YURTDIŞI GEZİLERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YURTDIŞI GEZİLERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2014 Cuma

MEİS Καστελλόριζο ADASI

MEİS

Türkiye'ye en yakın Yunan adası hangisidir? diye sorsanız cevap Meis adası... sadece 7 km. yaklaşık 20 dakika uzaklıkta......Hatta Meis'ten, Türkiye'ye yüzme yarışmaları bile yapılıyor. Bu seneki yarışa katılan Çınar Oskay'ın HAKK'A YÜZDÜ yazısı beni koparmıştı. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Meis'i  bu yazıdan sonra daha bir merak eder olmuştum.


 Καστελλόριζο

Kaş'tan Meis'e götüren 2 tane feribot var.Gündüz gitmek isterseniz sabah 10'da kalkıp 16'da geliyorlar.Çarşamba ve Cumartesi günü akşam turu yapıyorlar. Çok sıcak olduğundan dolayı biz akşam 5.45'de kalkıp gece 23.00'de gelen feribotu tercih ettik. İyi ki böyle yapmışız. Bu kadarcık saat bile yetti de arttı.....Adada yapacak pek bir şey yokk çünkü.... Biz Meis Express ile adaya gitmek için kişi başı 25 euro'ya anlaştık. Tabii 15'er Tl. yurt dışı çıkış harcı ile birlikte  pasaportları şirkete verdik. İsmimiz okunarak feribota alındık. 20 dakika sonra Meis'teydik.

  Adaya girişte ne polis ne de gümrükçü vardı..Adanın Duty Free si küçücük, sırt sırta alışveriş yapılıyor.

Kastellorizo- Καστελλόριζο

Yunanistan gezimiz sırasında, aslında Yunanlıların (Mübadiller hariç) çok dindar ve  milliyetçi olduklarını, bu sebeple Türkçe bilenlerin dahi Türkçe konuşmadığını söylemişlerdi. Her memleketin aşırı uçlarından sakınmak gerekiyor. Meis'te yaşayanlarda her cuma günü Kaş'a pazara geliyorlarmış. Zannımca Türkçe bildikleri halde konuşmuyorlar. Bizim restaurant'ın sahibi Yunanca  bağıra çağıra iş yapıyordu...Yunanistan'da porsiyonlar o kadar büyük ki ye ye bitmiyor. Fakat adalarda böyle değil...Porsiyonlar gayet az....Ekmekle doyurduk karnımızı....


MEİS RESTAURANT

Yemekten sonra pasta yemeye gittik. Yalnız pastaları çok 
güzel...Cafeyi işleten kızın annesi yapıyormuş pastaları...Mozaik pastası harikaydı....


 Καστελλόριζο

Adanın tamamı bu kadar bir şey işte......Meis'ten bakınca Kaş Büyükşehir gibi gözüküyor o ka yani......
DIŞ CEPHE

Meis'in adını ilk kez 1991 yılında, En İyi Yabancı Film dalında  Oscar'ı kazanan Mediterrano adlı film ile duymuştum. Çok eğlenceli bir filmdi. Konusu 2.Dünya savaşında adayı korumakla görevlendirilen İtalyan askerlerinin trajikomik hikayesiydi.

MEDİTERRANO FİLMİ

İşte burası da o meşhur Mediterrano filminin geçtiği mekan. Kaldığınız otelin önünden denize atlayabiliyorsunuz.


DIŞ CEPHE
Bu Yunanlılar renklerle barışık insanlar...
Meis güzeli Hira Melis


 Καστελλόριζο


POSEiDON
Poseidon otel
Birlikte geldiğimiz bir aile daha önce bu otelde kalmış. Çok memnun olduklarını belirttiler
(Adada kalmak isteyenler için küçük bir dip not)

CAMİİ


DENİZ HAYVANLARI
Yemek yediğimiz restaurantın,  utangaç, hüzünlü, aç  misafiri...... O kadar çok ki her yerden kafalarını uzatıveriyorlar.
Temiz denizlerin canlıları carettaların bakışları bana çok hüzünlü gelir. :( Yüzerken karşılaşmak istemem ama....o da ayrı...

YER SOFRASI

Dekorasyondan anlıyor Yunanlılar..
Bu da yer sofrasının güzelliği
Annem kendi yer sofrasını kırmızıya boyamıştı. Şimdi ona kırmızılı bir hasır lazım oldu :)

RENKLİ EVLER




DORUK

Çocuklar blog sayesinde fotoğrafçılığa merak saldılar. Bakış açıları değişti. Bu durum  çok hoşuma gidiyor.

HİRA MELİS

Osmanlı Camii'nin yanındaki merdivenlerden Adanın arka tarafına dolaşabilirsiniz.

Meis'ten sonra Kaş'a geldiğimizde kalabalıktan gözümüz döndü....Memleketimin gözünü seveyim. Fazla sukünet bizi bozar :)

Tavsiye kısmına gelelim.Ne bileyim yaaa... yolda ve orada harcadığınız paraya değecek mi? Çok iyi düşünün bence....

Bir tatil yazısı daha sona erdi. Araya başka bir post girmezse eğer Kekova yazısında buluşmak üzere...
                                                                           Sevgilerimle

8 Temmuz 2014 Salı

VODİNA-EDESSA


VODİNA ŞELALE

Vodina mübadeleden önce Selanik Sancağına bağlı bir kaza merkeziymiş. Halkın çoğunluğu genelde düz ovada kurulmuş köylerde yaşıyormuş.Yemyeşil bir merkez...Kaymak çalan dağlarının çevrelediği Karaca ova toprağı tabii ki sudan dolayı çok bereketli....Burada bir kez daha doğanın gücüne hayran kaldık...Suyun debisi çok güçlü...Çevresine verdiği serinlik harika...

Vodina'dan gönderilen yaklaşık 22.000 mübadil, Türkiye'ye getirildiklerinde Edirne,Şar köy,Bursa,Çeşme,İstanbul ve Gelibolu'ya yerleştirilmişler.Ne ka güzel...

Bizimkiler ise; Çorum, Niğde..... suya hasret yaşa.... Ne göl ne de nehir...:(


VODİNA ŞELALE

Şelalenin arkası 

Su hayattır diye boşa söylemiyorlar..
Gürül gürül bir şelale
Voda,Slav dillerinde su, Vodina ise; sular şehri anlamına geliyormuş.
Vodina'nın bir başka adı ise; Edessa...
Edessa ise Makedonca'da su anlamına geliyormuş.


GREEK SALAD

Şelalelerin yan tarafında Vodina Belediyesinin restoranı var.Oranın en meşhur yemeği olan güveçlerimizi ve greek salatamızı yedik. 

Greek salatanın özelliği domates,biber,salatalık ve soğan iri iri doğranıyor.Üzerine konulan büyük kesilmiş bir peynir parçası ile sunuluyor.


VODİNA GÜVECİ

Vodina güveci ise.....amanda aman yemede yanında yat gibi bir şey...bir lezzet bir lezzet...
Altında koca bir parça dana eti...Üzerinde de iri kesim bir patates,uzunlamasına kesilmiş patlıcanlar,kırmızı biber ve yine peynir ile birlikte getirildi.

Şahaneydi.Giderseniz eğer mutlaka Vodina güvecinin tadına bakın...

HEDİYELİK ALIŞVERİŞ


Yemekten sonra şelalelerin arka tarafında kalan hediyelik eşya dükkanlarından magnet ve akraba bileziklerimizi (Deriden... 15-20 tanesi bir arada satılan ince siyah  bileklik...Hira Melis bunlara akraba bileziği diyor.hepimize üçer beşer dağıttı...Hep takmamız gerekiyormuş. Aramızda ki bağı güçlendiriyormuş.) Tabii biz gelir gelmez çıkarttık. Aramızda en istikrarlı Sedat abim çıktı.(Solda ki) Dün akşam iftarda, hep beraber annemdeydik. Hala kolundaydı. Dayanamam....
ennnn akrabam benim.

http://www.lozanmubadilleri.org.tr/ ile yaptığımız Yunanistan gezimizin Vodina kısmı da  böyleydi. 

Şimdilik hoşçakalın...
                                                              Sevgilerimle






4 Temmuz 2014 Cuma

KAVALA- Καβάλα)


KAVALA

Kavala Kavala güzel Kavala......
 Eski sokaklarında avare avare gezmekten, kokusunu hissetmekten mutluluk duyduğum şehir..
Şehrin güzelinden anlayan  Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın kenti...Mehmet Ali Paşa'nın izleri her yerde...  

İMARET HOTEL


Yukarıdaki Mehmet Ali Paşa medresesi.... 
Şu anda  İmaret adı altına lüks bir otele dönüştürülmüş..
Mehmet Ali Paşa adına yaptırılan eserlerde,  bir kıvrım çok zarif bir şekilde ortaya çıkmış. Aynı zerafet annesinin mezar taşında da kendisini gösteriyor...Çok hoşuma gitti.
Bu eserleri yapan mimarın önünde saygıyla eğiliyorum.


SU KEMERLERİ

Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı, şehrin ortasında kalan
 su kemerleri 
 Kavala'nın imzası gibi


KAVALA GECE

Otel penceresinden su kemerlerinin gece görüntüsü


KAVALA KALESİ

Kavala kalesinin mahzeninin içindeki güzellik


GALAXY HOTEL
Evetttt şimdi size Kavala'nın en güzel kızını gösterip,  enn güzel otelini tanıtmak istiyorum.
Galaxy Otel 
4 yıldızlı yenilenmiş bir otel. Odaları tertemiz..ilk defa  kendi yatağım dışında bir yataktan belim ağrımadan kalktım. Odalarında halı yok.Bu benim için çok çok önemli. Çünkü halı kaplı odaların yeterince temizlenemeyeceğini düşünüyorum.Duvara monte edilmiş küçük bir ütü masası ve ütüsü var.Görünce sevindirik oldum..4 gündür linga linga gezip, her gece bir otelde konaklayınca artık  kıyafetlerim kırış buruş olmuştu.Hemen küçük çapta bir ütü işi yaptım...

 Yurt dışında öyle bizdeki gibi; açık büfe  iki kilometre kahvaltı masaları, serpme köy kahvaltıları, onlarca çeşit zeytin, peynir gibi ye ye bitmez  kahvaltılar yok. İki çeşit peynir,zeytin bulursan ne ala...Ama Galaxy Otelin kahvaltısı gayet güzeldi. Özellikle kaymaklı böreği....Ben bunu Yunanistan'a son yıllarda çok Türk gelmesine bağlıyorum.Biz 19 Mayıs tatilinde oradaydık...Otel de kalanların neredeyse tamamı Türk'tü. 
Bir de demleme çay yapsalar ohh ne ala memleket..olacak :)

KAVALA KALESİ

Kavala kalesinde öz çekim :)


KAVALALI MEHMET ALİ PAŞA

Yunanistan'da heykelini gördüğüm tek Osmanlı paşası... Belli ki Yunanlılar tarafından çok seviliyor. Sokaklara ismi verilmiş, heykeli dikilmiş, evi müze haline getirilmiş, annesinin mezarı koruma altına alınmış bir Osmanlı paşası....

Kimilerine göre Osmanlı'ya isyan etmiş  hain Paşa, kimilerine göre ise; Mısır'da yaptığı reformlardan  dolayı 2.Mahmut'u bile etkilemiş Paşa...Ama şu bir gerçek ki çıkardığı isyanla Osmanlıyı bayağı uğraştırmış...
Bu durumun zamanın şartlarına göre değerlendirilmesi gerekiyor bilemiyorum artık...
Ama şu bir gerçek ki;  Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın şu an  Kavala'da bulunan ziyarete açık evinin  girişinde, Yunan-Mısır bayrakları dalgalanmakta...:(

Ayrıca bademli Kavala kurabiyeleri de çok leziz..

Kavala görülmesi gereken  güzel bir şehir..Tavsiye ederim. Herkese mutlu, sağlıklı hafta sonu diliyorum. 
                                                     Sevgilerimle





23 Haziran 2014 Pazartesi

AkSAKLI-LEFKARA

HAYDAR DEDE
 Haydar dedem
Hakkında doğru dürüst bir şey bilmediğimiz, sır dedemin köyü Aksaklı.... Mübadeleden sonra nereye yerleştirildikleri konusu halen muallak.... Bizimkiler Derin kuyu Su vermez köyü  diyorlar ama Devlet Arşivlerinde bulunan belgelerde  çıkmıyor. Tasfiye talepnamesini buldum fakat geri kalanı maalesef  yokkkkk...

Tasfiye talepnamelerine göre Haydar dedem Ağsaklı köyünün Davarlı mahallesinden...hem öksüz hem yetim kardeşi de yok ve nüfus kayıtları doğru ise eğer; geldiğinde reşit değil. Tek başına Türkiye'ye getirilmiş. Yaptığım araştırmalar sonucu, mübadele zamanında reşit olmayan çocukları, o köyde bulunan, dul ya da yalnız kalanlarla  Türkiye'ye göndermişler.

Nüfus kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla 1874 doğumlu Aliye adında bir bayanla gönderilmiş...Kim olduğunu aile de kimse bilmiyor. Ama geçen gün Derin kuyu köyü muhtarı ile görüştüm.Muhtarlık kayıtlarına bakmasını istedim. Gürkanları buldu. Aliye orada "anası" olarak kayıtlıymış. Ama annesinin adı Ayşe....Bilemiyorum işte, yine ????????? Bize yol gözüktü gibi....Derinkuyu'ya gitmek lazımmm...

15-19 Mayıs'ta tekrar gittik Ağsaklı-Lefkara'ya .....
Yine Haridun karşıladı bizi....Artık iyice yaşlanmış, ama masmavi gözleri pırıl pırıl...Sevindi bizi görünce...






AĞSAKLI KÖYÜ


Baktık taşa toprağa dokunduk tasfiye talepnamesinde yazan ev şekline uyanı aradık, hüzünlendik. 


AĞSAKLI
5.kuşak  mübadil Doruk annanesinin babasının evinde... Çocuklarda çok etkilendiler. Bu gezi çocuklara çok şey öğretti.
HAYDAR DEDE
Haydar Dede bütün mübadiller gibi 01.07.1912  doğumlu...Tasfiye talepnamesinden öğrendiğimiz kadarıyla Ağsaklı'da iki oda, çıkma avlulu, İki ara Ahır'ı, Dört ara Saman hanesi ve iki ara hayat'ı (yeniler bilmez :) gizli bahçesi) olan bir evi, 34 dönüm arazisi, 38 dönüm bağı olan Dedem...

Orada da bağcılıkla uğraştıkları için Derinkuyu'ya yerleştirilmeleri gerekiyor aslında....Ama....





KÖY YOLU
Köyümüzün yolu
 Haydar Dede bu topraklarda doğdu maalesef burada ölemedi. Annesinin, Babasının mezarını burada bırakıp gitmek  zorunda kaldı.
MÜBADİL
Ayrılırken yine ağladı Haridun... ayrılamadık bir süre...
Acaba bir daha gelebilir miyiz, gelirsek  seni görür müyüz Haridun? 
Aksaklı ya da İsaklı hakkında bir bilgisi olan varsa lütfen mail adresimden benimle irtibata geçsin.

                                                             Sevgilerimle

7 Haziran 2014 Cumartesi

ÜSKÜPLER-KİLADA

Herkese selam...Bugün size Üsküpleri anlatmaya çalışacağım.

YUNANİSTAN ÖZTEPE TEPESİ


Üsküpler-Kilada  Büyük babam Nail Öztepe'nin  köyü...İki yıl önce gittiğimizde,  köyün arkasındaki tepenin isminin "Göztepe" olduğunu öğrenince çok şaşırmıştık. Büyük babamın bize anlattığı soyadımızın hikayesi gelmişti aklımıza...Daha önce ki Yunanistan gezimizi anlattığım, "Altınları Bulamadık ama.." yazımda da bahsettiğim  hikaye şöyle...

Rahmetli Büyük babam Hacı Rüstem oğullarından Nail,  Ankara'da şimdilerde talan edilen Atatürk Orman Çiftliğinde Atatürk'ün bahçıvanı olarak çalışmaktaymış.1935'de Soyadı Kanunu çıktığında, Soyadımızı ne alayım paşam demek için Atatürk'ün huzuruna çıkmış
Atatürk ise;
 -Sizler Balkanlardan geldiniz.Sizlere oraları hatırlatacak, nesiller boyu devam edecek soyadları seçin kendinize demiş. (Bu nasıl bir öngörüdür vallahi...Atam çok büyüksün) Bizimkilerde kendilerine "GÖZTEPE" soyadını seçmişler ama memurun yanlış yazması sonucu, bizim soyad "ÖZTEPE" olmuş... 

İşte böyle.... hayat o kadar farklı tesadüflerle sizi şaşırtıyor ki bazen, güleyim mi ağlayayım mı bilemiyorsunuz...
YUNANİSTAN ÜSKÜPLER

Geçen gezimizde tanıştığımız bize kemençe çalan Maçka mübadili Giorgos'un eşi bize yolluk  kurabiye yapmış. İnanamadım...Hepimiz bayıldık kurabiyelere...Tarifini istedim bekliyorum. Tarifi geldiği zaman buradan paylaşacağım. Aynı kültürün insanları olduğumuz o kadar belli ki...Aynı güleryüz, aynı misafirperverlik... Mutluluğum yüzümden belli sanıyorum... ne tatlılar bi görseniz...

ÜSKÜPLER

Arkada gördüğünüz Üsküpler'in eski Camisi yeni Kilisesi içerisini  gezmeyi çok isterdim ama vakit yoktu giremedim. Buradan http://www.lozanmubadilleri.org.tr/ yetkililerine seslenmek istiyorum. Lütfen köy ziyaret saatlerini arttırın biraz...  :( özlem gideremiyoruz ki.....


YUNANİSTAN
3-4-5 kuşak mübadiller Yunanlı dostlarımızla...


Bir önceki gezimizin köy kısmında Yazar Canan Tan yeni 
yazacağı roman için araştırma yapmak üzere bizim ile birlikte gezmişti bütün köyleri...Son kitabı "Hasret"te Yunanlı dostlarımızla, bizimde azıcık  tuzumuz var yani..:) 

Buradan onlara dostlukları ve misafirperverlikleri  için çok teşekkür etmek istiyorum... 
İyi ki http://www.lozanmubadilleri.org.tr/ var, iyi ki sizlerle, onların sayesinde tanıştık. Bize çok uzak ve karanlık olan büyüklerimizin hayatı azıcık da olsa aydınlandı.
                                                                               Sevgilerimle



4 Haziran 2014 Çarşamba

ŞEYH BEDRETTİN'İN ŞEHRİ SEREZ

Yunanistan gezimizin bugün ki durağı Serez...
Serez'i gördüğümde aklıma  "Serez" ya da "Serezli" soyadı taşıyan insanlar ile orada asılan Şeyh Bedrettin'e ithafen Nazım Hikmet tarafından yazılan "Şeyh Bedrettin Destanı" geldi. 

 3.Haziran.1963 tarihinde vefat eden Hemşehrimiz, romantik devrimci Nazım Hikmet'in 51.ölüm yıl dönümü  dolayısıyla Serez'den, Şeyh Bedrettin Destanından  bahsetmek istiyorum sizlere...

SEREZ
 Serez şehrinin kaleden görünüşü 

 Serez çarşısının içi  arkeoloji müzesine dönüştürülmüş. Bize ait hiçbir şey  yok. Resim çekmek yasak olduğundan içeri de olanları sizlere gösteremiyorum.:(


SEREZ ÇARŞISI


Serez çarşısı giriş kapısı


SEREZ ÇARŞISI

http://www.lozanmubadilleri.org.tr/  vakfı ile geziye katılan mübadillerin ne zaman Serez'e yolları düşse, çarşının önünde Şeyh Bedrettin ve Nazım Hikmet'in anısına destandan 2 bölüm okurlarmış. Bu sefer bana kısmet oldu....
Ruhlarınız şad olsun. 

Serez çarşısının bahçesindeki bu çınar acaba Şeyh Bedrettin'in asıldığı çınar mı?  

SEREZ ÇARŞISI

Şeyh Bedrettin'in idam kararı ile ilgili yaşadığı dönem çok iyi incelenemediğinden farklı görüşler varmış. Kendisinin de İslam Alimi olması dolayısıyla, şer'i mahkemede kendisine yöneltilen tüm sorulara islamiyete uygun cevap verdiği için, kadıların kendisine ceza veremediklerini belirttikleri ve akıbetinin belirlenmesini kendisine bıraktıkları ve kendisinin de İslam hukuku uyarınca "benim yüzümden çok kan aktı, benim katlim vaciptir." demesi suretiyle kendi idam kararını kendi verdiği söyleniyormuş. 
 Nazım ise  destanında  İran'dan getirilen bir ulemaya bu kararın verdirildiği söylüyor...
Kim bilir?

Nazım hikmet'in Şeyh Bedrettin Destanından 12 ve 13 bölüm

Rumeli, Serez
ve bir eski terkibi izafi:
                      HUZÛRU HÜMAYUN.

Ortada
yere saplı bir kılıç gibi dimdik
                                          bizim ihtiyar.
Karşıda hünkâr.
Bakıştılar.

Hünkâr istedi ki:
bu müşahhas küfrü yere sermeden önce,
son sözü ipe vermeden önce,
biraz da şeriat eylesin ibrazı hüner
âdâb ü erkâniyle halledilsin iş.

Hazır bilmeclis
Mevlâna Hayder derler
mülkü acemden henüz gelmiş
                  bir ulu danişmend kişi
kınalı sakalını ilhamı ilâhiye eğip,
«Malı haramdır amma bunun
                                            kanı helâldır» deyip
                                            halletti işi...

Dönüldü Bedreddine.
Denildi: «Sen de konuş.»
Denildi: «Ver hesabını ilhadının.»

Bedreddin
baktı kemerlerden dışarı.
Dışarda güneş var.
Yeşermiş avluda bir ağacın dalları
ve bir akarsuyla oyulmaktadır taşlar.
Bedreddin gülümsedi.
Aydınlandı içi gözlerinin,
                                   dedi:
— Mademki bu kerre mağlubuz
netsek, neylesek zaid.
Gayrı uzatman sözü.
Mademki fetva bize aid
verin ki basak bağrına mührümüzü..
  


Yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
Serezin esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkânının karşısında
Bedreddinim bir ağaca asılı.

Yağmur çiseliyor.
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
                                        çırılçıplak etidir.

Yağmur çiseliyor.
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.

Yağmur çiseliyor.
  

                                                                                                                           Sevgilerle

2 Haziran 2014 Pazartesi

HARAVGİ-CUMA KÖY

Herkese selam
Yunanistan köy gezilerimiz yazı dizime devam ediyorum.Bugün sizlere Cuma Köyü anlatmaya çalışacağım. Köyümüz açık kömür havzası içinde yer aldığından dolayı giriş yasaktı ama Dayımın ve Dimitris'in yoğun çabaları ile eskort eşliğinde gezmemize izin verildi.


CUMA KÖY

Cuma köy Anneanne ve Babaannemin köyü 
Açık kömür havzası içinde yer aldığından dolayı terk edilmiş...bizimkiler buradan ayrıldığında annanem 13 babaannem 15 yaşındaymış...Yani her şeyi çok net hatırlıyorlardır ama soran olmuş mu????Yokkkkkk
İSYANNNNNNNN

YUNANİSTAN-CUMA KÖY

 Bizimkiler burada yaşadıkları dönemde Sarıgöl'den bahsederlermiş o kadar bereketliymiş ki toprakları kendi deyimleri ile kol ka mısırlar yetişirmiş tarlalarda....Şimdi o Sarı göl boşaltılarak açık bir kömür havzası haline getirilmiş.
YUNANİSTAN
5.kuşak mübadil Hira Melis Eski Camii, yeni Kiliseyi incelerken...
Bu geziye çocukları çok zor ikna ettim.Son dakikaya kadar direndiler ama şimdi de anlata anlata bitiremiyorlar. Hatta Hira Melis geçen hafta Tarih dersinde mübadeleyi anlatmış ve öğretmeni ile birlikte Selanik türküsünü söylemiş.
Çok okuyan mı bilir? Çok gezen mi?

TERKEDİLMİŞ KİLİSE


CUMA KÖY


CUMA KÖY

 Ananemin bazı bazı bahsettiği, bizim orası mı burası mı diye tahmin yürütmeye çalıştığımız  evinin önünde Annem ve Dayım

CUMA KÖY
 Her yer kömür
YUNANİSTAN-CUMA KÖY

YUNANİSTAN-CUMA KÖY
 Birde su kuyusu varmış orada...Mübadele emri çıkınca yanınıza hiçbir şey almayın terkedin denmiş.Bizimkilerde korkularından altınları su kuyusunun içine saklamışlar.Rahmetli annanem   yıllarca beni köyüme götürün altınları bulurum derdi.Kısmet olmadı götüremedik..:( 

Bak şimdi aklıma  bir kurt  düştü..Su kuyusunu bulduk...Baksaydık ya içine....
Belki bulurduk hohoyyyyy :) 

AÇIK KÖMÜR HAVZASI
 Devasa bir kömür havzası, devasa modern iş makinaları....Ömrümde ilk defa açık kömür havzası gördüm.Gördüğümüz çalışan tek tük...Onlarda makinaların başında kontrolü sağlıyor. İnsan gücü ile değil, makine gücü ile çalışan bir yapı oluşturmuşlar. İnsan kıymetli onlarda, bizde ise Allaha emanet ....
Soma'da bir yudum nefes alamadan ölen vatandaşlarımız hakkınız çok bizde... 
Bir şeyler yapamadığımız için bizi affedin..

Aşağıda gördükleriniz Devlet Arşivlerinden çıkarttığım Muhacir Kayıt Örnekleri
MUHACİR KAYIT ÖRNEĞİ

Yukarıdaki belge annanemin babası İzzet Dede'nin kaydı...
Gördüğünüz gibi yaşları,kaç kardeş oldukları,hangi tarihte nereden geldikleri,nereye indirildikleri,nereye iskan edildikleri,kaç kişi geldikleri bizim bilmediğimiz her şey kayıtlı
Bunlar belge değil ,benim için mücevher....
MUHACİR KAYIT ÖRNEĞİ

 Yukarıda ki Muhacir Kaydı da Babannemin babası Rüstem Dedeye ait. Babannem 15 yaşındaymış.İki aile de Çorum Sungurlu'nun Çarşıdere köyüne yerleştirilmişler.Mübadiller geldikten sonra jest olsun diye herhalde köyün adını Çarşıcuma olarak değiştirmişler.
Ne sevimli......


GÖKKUŞAĞI
Gösterdikleri çabadan dolayı Dayım Bayram GÜRKAN'a ve Dimitris DAĞİOĞLU'na, gösterdikleri  sabırdan dolayı da grup arkadaşlarımıza buradan çokkk teşekkür ediyorum.İyi ki varsınız...... 
Gökkuşağı uğurladı bizi...Hoşçakal Cuma köy... Hoşçakal Haravgi...

                                                                                    SEVGİLER