıra diyetim..... Sonra ne oldu tahmin edersiniz.... kan şekerim düştüğünden dolayı bayılmaya başladım.Tabii hemen son verdim bu duruma.. yemek yemeye tekrar başladım. Yaklaşık 3 ayda sadece emzirerek  10 kilo verdim. Artık vücudumda, toparlanmaya başlamıştı ki; ikinci mutlu haberi aldık Doruk geliyordu....Böylece kilolarla tamamen  vedalaşmam 2 yıl kadar ertelendi. Sonunda ama; iki küçük bebek, iş, ev dörtlüsü bende kilodan eser bırakmadı...
Lütfen kilo verme konusunda  bilinçsiz davranmayın..Acele etmeyin. Hareket etmekle her şey o kadar güzel yoluna giriyor ki......
Şimdi ise yaptığım; formumu korumak ve selülitlere izin vermemek....
                                                                                                                               Herkese iyi haftalar diliyorum. Sevgiler


ŞEYDA COŞKUN DİYET





19 Aralık 2014 Cuma

17 ARALIK MEVLANA'DIR






17 Aralık'ta  vefat eden Sevgili  Mevlana, ölümünü "Sevgiliye Kavuşma" olarak kabul etmişti. Şeb-i Arus   Mevlana'nın düğün günü  (ölüm günü) töreni hakkında kullanılan tabirdir. Hz.Mevlana  17.Aralık.1273 günü akşam üstü güneş gökyüzünü kızıla boyarken,  Allaha kavuştuğu için tören;17.Aralık günü İkindi vaktinden sonra Kuran-ı Kerim okunarak başlar ve"Aynü'l-Cem "yapılmak suretiyle icra edilen bu merasimin gecesine  "Leyletü'l-Arus"da denir. Farsça "Şeb"- Arapça "Leyle" Gece demektir. "Urs" ise Düğün ya da düğünde verilen ziyafet; "Urs" kelimesinden türetilmiş "Arus" kelimesi ise; gelin demektir.

Yani Şeb-i Arus Düğün gecesi-Gelin gecesi anlamına gelir. Mevlana'nın vefat gecesini ve bu gecenin yıl dönümlerinde yapılan töreni ifade eden mevlevi terimidir.

Konya'da yaşadığım dönemde yani 2000-2004 yılları arası  Şeb-i Arus törenlerini izlemek bir türlü kısmet olmamıştı.Zaten törenlerde  Mevlana'ya yakışmayan bir  şekilde  vasat bir spor salonunda yapılıyordu. Türbeye ise ayakkabılarımızı  çıkarıp, elimize verilen siyah naylon torbanın içine koyarak giriyorduk. Her şey o kadar köhne ve vasattı ki.....bu köhneliğe rağmen 365 gün  Mevlana -Şems ve diğer türbeler,  gezilmesi gereken her yer Japon turist kaynardı. O dönemlerde Konya'da doğru dürüst otel bile yoktu.Küçük motel tarzı yerler vardı. Yer bulmak mümkün değildi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Mevlana öğretisini benimseyen ve çok seven Japonlar Konya'yı ve Mevlana'yı asla yalnız bırakmazlardı.

Bizler daha Mevlana'nın öğretilerini öğrenemeden; Dünya insanı Japonlar çoktann ona sahip çıkmışlardı o zamanlar...

  2011 yılında  Şeb-i Aruz törenlerine katılmıştım. Yeni yapılan Mevlana Kültür merkezinde olmuştu.Şahane bir ortamda, maneviyatı çok yüksek bir gece yaşamıştık. Hatta o duygu seline kendini kaptırıp  yoga yapanlar bile vardı.Konya'da yaşadığım dönemde benim için Mevlana; çaresiz kaldığımda, bunaldığımda, üzüldüğümde koştuğum ve huzur bulduğum tek yerdi....Ankara'ya dönerken bir tek Mevlana'dan ayrılacağım için çok üzülmüştüm...Taşınırken; gece gittim türbesine...kapısına yüzümü dayayıp  Allahaısmarladık ben gidiyorum dedim.

Biliyorum ki o da beni
Güle güle git diyerek uğurladı....

                                                                                      Sevgilerimle  








16 Aralık 2014 Salı

KUMAŞ YAPIŞTIRMA İLE FİSKOS ÖRTÜSÜ


Sonbahar gibi geçen, bir 16.Aralık gününden  herkese merhaba....Yaklaşık bir haftadır aşağıda göreceğiniz proje ile uğraşıyorum. Kenarlarını daha yapamadım ama daha fazla dayanamayacağım bir an önce sizlerle paylaşmak  istiyorum.

 Efenim herhalde salı günü başladım ben bu örtüyü yapmaya......Çünkü sallandıkça sallandı..Bu sefer beni çok uğraştırdı ama pek güzel oldu. 

ELİŞİ MASA ÖRTÜSÜ


İlk olarak zevkimize uygun  iri motifli bir tülbent alıyoruz. 
İri motifli olursa kesmek daha kolay.Tülbent çok ince olduğu için kesilen yerler tel tel ayrılmıyor. Küçük motifler, girintisi fazla olan yerler ,kesme işinizi zorlaştırır. Motifi bir bütün olarak çıkartıyoruz. Sonra 90*90 cm olarak kestirdiğimiz Ödemiş ipeğine motifi yerleştiriyoruz.


 Şık düğme'den alınan  ART DECO YAPIŞTIRICI' sı ile bir fırça yardımıyla,  motiflerin üstünden  fazla dışına taşırmayarak  yapıştırıyoruz. Taşarsa eğer; üzülecek bir şey yok çünkü yapıştırıcı şeffaflaşıyor.  

HANDMADE



HANDMADE

Dört kenarına motiflerimizi yapıştırdıktan sonra 24 saat kurumaya bırakalım. Daha sonra tersinden ütüleyerek fikse edelim.



Masa örtüme  biraz canlılık, pırıltı katması için yukarıda gördüğünüz simli yapıştırıcı ile güllerin kenarlarını, kıvrımlarını  bu yapıştırıcı ile belirledim.


ELİŞİ MASA ÖRTÜSÜ

Nasıl kullanacağınız hayal gücünüze kalmış. İsterseniz runner yapın, isterseniz masa örtüsü....


ELİŞİ MASA ÖRTÜSÜ


     İlk kez yıllar önce  yaptığım, yaparken çok keyif aldığım bir proje idi bu ipeğe tülbent yapıştırma işi.....Tekrar yapmak biraz uzadı fakat çok keyifli oldu. Farklı-özel.....

      Kenarlarına daha dantel dikeceğim fakat bekleyemedim                 hemen paylaşmak istedim. Nasıl olmuş? Beğendiniz mi?
                                                                                        Sevgilerimle





13 Aralık 2014 Cumartesi

KIYMALI TARHANA ÇORBASI YAPILIŞI


KIYMALI TARHANA ÇORBASI

Selam
Bugün yani sabahtan sizlere Tarhana çorbasının tarifini vermek istedim. Büyüklerimiz bu çorbayı  enerji olsun, tok tutsun diye sabah kahvaltıda içerlermiş. Tabii o zamanlar her şey zor, enerjiye çok ihtiyaç olurmuş...Bizim gibi rahat ve sağlıksız bir yaşantıları yokmuş....:)
  Tarhana; bence Türk milletinin DNA sarmalında varolan bir çorba.....sevmeyen yok gibi herhalde di mi? Ayrıca kendisinin  duygusal-fiziksel iyileştirici etkisi vardır. :) Bizim evde tarhananın  ustası annemdir....çırağı  ben :) Kevgirden geçirme aşamasında devreye sokulan yamaklar ise bizim kızlar...Çünkü yılların aşçıbaşısı  tarhanayı robottan geçirmeyi asla kabul etmez, kevgirden geçirtir. :)
Tarhana yapımları çeşit çeşit....Yaş olanı var,cips gibi kıtır kıtır olanı var, kevgirden geçirileni var,güneşte kurutulanı var...Bizim tarhanamız birazda Rumeli usulü olur. Kuru toz tarhana....Bir de mayalama işlemini kısa tutup, kurutmaya başladığımız için tarhanamız tatlı olur. Kısmet olursa yaza tarhanayı yapıp, nasıl yaptığımızı sizlerle  paylaşırım. 
Eskiden Maraşlı komşularımız vardı annesi tarhanaya incecik tepsilere döker.Güneşte kuruturdu. Çocukken onları cips gibi katur kutur yemeğe bayılırdım.....İnternetten kısacık bir araştırma yaptım. Maraş tarhanasının diğer adı döğmeli tarhana imiş...
Neyse efenim geçen sene tarhanayı çok yapmışız o yüzden bu sene tarhana yapmadık. Sizlere bugün çoğu  kadının ezbere yaptığı tarhana çorbasının tarifini vermek istiyorum.


TARHANA ÇORBASI
MALZEMELER
*1,5 litre su
*3 yemek kaşığı zeytin yağ
*1 yemek kaşığı  salça (Ben yemeklerime lezzet kattığını düşündüğüm için biber ve domates salçasını eşit ölçülerde karıştırır kullanırım)
*2 yemek kaşığı kıyma
*Bir su bardağı tarhana
*3 diş sarımsak
*Nane,tuz,kırmızı pul biber

YAPILIŞI
Orta boy tenceremize 3 yemek kaşığı zeytinyağımızı koyalım. 2 yemek kaşığı kıymamızı ekleyelim. Kavuralım.Ardından 1 yemek kaşığı salçamızı ekleyip 1-2 dakika daha kavuralım. Sonra  suyumuzu tenceremize ekleyip  1 su bardağı tarhanamızı tenceremize ekleyelim. Karıştırarak pişirelim.Kaynamaya başladıktan sonra yeteri kadar tuzumuzu ekleyelim.Sarımsaklarımızı çorbamızın içine rendeleyelim. Ocağımızın altını kapatalım.

Kaynayana kadar karıştırmak çok önemli.Karıştırmayı aksatırsanız topan olur.Blenderdan geçirmek zorunda kalırsınız. 

Küçük  tavaya yarım fincan zeytinyağını koyalım istediğimiz kadar naneyi ve kırmızı pul biberi atıp azıcık kavuralım. Tarhana çorbamızın üzerine ekleyelim. 

 Muhteşem tarhana çorbamız hazır...Afiyet olsun...

                                                                                        Sevgiler

KIYMALI TARHANA ÇORBASI

10 Aralık 2014 Çarşamba

KIŞ DİYE KENDİMİZİ SERMEYELİM-YAZA ZOR TOPARLANIRIZ 6.POST

Selam
Zayıflayacağız-forma gireceğiz  serisini yayımlamaya devam ediyorum arkadaşlar....Geçen hafta ki hamam maceramı sorarsanız eğer gayet güzeldi fakat çok kalabalıktı. Yani bu tecrübeden sonra artık haftasonları hamama gidilmeyecek ya da çok erken saatte gidilecek :) Fiyatlarını yazayım da  Ankaralıların bilgisi olsun...Hamam önünde bulunan Tarihi Karacabey hamamına gittim. Giriş 25 TL.Kese 5TL-Masaj 5 TL.

Bu postumuzun konusu ise " KARABUĞDAY"..... kendim denemedim ama benim azimli 3 kuzenimin diyetinde çokkkk işe yaradığını kendi gözlerimle gördüm.....Haberiniz olsun...

                                                                                 Sevgiler

ŞEYDA COŞKUN ZAYIFLAMA





9 Aralık 2014 Salı

GEL YA DA GİT - UNUTURSAM FISILDA




Söyleyecek sözün varsa; söyle
Anlatacak hikayen varsa; anlat
Hayallerin varsa; peşinden koş
 hiç durma.....
Denemeden, nelere gücünün yeteceğini nereden bileceksin?
Yapmazsan eğer; o pişmanlık seni yakar, kavurur.....
(Yukarıdaki satırlar hayat görüşümün özetidir.)

Çağan Irmak'tan duygu ve mesaj yüklü bir film daha....Şahaneydi.....

                                                                                           Sevgiler 



4 Aralık 2014 Perşembe

YOĞURTLU KEK TARİFİ

Selam

Bu aralar çalışkan bloggerları bir taktir ediyorum,bir taktir ediyorum sormayın yani.....Bense yayın hazırlamak için bir türlü zaman bulamıyorum. Resimlerini çekiyorum-bilgisayara atmaya zaman yok...Cep telefonumda 2000 resim, Ipad'de 500 resim ... fotoğraf makinasında bir o kadar daha...ayıklamaya, çevirmeye zaman yok...Resimleri; iş yapa yapa (gel 2 tıkla iş yapmaya git şeklinde) bloga at, iki satır yazı yazmaya otur, nihayetinde yayınla...Bu iş çok büyük sorumluluk gerçekten...Üçüncü çocuğum gibi....Özen istiyor, bakım istiyor, ilgilenilmek istiyor....

Kısaca gün bana yetmiyor...:( Günün 48 saat olmasını talep ediyorum ben Hakim bey :)))))

Şimdi gelelim Yoğurtlu kek tarifime....Yoğurtlu kekleri seviyorum.Daha yoğun oluyor....


YOĞURTLU KEK TARİFİ

 Malzemeler
*Oda sıcaklığında 4 tane yumurta
*Yarım su bardağı zeytin yağ
*1 su bardağı toz şeker
*1 su bardağı yoğurt
*Yaklaşık 3 su bardağı un
*1 tane vanilya
*1 tane kabartma tozu

YAPILIŞI
Şeker ve yumurtayı göz göz olana kadar mikserle çırpalım.Daha sonra yoğurdu ve zeytinyağını ekleyip 1 dakika daha çırpalım. Unumuzu eleyelim içine vanilyayı ve kabartma tozunu ekleyelim.Mikseri düşük devirde çalıştırarak karıştıralım.

Yağlanmış,unlanmış kalıba dökelim.Soğuk fırına koyalım.Fırını 150 C ayarlayalım. Kabarmaya başlayınca fırının ısısını 170 C çıkaralım.40-45 dakika pişirelim. İlk yarım saat fırının kapağını kesinlikle açmayın. Sonra kekin ortasına bıçak ya da kürdan batıralım. Hamur yapışmazsa pişmiş demektir.
                                                                                     Afiyet olsun

KEK TARİFİ

29 Kasım 2014 Cumartesi

GRİ VE SOĞUK KIŞ GÜNLERİNE; RENKLİ LENSLERLE RENK KAT!!!


 
Alcon AIR OPTIX® COLORS kontak lensler; gri kış günlerinde bakışlarınıza renk katarak, ortamı ısıtmanıza yardımcı olacak.
Göz bakımında dünya lideri Alcon tarafından üretilen ve güzellikle konforu aynı anda sağlayacak şekilde tasarlanan AIR OPTIX® COLORS renkli lensler; kış günlerinin gri havasını dağıtmamıza yardımcı olacak.
Parlak Mavi, Mavi, Gri, Gümüş Gri, Zümrüt Yeşili, Yeşil, Ela, Bal Rengi ve Kahverengi ile 9 renkten oluşan geniş bir yelpaze sunan AIR OPTIX® COLORS kontak lensler; “3’ü 1 arada” teknolojisi ile doğal ve canlı bakışlara sahip olma imkanı sunuyor.
Koyu bordo ve koyu kırmızı rujlu dudakları; sadece bolca maskara kullanarak öne çıkartan bu kışın makyaj trendinde; AIR OPTIX® COLORS kontak lensler ile sade ama aynı zamanda baştan çıkarıcı bir etki yakalamak mümkün olacak.
Silikon hidrojen yapısı ile lens içinden 6 kata kadar daha fazla oksijenin geçmesine izin vererek, gözlerin maksimum düzeyde nefes alabilmesine olanak sağlayan AIR OPTIX® COLORS kontak lensler; renkli bakışlara baştan çıkarcı bir doğallık ekliyor.
Alcon tarafından nefes alma özelliğiyle, güzellik ve konforu aynı anda sağlayacak şekilde tasarlanmış AIR OPTIX® COLORS renkli lenslerinden; numaralı ve numarasız olarak edinmek mümkün.
*Göz kontrolü ardından reçete ile satışa sunulan AIR OPTIX® COLORS renkli lenslerin, 1 ay süreyle günlük olarak kullanılması öneriliyor. AIR OPTIX® COLORS kontak lensleri; her bir eşsiz rengin, kullanıcının kendi göz rengiyle hafifçe karışmasına izin veren, irisin ince renk farkını taklit eden çığır açıcı üçü bir arada FreshLook® COLORBLENDS® teknolojisi ile üretiliyormuş. FreshLook® COLORBLENDS® teknolojisi ayrıca göz ile renk etkileşimini azaltmak için rengi lens malzemesi içinde muhafaza ediyor.
*AIR OPTIX® COLOR kontak lenslerinin uygunluğu için göz doktorunuzu ziyaret etmek zorunda olduğunuzu da unutmamakta fayda var.
AIR OPTIX® COLORS kontak lensler hakkında daha detaylı bilgi almak için; 
Bir boomads advertorial içeriğidir.

28 Kasım 2014 Cuma

KIŞ DİYE KENDİMİZİ SERMEYELİM-YAZA ZOR TOPARLANIRIZ SERİSİ 5.POST

Selam
Haftalık yayımladığım 5.Post'un konusu o kadar güzel ki...Hamam,haftada 2 kez masaj....Ohh miss....Hayatımda düzene sokamadığım bir takım işlerim vardır hep...Hamamda bunlardan biri....her hamam çıkışı kendi kendime söz veririm. 

-Artık her ay geleceksin. Unutma bak ne kadar hafifledin...

Sonra unutulur bu sözler, zaman bulunamaz, bulunsa kış gelir, üşütücem diye korkulur ,bu sıcakta hamama mı gidilir denir...bahane çokkkk..Ama bir dönem bayağı düzene girmişti bu hamam işleri...Hatta çeke sündüre benim Hira Melis'i de 1 kez götürmüşlüğüm vardır. Son oldu..Arkadaşlarıyla gelmek istermiş o... onları da getirirsem gelirmiş. Yok oradaki kadınlar (keseciler) çok sert bakıyormuş, derisi kızarmış..falan filan....

Biz bizimkileri götüremiyoruz ama elin Rus'u çocuklarıyla oradaydı bir keresinde....Sen adetlerine, geleneklerine sahip çıkmazsan elin Rus'u gelir alır elinden....Allah ne verdiyse....devamını yazamayacağım. :)))))

Ama bak Şeyda Coşkun ayda bir kez hamama gidiyormuş. O kadar masaj,kese mutlaka selülitlere de iyi geliyordur. 


Acaba hamamın patenti alınıyor mu? Lavaşı Ermenistan'a kaptırdığımız gibi, hamamı da Ruslara kaptırmayalım. Sonra adı Türk hamamı değil de Rus hamamı olur görürüz günümüzü hep beraber.....

Ben yarın hamama gidiyore.....
Herkese mutlu haftasonları diliyore......

Sevgilerimle



27 Kasım 2014 Perşembe

SMİLEY MİMİ


Sevgili Mimikli böcek beni; Smileyleri kullandığım zaman  neler düşündüğümü anlatmam için mimlemiş. İyi etmiş.Yalnız bu soru-cevap mimleri beni de kasıyor arkadaşlar..(Kendi de itiraf etmiş) Kalakalıyorum. Soru-cevap değil de bir konu belirlense, o konu hakkında ne düşündüğümüz yazsak daha iyi olur diye düşünüyorum.Umarım cevaplarımı beğenirsiniz.
                                                                                       Sevgilerimle


HAYALPEREST
Melek gibiyim bugün... beni kızdıramazsın..Ne düşündüğünde hiç önemli değil.Baygın bakışlarımdan anladın sen onu...Laylaylaylaylay

Tatil modundayım.Gidiyorum.Mutluyum.Tatilden bir sürü resim paylaşıp seni bayıltacağım.
Nefret edeceksin benden hihohoyyyyyy


İşte tüm zamanlardaki  halim...Ağzım kulaklarımda....Seviyorum gülmeyi..enerjisini seviyorum.Nasıl mutlu oldum anlatamam. Hepinizi seviyorum...Haa bu arada Seni de seviyorum. :))))))

NABER
Anladın sen onu...Akıllısın vesselam...

DERTLİ

Üzgünüm.İşler yolunda gitmiyor.Kafam karışık, nasıl düzene sokacağımı bilemiyorum.Napıcağımı şaşırdım.Of Allahım Of


26 Kasım 2014 Çarşamba

ANKARA'YI ERCİYES'E ÇEVİR YA RABBİM


ANKARA KAR


Selam

Ankara'da havalar çok soğudu. Hafif hafif kar yağmaya başladı. İnşallah devamı gelir çünkü geçen sene  hiç kar yağmadığı için;  Kızılırmak suyunu kullanmak zorunda bırakılmıştık.Tamam içmiyoruz, fakat banyo,tuvalet,bulaşık....Bütün yaz kaşınarak geçti..Hıı egzamada üstüne tuz biber oldu..Kokulu, sapsarı bir su.... Öğğğğğğ iğrençti...

 Sağlık Bakanı televizyona çıkıp Ankara'nın  suyu ile ilgili problem yok. Sadece rengi sarı demişti...Sevgili Büyükşehir Belediye Başkanımızda çıkıp, Kızılırmak suyunu içmişti yaaa...Hani tüm yaz neredeyse bebe, belik- yaşlı, genç hepimiz 2-3 ay süren, geçmeyen  ishalden telef olmuştuk yaa...Zaten bu şahıslarda, o açıklamayı, Ankara'da kolera salgını başladı diyen, gezi ruhu taşıyan arkadaşların dedikodularından  dolayı yapmak zorunda kalmışlardı yaa....O an aklıma bilin bakalım kim gelmişti? Taa ne zaman Rusya'da Çernobil patladığında, sağlık kuruluşları Karadeniz'de yetiştirilen çayları içmeyin.Hepiniz kanser olacaksınız diye bas bas bağırırken yine bir Sağlık Bakanı çıkıp; 
-yoo çaylarımız çok güzel,hemde sağlıklı..bakın ben içiyorum bişey olmaz
 -için için demişti yaa...

Uzmanlarda  10 yıl sonra sonuçlarını görürsünüz demişti de; gerçekten Karadeniz'de insanlar kanserden kırılmaya başlamıştı. Televizyonda, gazetede görmüştük.

Bu sebepten dolayı dua ediyorum
 Ya rabbim Ankara'yı Erciyes'e çevir...Lütfen

                                                                                    Sevgilerimle


24 Kasım 2014 Pazartesi

AH VRE MEMLEKET


Selam
24.Kasım tüm öğretmenlerimizin  öğretmenler gününü kutluyorum..

Öğretmenlerimizi anma şeklimiz bence; bir kutlama mesajı olarak değil de, unutmayarak, kendimizi de unutturmayarak, onların bize gösterdiği doğru yolda adım adım ilerleyerek ve  arada sırada da hatırlarını sorarak  olmalı... 

Buradan yazmak istiyorum. Sevgili ilkokul öğretmenim Seyyal hanım...Hayatımdaki yerin ve önemin çok büyük...Seni çok seviyorum..

Bugün sizlere  Mübadele konusundaki çalışmaları ile tanınan İskender Özsoy'un ilk öykü kitabı olan Ah vre Memleket'i anlatmaya çalışacağım.


AH VRE MEMLEKET

Ressam Dimitrios Katsikas Kappadokis'in Sinasos'ta ki Rumların Türkler tarafından uğurlanışını yansıtan tablosu


Türkçe konuşan  Ortodoks Rumların
Türkçe konuşan Müslüman Türklerin ortak  hikayesi.....Mübadele hikayeleri

Ailesinde mübadil olan biri, mutlaka büyüklerinden  bu hikayelerden birini dinlemiştir. Bir solukta okuduğum güzel bir kitap...Beni en çok etkileyen iki hikayeyi kısa kısa aşağıda özetlemeye çalıştım.Umarım beğenirsiniz.

Gece olmuştu.
Ve gece sürprizlere gebeydi.

Vagondan önce Hasan indi,sonra Ali'yi kucakladı,indirdi;ardından yavuklusu Zülfiye ile kayınanası Meryem'in inmesine yardımcı oldu.
Meryem ana gözlerini doğanın karanlığına alıştırdıktan sonra başını göğe kaldırarak derin bir nefes, çelik kafes içine girmiş gibi hissettiği ciğerlerini temiz havayla doldurdu.
O sırada gökte hilali gören Meryem söylendi:

"Ay gördüm Allah
Amentü billah
Aylar mübarek olsun
Lailaheillallah"
..............

Yoktu Süleyman Ağa yoktu.
....Emin bey meseleyi öğrenince Hasan'a akıl verdi:
"Marşandizin en önündeki pencereli vagonda bizimle Türkiye'ye gelen mübadele heyetinin İtalyan azası var.Git ona sor."
Hasan umutlandı,koşarak gitti. İtalyan'ı buldu.Bir gayret meramını anlatmaya çalıştı."Süleyman,Süleyman.Molla Süleyman." diye
Araya girenlerin yardımıyla anne ve babasının Nusratlı'da kaldığını, 15 gün sonra ayrı bir kafileyle Türkiye'ye gönderileceğini öğrenince yıkıldı Hasan, yiğit Hasan......

Vagona giren askerin koluna sarılarak bağırdı:
"Sende mi görmedin Ali'mi?
Asker tepkisiz,kolunu çekti.
İşini tamamladı, indi.
Kapıyı sürgüledi.
Zülfiye'nin gücüne gitti yeni vatanında kapıların yüzüne kapanması..
........

Yorgun mübadillerin bir bölümü Beyazıt'ta ki misafirhaneye,bir bölümü de -uygun yerlerine ranza kurulan- Sultanahmet Camii'ne yerleştirildi.
Hasan ve Zülfiye, bir hafta geçirdi misafirhanede, annesiz..
Meryem daha hastahaneye götürülürken yolda ölmüştü.
...........

Hasan,Zülfiye ve Ali'ye gelince
Hasan, annesiyle babasının nerede olduğunu öğrenemedi.
Zülfiye anasının mezarını hiç ziyaret edemedi.
Ali Kavala'da kimsesizler yurdunda " kim" olduğunu bilmeden rüyasında " düdüklü amca" sıyla beraber sisler içinde koşarken sonsuzluğa.....Öldü.....




AH VRE MEMLEKET



Yüzü mosmordu Fotini'nin gül yüzlü anacığının...
Bilenler kendi aralarında fısıldaştı."Kadıncağız sekte-i kalpten gidivermiş oturduğu yerde..." diye
Fotini'nin annesinden ayrılması güç oldu.
Bu ayrılık ölümden beterdi.
Antigoni'nin cesedini bir şilteye sardılar,ayaklarına demir bağlayarak denize attılar, gemideki papazların söylediği Themu Voithise Mas ilahisinin eşliğinde....
Ölüm sessizliğini süvarinin gür sesi bozdu:
"Makineler tam yol ileri..."
Gemi, Ege'nin sularından bir meçhule doğru yeniden yola çıkarken güverteden Türkçe ağıtlar yükseliyordu.....

"Dereköy'den çıktım yan basa basa
Mudanya'ya geldim kan kusa kusa
Dereköy'den çıktım başım selamet
Mudanya'ya geldim koptu kıyamet"

Umarım bir daha hiçbir millet bu acıları yaşamaz.
                                                                                    Sevgilerimle

20 Kasım 2014 Perşembe

OSMANLI MUTFAĞINDAN TANDIR ÇORBASI


Güzel başlayan bir perşembe gününden herkese merhaba...
Geçenlerde kitap evinde gezerken; Yunus Emre AKKOR'un
 Osmanlının yemek tariflerini veren kitabı "Osmanlı Mutfağı" kitabını buldum. Çok güzel tarifleri var.Zaman içinde hepsini yapıp, paylaşacağım.Bugün sizlere tandır çorbasının tarifini vermek istiyorum. Aslında ona çorba demek bir nevi haksızlık...İçinde yok yok....O kadar besleyici ki bir tabakla doyduğunuzu hissediyorsunuz...Annemde biz çocukken sık sık yapardı bu çorbayı... Çocukluğumun lezzetlerinden biridir.

OSMANLI MUTFAĞI ÇORBALARI

                                       Gelelim tarifimize....

MALZEMELER
*2 yemek kaşığı kavurma
*Yarım su bardağı nohut
*Yarım su bardağı bulgur
*Yarım su bardağı kuru fasulye
*Yarım su bardağı yeşil mercimek
*3 su bardağı et suyu
*1 orta boy kuru soğan
*2 su bardağı su
*1 yemek kaşığı tepeleme tere yağ
*1 çay kaşığı tuz
*1 limonun suyu
*1 çay kaşığı kimyon
*1 çay kaşığı pul biber
*1 çay kaşığı karabiber

SOSU İÇİN
*2 yemek kaşığı tere yağ
*1 tatlı kaşığı kuru nane
*3 diş sarımsak
*1 tatlı kaşığı pul biber

YAPILIŞI

Mercimek, fasulye ve nohudu bir gece önceden yıkayıp ayrı ayrı ıslatalım. Bu malzemeleri tuz eklemeden ıslattığımız sularla birlikte haşlayalım. Bulguru ayıklayıp yıkayalım. Kuru soğanları küçük küçük yemeklik doğrayalım. Derin bir tencerede bir yemek kaşığı tereyağını eritip,içine doğradığımız soğanları ekleyelim. Pembeleşene kadar kavuralım. Soğanlar pembeleşince içine haşlanmış mercimeği, kuru fasulyeyi, nohudu, yıkanmış bulguru, kimyonu, pul biberi, limon suyunu, et suyunu, tuz ve karabiberi ilave edip karıştıralım ve otuz dakika pişirelim. Çorbamız piştikten sonra on dakika dinlendirelim.

Çorbamız dinlenirken, küçük bir tavada tereyağını kızdırıp, içine kıyılmış sarımsakları atıp kavuralım. Ocağımızın altını kapatmaya yakın kuru nane ve pul biberini atıp kavuralım. Hazırladığımız sosu çorbamızın üstüne gezdirip, sıcak olarak servis yapalım.


ÇORBALAR

                                                                                                                                    Sevgiler 


19 Kasım 2014 Çarşamba

KIŞ DİYE KENDİMİZİ SERMEYELİM-YAZA ZOR TOPARLANIRIZ 4.POST



Selam kızlar
Bugün sizlere Şeyda Coşkun'un  çok işimize yarayacak ödem söktürücü listesini veriyorum. Bu arada İbrahim Saraçoğlu'nun soğan suyu kürü de çok işi yarıyor.Özellikle kist problemi yaşayanlar haberiniz olsun.
Herkese kolay gelsin.
                                                                                                                                    Sevgiler 


ZAYIFLAMA ÇÖZÜMLERİ








18 Kasım 2014 Salı

KIŞ DİYE KENDİMİZİ SERMEYELİM-YAZA ZOR TOPARLARIZ SERİSİ 3.POST


Herkese selam
Her hafta cuma günü yayımladığım diyet listeleri-sağlıklı yaşam listemizi mübadele yazımdan dolayı yayımlayamadım, üzgünüm..Bu nedenle bugün ve yarın konu ile ilgili  iki post  yayımlayacağım.
Selülit ile ilgili Sevgili Gül geçenlerde bana miden sağlamsa eğer; sabahları aç karnına kahve iç yağ yakımını hızlandırdığı için  selülitin kalmaz dedi...Reflü-ülser korkuyorum ama....zannedersem deneyeceğim...:)
                                                                              Sevgiler 


ŞEYDA COŞKUN ZAYIFLAMA








13 Kasım 2014 Perşembe

MÜBADELE'DE GELENLERE AİT EVRAKLAR


YUNANİSTANDA DOLDURULAN BELGELER



Selam
Eski yazılarımı okuyanlar bilir.Ben aile büyüklerimi araştırmaya başladığımda elimde hiçbir belge yoktu. Zaten  ailemde;  sessizlik yemini etmiş gibi konuşmuyordu. Sadece biz Selanikliyiz. Bizimkiler Selanik'ten gelmişler,bunu bilin yeter diyorlardı. 1.kuşak mübadil olan dedemler ve büyük annemler sırları ile birlikte çoktan toprak olup, göçüp gitmişlerdi. Anlıyorum ki çok acılar çektikleri için sessiz kalmayı tercih ediyorlardı. Yaprak gibi savrulmuşlar, mübadelenin ne demek olduğunu bile anlayamadan vatan bildikleri evlerinden yurtlarından, bilmedikleri bir başka yere gönderilmişlerdi.

Şimdi düşünüyorum da; birçok insan  için sil baştan bir hayat...Ne kadar zor..İnsan için ne önemlidir? Ailesi, evi, eşyaları, hayvanları, tarlası, elleriyle diktiği ağaçları, emek verdiği mahsulleri, mezarları, geçmişleri...Bunların hepsini bir anda bırak ve sersefil bir halde yollara düş..Balkan savaşlarından zaten yeni ve yenik olarak çıkmışsın. Bir yığın acı çekmişsin. Birdenbire hopp Türkiye'ye ye....Bir de vatan değiştir.

Yine de iyi adapte olmuşlar diye düşünüyorum zaman zaman...Bu durumu da Türklerin göçebe olmalarına bağlıyorum. 600 yıllık bir imparatorluk çökerken böyle acılar yaşanması da olağan tabii Bu duruma söylenecek bir şey yok..
MÜBADELE BELGELERİ



( Ananemin babası İzzet Dede ve ailesine ait olan Tasfiye Talepnamesi)


Atalarımı araştırmaya başladığımda, ilk olarak Devlet Arşivlerinin Cumhuriyet arşivleri bölümünden aile içinde dilden dile aktarılan lakapları, köyleri, anne-baba adları ile araştırma yapmaya başladım.Acaba hangisi bizimkiler diye...Dayım, annem, teyzem, halam, yengeler, köydeki yaşlılar ile sürekli  görüşüp, konuşmaları birbirine ekleyerek puzzle yapar gibi günlerce araştırma yaptım. 
Sonucunda bizimkilerin tasfiye talepnamelerine ulaştım.

Aşağıda gördüğünüz annemin babası Haydar Dedeme ait tasfiye talepnamesinin ilk sayfası...

YUNANİSTANDA DOLDURULAN BELGELER

Bu sayfadan Bir kadın, bir erkek iki kişi geldiklerini, Ücretli yolculuk yaptıklarını, hangi limandan gemiye bindiklerini, Haydar dedemin babasının adının Mustafa olduğunu öğrendik.
Bu arada bu tasfiye talepnamesinde ilginç olan ne biliyor musunuz? Haydar Dede mübadele olduğunda hem öksüz, hem yetim, hem de reşit değil..Kimsesi olmadığı için yanında bir kadın ile birlikte Türkiye'ye gönderilmiş. Aile de kimse o bayanı tanımıyor ama Derinkuyu muhtarlığına ait belgelerde o annesi olarak kayıtlı gözüküyor.Ama annesi değil...İşte böyle durumlar söz konusu...Parçalanmış aileler... kim, nerede, nasıl bilinmiyor.

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. En üstteki İzzet dede'ye ait tasfiye talepnamesinde "ücretsiz seyahat" yazıyor. Ama altta ki Haydar Dede'ye ait olan talepnamede "ücretli seyahat" yazıyor. Neye göre böyle bir ayrım yapmışlar acaba?


TASFİYE TALEPNAMELERİ

Tasfiye talepnamesinin ilk sayfasının Türkçe tercümesi 

Bize birçok bilgi veriyor.Tam olarak nerede yaşadığını yani memleketini(onların izlerini nerede aramamız gerektiğini),mesleğini, babasının ismini....Nur içinde yatsın babam babasına bazen peder bey diye hitap ederdi..Bize farklı gelmezdi ama aramızda yabancı birileri olduğunda bu hitap şekli onlara çok garip gelirdi....Bakışlarından anlardık :))

TASFİYE TALEPNAMELERİ



TASFİYE TALEPNAMESİ



Tarlalarının, kimlerin tarlaları ile  komşu olduğunu,tapularının kimlerin adına olduğunu ve tapularının Balkan Harbinde kayıp olduğunu söylemişler. Ayrıca altın olarak hesabını yapmışlar.



TASFİYE TALEPNAMESİ


Ambarlarında ne kadar arpa, buğday olduğunu varsa eğer hayvanlarının ne olduğu ve değeri yine altın olarak hesaplanmış.
MÜBADELE BELGELERİ



İşte elime aldığımda beni asıl duygulandıran sayfa....
Daha önceki yazım  BEN MÜBADİL TORUNUYUM-2-' de bahsettiğim Osmanlıca A3 pelür kağıda yazılan, elime almama izin verilen, orada isimlerini, imzalarını parmak izlerini gördüğümde beni duygu seline boğan son sayfa......
Onlarla aramda oluşan somut bir bağ.....

DEVLET ARŞİVLERİ BELGE


Yukarıda gördüğünüz belge Ananemin babası İzzet Dede'ye ait..Ananem Fatma 13.yaşındaymış
 Muhacir Kayıt Örneği de  tasfiye talepnamelerini bulduktan sonra isteyeceğiniz 2.belge....

Gemiden nerede indikleri, kaç kişi geldikleri, kaç yaşında oldukları, nereden gelip nereye yerleştirildikleri belgenin içeriğinde yazılı.....Bu belgeyi elime aldığımda mutluluktan havalara uçmuştum.
Küçük bir dip not eklemek isterim. Yerleştirildikleri köyün adı "Çarşı dere",bizimkilerin geldikleri köyün adı "Cuma", Yetkililer bizimkiler gelince sanıyorum, unutulmasın diye köyün adını "Çarşı cuma" olarak değiştirmişler. :)

MÜBADİLLERE AİT EVRAKLAR

Yukarıda gördüğünüz Muhacir Kayıt Örneği de Babaannemin babası Rüstem Dede'ye ait...Babaannem Necibe'de 15 yaşındaymış. İki aile de Yunanistan'da Kayalar Kazasına bağlı Cuma köyde kapı komşusu iken; Türkiye'ye getirildiklerinde biri "Çorum-Sungurlu-Çarşı dere köyüne", öbür aile ise "Çorum'a" yerleştirilmişler. Böylece komşular, aileler birbirini kaybetmiş.
Bu arada bir parantez açmak isterim. Bizimkiler birbirini kaybetmemişler. Çünkü yerleştirildikleri yeri beğenmediklerinden dolayı hepsi toplanmış, Niğde'ye yerleştirilen diğer dedemin abisi bir gece at arabasına tüm akrabalarını doldurmuş Niğde'ye getirmiş.
MUHACİR KAYIT ÖRNEĞİ


Yukarıdaki Muhacir kayıt örneğinde ise Dedemin diğer bir kardeşi Salim Dedelerin ilk yerleştirme de Niğde Hasaköy'e yerleştirildikleri, 4 yıl  sonra  06.03.1928 tarihli emirname ile Adana'ya gönderildiklerini öğrendik.
Böylece yıllarca kulaktan kulağa aktarılan durum belgelenmiş oldu.
MÜBADELE BELGELERİ
Aşağıda yayınladığım listeler Çorum Sungurlu mübadil listeleri.. Belki dedelerinizi bulabilirsiniz.

MÜBADELE BELGELERİ

MÜBADELE LİSTELERİ

MÜBADİL LİSTELERİ



Bir diğer belge ise; Türkiye'de yerleştirildikleri yere göre düzenlenen mübadil listeleri.....
Bu arada bu belgelerde çok sağlıklı olarak hazırlanmamış.Çünkü yukarıda mübadil kayıt örneğinde  Rüstem dedenin yerleştirildiği yer Çorum olarak gözüküyor fakat bu listelerde "Çarşıcuma" köyü olarak gözüküyor. Hak vermek lazım tabii o karmaşıklık, o hengame, fakirlik, cahillik her şey üst üste gelmiş.


Şimdi de sırada "İskan Kaydı Talep Formu" var. Ama bu belgeyi alabilmem için adına kayıt istediğim kişilerden birinin varisi olduğumu kanıtlayan verasetnamenin olması gerekiyor. Bu yüzden ananemin babası İzzet dedenin verasetini almak üzere mahkemeye başvurdum. Son duruşma artık 18.Kasım.2014'de....Umarım verasetnameyi alabilirim. Alabilirsem eğer; bu seferde Devlet Arşivlerine İskan Kaydını almak için başvuracağım. Umarım geçmişini arayan mübadil torunlarına bir nebze olsun faydam olmuştur.
Tekrar görüşmek üzere 
   Sevgiler...

GÜNCELLEME
18.Kasım.2014'de duruşması olan verasetname davam, annanemin kardeşleri Osman ve Mümine'nin yaşadığını ya da öldüğünü ispat edemediğim için, Nüfus Müdürlüğünden de "kayıtları bulanamamıştır" cevabı geldiğinden dolayı (Nüfus Müdürlüğü bilmiyormuşşşşş)  Mayıs'a ertelendi. Mayıs'ta gittim. Hakime hanım ispat için tanık istedi.Hepsinin öldüğünü tanık olarak sadece annemin olduğunu söylememe rağmen yeterli bulmadı.Tekrar Nüfus Müdürlüğüne yazı yazılmasını istedi. Nüfusta çalışanların böyle yol göstericilikten uzak, sıradan cevaplarına çok kızdığını da ekledi.Bende artık çok yorulduğumuzu ve davadan vazgeçtiğimi söyledim.Çünkü dava 3.yılına girmişti. Vazgeçemeyeceğimi söyledi. :) Kamu davası devam edermiş. Dava Eylül'e ertelendi. Eylül'de ki davaya annemin ameliyatı sebebiyle katılamadım ve dava düştü. 
Şimdilik iskan kayıtlarını alabilmem mümkün gözükmüyor maalesef...
Hala umudumu kaybetmedim.Satırlarımı"Gün doğmadan neler doğar" diyerek bitirmek istiyorum.
                                                 Sevgiler