RUMELİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RUMELİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2018 Pazartesi

SELANİK KATRİN KAZASINA AİT KÖY İSİMLERİ VE YERLEŞTİRİLDİKLERİ YERLER


Abdullah paşa tekkesi



Selam

Selanik Vilayeti Katrin kazasından mübadele de toplam 2392 kişi geliyor.  Ailelerin içinde birkaç tane Pomak aileye rastladım. Katrin kazası ile ilgili belgeleri araştırırken Katrin'den  gelip İzmir'e yerleştirilen bir operatör doktora rastladım. İsmi Hüseyin oğlu Bahtiyar Hüseyin......


Katrin Selaniğe bağlı bir kaza olmasından dolayı meslekler bürokrasi ağırlıklı......
Küpcü, tüfenkci, asker, memur, telgraf müdürü, posta müdürü, muallim,tüccar, memur, evkaf tahsildarı, berber, kaşıkcı,arabacı,faytoncu



Yerleştirildikleri yerler
 ANKARA
Keskin, Kalecik-Saray mahallesi
MUĞLA
Köyceğiz
BALIKESİR
Sındırgı, Ayvalık-Sakarya mah., Yenice
MANİSA
Muradiye, Mütevelli, Alaşehir-Arslan Fakı mahallesi
AYDIN
Meşrutiyet, Germencik-Üzümlü köyü, Bozdoğan,Mürselli, Söke-Kemalpaşa mahallesi, Davilya (Ovaköy), Beyköy
ANTALYA
Korkuteli, Kaş
İSTANBUL
Yalova-Kılıç nahiyesi, Beşiktaş,Beyoğlu-Çanta Mescid mah., Eyüp Balat köyü, Üsküdar, Kuruçeşme, Heybeliada,Eminönü,Aksaray,Kuzguncuk,Fener,Bebek
ADANA
Feke, Taşcı köyü
İZMİR
Cumaobası, Karşıyaka, Bostancı Köyü, Karantina, Tepecik, Bergama-Turanlı nahiyesi, Menemen, Tire-Yahşibey mah., Urla
ESKİŞEHİR
Paşa mahallesi
BURSA
Mudanya, Misebolu köyü, Muradiye, Karacabey, Kirmikir (Harmanlı köyü) 
KOCAELİ
İzmit-Kozluk mah.
EDİRNE
Uzunköprü
Bilecik, Samsun-Bafra




   Eski Katrin Hükümet konağı- Şimdi Okul olarak kullanılmakta....


KÖYLER
MAHALLE

Muharrem Paşa köyü

İclalliye mah.

Tehova



Lebanova



Boşnak-Polyan köyü
ÇİFTLİK

Batan Nehova
Balaniştan Çiftliği

Lukhoz



Çitros



Uncular



Balatomane



Panoviştre



Yeni Boşnak köyü



Reşadiye köyü



Vatan köyü



Korinos



Polyan



Katrin Çiftliği köyü



Sahilköy



Su sığırlık köyü




    Bizim film olarak izlediğimiz ya da büyüklerden yarım yamalak dinlediğimiz mübadele gerçeği, 30 Ocak 1923 tarihli Mübadele Sözleşmesiyle Türk ve Rum yaklaşık iki milyon insanın hayatını bir anda değiştirdi.Ne insan hikayeleri var aslında, anlat anlat bitmez ve bunların hepsi film değil gerçektir. Kimileri anlattı ama daha çocuktuk kendimize göre daha önemli işlerimiz vardı, belki onun için biz dinlemedik, anlatacak insan aradığımızda da onlar yani mübadelenin birinci kuşak insanları çoktan aramızdan ayrılmıştı.
Birçok söyleşi yaptım ve görüyorum ki; insanlar aradan 90 yıl- nerdeyse bir asır olacak- geçse de köklerini saygıyla ve sevgiyle  anıyorlar.Köklerine bağlılık ve memleket özlemi noktasında Rumeli'den gelen mübadil büyüklerimizin ve buradan giden Sivaslı Rumların hassasiyetini aynı gördüm. Her iki tarafı da dinlemek ve giden Sivaslı Rumların hemde Sivas ağzıyla Türkçe konuşmalarına tanık olmak, işin en ilginç ve duygusal anlarından biriydi.
Kozana-Nasliç'in Rezne köyündeki seksen yaşına merdiven dayamış Sivaslı Stati'nin ayrılırken söylediği sözler aklıma geldikçe hâlâ beni duygulandırır:
"Gedin sağlığınan, galın sağlıcağnan, beni ağlatman......"
Hele bir köpek yavrusu paçamı ısırmaya çalışıp birden boş bulunup sıçradığımda söylediği sözü hâlâ gülümseyerek hatırlarım.,
"Gorhma, bizim oğlanın itinin enüğü...."

İhsan Tevfik- İnsan ve Mekân yüzüyle Mübadele'den......

Sevgilerimle

21 Haziran 2018 Perşembe

TIYN-I MAHTÛM'UN SIRRI ve LİMNİ-ILIMLI ADADA BULUNAN KÖYLERİN ve MAHALLELERİN ADLARI




                                                                                                                      Alıntıdır.

Selam
Limni adası, Osmanlı zamanındaki ismi ile Ilımlı ada.....Ege Denizinde, Türkiye sınırlarına 50 km uzaklıkta, Gökçeada'nın güneybatısında bulunan volkanik adadır.
 Bir zamanlar Osmanlı idaresinde olan Limni adasının bir başka önemli özelliği ise şudur.  1.Dünya Savaşında, Osmanlı Devleti başarı göstermesine rağmen, birlikte savaşa girdiği devletler yenildiği için yenik sayılır. Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak, savaştan ağır şartlar ile çekilmek zorunda kalır.    İşte Mondros Ateşkes Antlaşması, bu adanın Mondros Limanında imzalanmıştır. 
Antlaşmanın bazı maddeleri şöyledir.
* Çanakkale ve İstanbul boğazları İtilaf Devletlerine açılacak
*Osmanlı Ordusu dağıtılacak.
*Bütün demir yollarını ve haberleşme araçları İtilaf Devletlerinin kontrolü altına girecek.

Antlaşmanın en ağır maddeleri ise;
*7. maddesine göre galip devletler güvenliklerini tehlikede gördükleri stratejik yerleri işgal edeceklerdi. 
*24.maddesine göre ise; Doğu Anadolu bölgesinde, Van-Bitlis-Elazığ-Erzurum-Sivas-Diyarbakır'da bir karışıklık çıkarsa buralar işgal güçlerince mazeret gösterilmeksizin işgal edilebilecektir.
Bu antlaşma ile birlikte Osmanlı Devleti bağımsızlığını tümüyle kaybeder ve İtilaf Devletleri (İngiltere-Fransa-Yunanistan-İtalya) vatanımızı işgal etmeye başlar.

Bu antlaşmaya göre 
İngilizler, Antep,Urfa, Maraş ve Musul'u
Fransızlar, Hatay, Adana'yı (Dörtyol)
Yunanlılar, İzmir, Manisa, Muğla ve Aydın'ı
İtalyanlar, Antalya ve Konya'yı  işgal eder. Yıl 1918'dir.
                                                                

Atatürk; Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada 37 yaşındadır ve 7.Ordu Komutanıdır. Antlaşmanın maddelerine itiraz eder. İstanbul'a telgraf çeker, ama İstanbul'da ki Osmanlı yönetimi, işgale karşı savunma yapmamasını ister. Karşı çıkar. Bunun sonucunda görev başında olduğu 7.Ordu ve Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı görevine son verilir. Mustafa Kemal İstanbul'a döner. Boğazda demirlemiş İtilaf donanmasını gördüğünde ağzından şu sözler dökülür.
"GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER!"






Gelelim tekrar Limni Adasına

1912-1913 yılları arasında  kaybettiğimiz Balkan Savaşları sonrası yüzölçümü iki kat artan Yunanistan Devleti, Balkanlardan pek çok toprağı sınırlarına dahi ederken, Girit Adasını da alır. 1919-1922 yılları arası Batı Trakya ve Ege Adalarını da işgal eder. İtalya'nın işgalindeki 12 ada hariç, kalan tüm Ege adaları Ekim 1912- Mart 1913 tarihleri arasında Yunanlılar tarafından işgal edilir. Avrupa Devletleri 14 Şubat 1914'de İmroz, Bozcaada ve Meis'i Türkiye'ye bırakırken, Taşoz Semadirek, Limni, Midilli, Sakız ve Sisam'ı Yunanistan'a verdiklerini ilan ederler. Ancak bu adaların gerek Türkiye'ye ve gerekse kendilerine karşı tahkim edilmemesi şartını koşmuşlardı. Osmanlı Devleti bu kararı tanımaz ve bu şekilde Birinci Dünya Savaşına girilir.

Sonuç olarak yönetime, eğitim-öğretime, maliyeye ve savunmaya ilişkin gerekli önlemleri zamanında alamayan, siyasi gelişmelerin içeriğine nüfuz etmeksizin, umudunu dost olarak vasıflandırdığı büyük devletlerin aralarındaki dengeye bağlayan ve etkin bir siyaset izlemek yerine, uysal davranmayı tercih eden Osmanlı, milletlerarası bir soruna dönüşen bu uzun süreli mücadelede kaybeden taraf olur.*

*Şerafettin Turan- "Geçmişten günümüze Ege Adaları sorunu, boyutlar,taraflar"
111.Askeri Tarih Semineri, Türk Yunan ilişkileri, Ankara-1986




Limni adasının anlatan Heath Lowry'in "On Beşinci Yüzyıl Osmanlı Gerçekleri-Limni Adasında Yaşam" isimli kitabının tanıtımı için Habertürk'ten  Bülent Günal'a verdiği röportajında, Limni adasının Osmanlı'ya katılmasını şöyle aktarmış:

1456'da Limni Adasından, İstanbul'a bir heyet gelir. Fatih'e adayı kendi istekleri ile Osmanlı'ya vermek istediklerini söylerler. Fatih kabul eder. Adaya çoğu Rum kökenli 19 yeniçeri atanır. Bir yıl sonra adayı Papa'ya ait güçler işgal eder ama ada halkı tekrar Osmanlı İdaresi altına girmeyi ister. Üç yıl içinde Osmanlı güçleri adanın yönetimini tekrar ele geçirir. Birkaç yıl sonra Venedikliler adayı ele geçirir. Fakat halkın tavrı yine değişmez, halk yine tavrını Osmanlı'dan yana koyar. 1479 yılında Venediklilerle yapılan antlaşma sonucu Limni tamamen Osmanlı İdaresine geçer. Fatih'in Limni adasına karşı olan ilgisi ne adanın stratejik önemi, ne de vergi ile açıklandığını belirtiyor Lowry.......Ardından ekliyor;
Fatih aslında  Limni Adasında ki "Tıyn-ı Mahtûm " için savaştı

476 km'lik volkanik bir adada Fatih'in vazgeçemediği Tıyn-ı Mahtûm  neydi peki........

“Tıyn” çamur, “mahtûm” ise mühürlenmiş anlamına gelmektedir.*
 *Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Ankara 1978

Sadece Limni Adasında bulunan "Tıyn-ı Mahtûm" yani "mühürlü toprak" la ilgili çok eskilere dayanan bir inanç vardır. Başlangıçta bu özel toprağın yılan sokması ve zehirlenmelere karşı şifa olduğu düşünülüyormuş. 15. yüzyıla gelindiğinde ise başta veba olmak üzere salgın hastalıklara karşı da önleyici bir etkisinin  olduğu düşünülmeye başlanılmış. O dönemlerde Fatih'in en büyük düşmanı veba..... 1455 ve 1467'de İstanbul'da iki büyük veba salgını olur. On binlerce insan ölür. Fatih Sultan Mehmed o tarihlerde İstanbul'a  Balkanlardan adam yolluyormuş salgının geçip geçmediğini öğrenmek için....Geçmediğini öğrenince Balkanlarda dolaşmaya devam ediyormuş.

Bu arada Limni adasından çıkan bu toprağın vebaya karşı kullanıldığı haberini alır. Adada vebaya karşı  bu toprak hap gibi yutuluyormuş. Mühürlü toprak  yani Tıyn-ı Mahtûm yılın sadece bir günü yani Hz. İsa'nın dirildiği gün olduğuna inanılan 6 Ağustos'ta Limni Adasında bir tepecikten çıkarılıyor. O toprağın kullanım hakkı şu anda bir Hırıstiyan ailenin sorumluluğunda... Tepenin hemen yanında bir çeşme yapılmış. Her 6 Ağustos'ta dini törenle tepede 2-3 metrelik kazı gerçekleşiyor ve bir miktar rengi kızıla çalan mühürlü toprak çıkarılıyor. Çıkarılan toprak önce çeşmede yıkanıyor, sonra bezlere sarılıp ağaçlara asılıyor. Ardından mühürlenip, İstanbul'a saraya gönderiliyormuş. Satılması kesinlikle yasak olan bu toprağı kaçak olarak çıkarmaya çalışanların ise kellesi vurulurmuş.
Fatih Sultan Mehmet bu topraktan bardaklar yaptırır. Halen Topkapı Sarayında bu bardaklardan birkaç tane var. Fatih'e sunulan içecekler önce bu bardağa konuluyor, ardından şaşaalı bir kadehe konularak Padişaha sunuluyormuş. Eğer içecekte zehir varsa Tıyn-ı Mahtûm'dan yapılan bardak çatlıyormuş! Eğer bardak çatlamazsa içinde zehir yok demekmiş. O yüzden mühürlü toprak çok değerli....Diğer ülkelerin elçileri Padişaha değerli hediyeler kürkler, mücevherler getirdiklerinde, Padişahın onlara verdiği hediyelerin içinde mutlaka  Tıyn-ı Mahtûm'dan yapılma bardaklarda bulunmaktaymış.*

*Bülent Günal röportajı/Habertürk 24.02.2013





 Fatih’in adanın kesin olarak fethedilmesinin hemen ardından, Limni’ye tıyn-ı mahtûm ile alâkalı bilgi toplamaları için bir heyet gönderdiği bilinmektedir. Bu yalnızca Osmanlı padişahlarının toprağa hassasiyetle yaklaştıklarının bir örneğini teşkil etmektedir. Bunun dışında çıkarılan toprağın çok önemli bir kısmının saraya gönderilmesi, Osmanlı padişahları için esas önemli olanın toprak üzerinden ticarî gelir elde etmek olmadığını düşündürmektedir. Buna rağmen toprağın ticarî bir emtia değeri taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu hususta Naîmâ oldukça ilgi çekici bilgiler aktarmaktadır. Tarihçi bilhassa nispeten zengin bir kesimin, tıyn-ı mahtûma rağbet ettiğini, yahut edebildiğini bildirmekte, dolayısıyla ticarî bir değeri olduğuna dikkat çekmektedir. Ayrıca Hoca Saadeddin Efendi de tıyn-ı mahtûmun devlet hazinesine önemli katkı sağladığını ifade etmektedir.
Toprağın ne denli kıymetli olduğu, İstanbul’un ağırladığı üst düzey misafirlere hediye olarak sunulmasında da açık bir biçimde görülmektedir. Bu noktada Stephan Gerlach’ın tanıklığına müracaat edilebilir. Gerlach, elçiye sunulan en kıymetli armağanlar arasında zaman zaman tıyn-ı mahtûmun da bulunduğuna işaret etmektedir.*
*Yasemin Demircan makalesi  Tıyn-ı Mahtûm: Akdeniz Dünyasının Mucize Toprağı



                                                   ALINTIDIR




 Limni adasının mübadele ile gelen  eski sakinlerinin çoğunluğu İzmir-Foça'ya yerleştirilmiş. Diğer bir kısmı ise; 
İZMİR
Ödemiş, Çeşme, Alsancak, Bergama, Halkapınar köyü, Karşıyaka'ya
BALIKESİR
Edremit, Havran, Erdek, Altınoluk, Ayvalık'a
ÇANAKKALE
Lapseki, Bayramiç, Yukarı çarşı mahallesi, Ezine, Musaköy, Ayvacık'a
İSTANBUL
Çatalca Kabakça mah., Arnavutköy, Kadıköy'e
Ordu-Ünye'ye
Aydın-Karapınar köyü'ne ve  Nazilli'ye yerleştirilmiştir.


Ilımlı yani Limni adasında bulunan köyler ve mahalle isimleri aşağıdadır.

KÖYLER
MAHALLE
Kornoz
Kadı Ahmet
İsterati
Kale Altı
Portyanoz
Çarşı
Kuzulu
Camii Cedid
Lera
Halil bey
Şiyordiya
Kayacık
Kroni
Meydan
Penaya
Varoz
Kondiye
Camii Atik
Kortuz
Komi
Filya
Firgide
Bozcaada (Tenedos)
Kapıska
Orispol
Çamandarya
Ayopat
Karpaş
Açkı
Livadimor
Kondopol
Tanoz
Mondoros
Kondoraki
Paşa Limanı
Plaka
İmroz kazası
Angaryanoz
Kapya
Orminoz
Yerlice
Candır



İşte böyle bir zamanlar bizim olup, kaybettiğimiz vatan topraklarından birinin daha ilginç hikayesi.......Umarım yayınlarımın faydasını görüyorsunuzdur.
                                                                         Sevgilerimle







27 Mayıs 2018 Pazar

BİR SELANİK, BİR GİRİT HİKAYESİ ve TURKO LEFTERİS






Selanik'te bulunan Beyaz Kule'nin nadir fotoğraflarından biri.....Kalede Türk Bayrağı var.


Selam
Mübadele acı, sonuçları daha da acı......Bugün size iki hikaye anlatmak istiyorum. İlk hikaye  Selanik Beyaz Kule de geçiyor, ikincisi Girit'te....Türk ve Müslüman olarak doğan, Yunan ve Katolik  olarak ölen iki insan....karar kendilerinin  değil, şartlar onu gerektirdiği için......Kader-alın yazısı işte burada devreye giriyor. Hayatın kimi nereye sürükleyeceği hiç belli değil...Önemli olan İNSAN olabilmek, hayat sona erdiğinde arkadan bir hoş sâdâ bırakabilmek.
...........................
Mübadele kararı çıkmış artık Türkler, yavaş yavaş köyleri boşaltmaya başlamışlardı. Uçana'nın saygın ailelerinden  Manastırlı Feride ile Uçanalı Hamdi de, Uçana'da ki bereketli tarlalarını, güzelim evlerini, tahıl dolu ambarlarını bırakarak 2 yaşındaki kızları İffet'i alarak Anadolu'ya gitmek üzere yola çıkarlar. Feride o sırada ikinci çocuğuna hamiledir. Beyaz Kule'ye vardıklarında hamileliği yavaş yavaş ilerlemektedir. Ama günler geçer, kendilerini Anadolu'ya götürecek gemi bir türlü gelmez. Üç ayın sonunda gemi ufukta görünür. Feride'nin doğum sancıları aynı anda başlar. Çadırda çok zor bir doğum yapar.
O sırada limana yanaşan gemiye herkes binmeye çalışınca bir izdiham yaşanır, iki yaşındaki kızı İffet annesinin başucunda, Sevgili eşi Feride yeni doğum yapmış, perişan halde, 1-2 saatlik minicik-zayıf erkek bebeği kucağında kalakalan Hamdi hayatındaki en acı kararı vererek bu yolculuğa çıkarsa öleceğini bildiği bebeğini Selanik'de yoldan geçen bir papaza verir ve karısını küçük kızını alarak gemiye biner.  Hamdi ve Feride bir daha bebeklerinden haber alamadan ölür. Ama hikayeyi çocuklarına ve torunlarına anlatırlar. Şimdi torunları ve torunlarının çocukları belki bulabiliriz umuduyla o bebeğin verildiği aileyi arıyorlar. Cılız da olsa bir umut ışığı her zaman var..... 




Fotoğraf Osman Yatbağ



                 İkinci Hikayem  Turko Lefteris 

 Girit’te ortalık karışıktır. Binlerce Müslüman adayı terk etmiş ve binlercesi de terk etmek üzeredir. Iraklion’un Haraki köyünde de Türkiye’ye gitmek üzere bir aile toplar eşyalarını.... Evin reisi, 16 yaşındaki küçük oğlu Kadem’e öğütte bulunur: 
-Biz Türkiye’ye gideceğiz; sen burada kalacaksın. Eğer oraları iyiyse sana da diyeceğiz ki gel! Yok, iyi değilse, biz de gerisin geri döneceğiz. Sen mallarımıza sahip çık. Dönersek şayet, açıkta kalmayalım’
 Aile, İzmir’e doğru yola çıkarken, akılları hem gittikleri topraklarda, hem doğup büyüdükleri adalarında, hem de geride bıraktıkları çocuklarındadır.. Ailenin büyük oğlu Mustafa, görev yaptığı Yunan ordusundan kaçarak Girit’e gelir. Amacı, kardeşini de alarak bir an önce adayı terk etmektir. Fakat bu esnada yakalanıp cezaevine atılır. Rum arkadaşlarının yardımıyla cezaevinden kaçar, ama aklı hâlâ adadaki kardeşindedir. Kardeşini bulamayacağı ve kendi canından da olacağı telkinleriyle bir daha dönmemek üzere, yüreğinde kardeşi, vücudunda ömrü boyunca taşıyacağı cezaevi dövmesiyle adayı terk eder. Adadan gelip gidenler vasıtasıyla Kadem ile mektuplaşılır. Kimliği ortaya çıkmasın diye gizli gizli haberleşilir. Sonra İzmir’de Yunan işgali ve Kurtuluş Savaşı patlak verir; irtibat kesilir. Uzun bir sessizlik başlar. “Halam, Kadem böyleydi, Kadem şöyleydi diye çok anlatırdı. Annem kahve fallarına baktırırdı; ‘Yaşıyor bu kişi’ derlerdi. Kitap açardı mahalle komşumuz, ‘Yaşıyor’ derdi. Hep ümitliydiler.”
 Aradan yıllar geçer. 1968 yılında, Girit doğumlu olduğu için Türkiye’den geçişine izin verilmeyen Kadem’in eniştesi Zihni ve ablası, Fransa üzerinden Girit’e ulaşırlar. Enişte, kendi evlerini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Eve buyur eder ve misafirlerine evi gezmeleri için müsaade eder. Evin eski sahibinin oğlu olduğunu söylediğinde, kadın Zihni’nin ağabeyini ismiyle beraber hatırlar. Bir zamanlar yanlarında ırgat olarak çalıştıkları kişilerin evleri, onlara bedel olarak verilmiştir çünkü. Birlikte yemek yerler. Abla, kendisinden Türkiye’de istendiği üzere, amcasını sorar. Yaşlı kadın, aşağıdaki köylerde, Amuryales’te Turko Lefteri (Türk Lefter) isminde birinin bulunduğunu, ama yaşayıp yaşamadığını bilmediğini söyler. Sene 1968’dir ve Girit’te yeterli vasıta yoktur. Akşam da bastırınca, çift Turko Lefteri’yi soramadan köyden ayrılır. 
- “Babam çok kızdı ablama. Her iki köyün ne derece birbirlerine yakın olduklarını da bildiğinden, ‘oraya gittin de bulamadın’ diye söylendi.” 1968’deki bu olay bu şekilde noktalanır. Aradan yıllar geçer, Mustafa ve kız kardeşi, Girit’teki erkek kardeşlerini göremeden gözlerini hayata yumarlar. Mustafa’nın oğlu Bilal, baba memleketi Girit’i ziyaret eder. Orada kalıcı dostluklar kurarak Söke’ye geri döner. “Bir bayram günü, Hanya’dan tanıştığım arkadaş bayram kutlamak amacıyla beni aradı. Annemin hatırlatmasıyla amcamı nasıl bulabileceğimizi sordum. O da, otuz altı sene Girit’te arabasıyla toptan bakkaliyelik sattığını, her köyde mutlaka bir bakkal tanıdığı olduğunu söyledi. 
-Ben bulurum dedi. 
Bilal’in arkadaşı, o köyden tanıdıkları ile Amuryades’e gider. Kime sorarlarsa öyle birinin olmadığı yanıtını alırlar. Turko Lefteri’yi hiç kimse tanımamaktadır. Tanıdıklar vasıtasıyla köye yakın bir yerde Türk kökenli birinin olduğunu öğrenirler. Köylü, sırf Türk olduğu için türlü zorluklar çeken, yıllarca her bir kötülüğün ondan arandığı, sürekli karakola götürülen Turko Lefteri’yi, bu yaşında artık acı çekmemesi için korumuş, kimliğini gizlemiştir. Derhal Türkiye’ye haber ulaştırılır. Köyün muhtarı olan Turko Lefteri’in damadı, onu Bilal ile telefonda konuşturur. “Kulağı ağır işitiyordu. ‘Mustafa, sen misin?’ dedi. Bana babamın ismiyle seslendi. ‘Gel’ dedim; ‘Gelemem, yaşlıyım’ dedi.”

 Kadem, akrabalarıyla buluştuğu vakit başından geçenleri bir bir anlatır.... Aynı yaştaki Hüseyin ile adada kaldıklarını, canlarını kurtarmak için dağlara saklandıklarını, sadece incir yiyip dereden su içtiğini… Sonra, bir Rum kadınının onlara yardım edip, herkesin inanması için kilisede halkın katılımıyla vaftiz edildiklerini… “Dini inancı konusuna hiç girmedim. O yaşta bir insan Hıristiyan olsa ne olur, Müslüman olsa ne olur!”

 Kadem, ailesinin kendisine verdiği görevi yerine getirmiş ve mallarına sahip çıkmıştır. Yıllarca tek başına, hiçbir akrabası olmaksızın hayatla mücadele eder. Herkese yalnız olmadığını, akrabaları olduğunu, kardeşleri olduğunu söyler, ama dinletemez. Yalancılıkla suçlanır, kendisiyle dalga geçilir. Şimdi karşısında yeğeni durmaktadır. Yıllarla hesabı vardır. 
Herkes duysun, duyun lan!’ diye bağırır. ‘Bakın benim kardeşim var, herkes duysun, kardeşim var mıymış yok muymuş?
 1985’te gidince Girit’e, önce ağabeyini sordu: 
 - İda kan o Musafa’s? (Mustafa ne alemde?)
 - Aftos epothene (Öldü), dedim. 
Başını vurarak ‘Allah!’, dedi.
 Sonra: 
 - Çi Zeynep ida kan? (Ya Zeynep ne yapıyor?) diye sordu. 
- Öldü dedim. 
Yine ‘Allah!’ diyerek başını vurdu.
 Kadem ya da Turko Lefteri, hiçbir zaman Türkiye’ye gidemedi, hiçbir zaman Türkçe konuşamadı, ama Türkiye’den, Kapadokya’dan, anadili Türkçe olan bir kızla evlendi. Şu dünyada yalnız olmadığını herkese inandırmaya çalıştı, son nefesini verirken de bunu başardı.

Bu hikâye Kaynak Kişi Bilal Türkoğlu’ndan alınmıştır.
Tuncay Ercan Sepetçioğlu- Cumhuriyetin ilk yıllarında Girit'ten Söke'ye mübadele öyküleri,2007,Yüksek Lisans Tezi


Sevgilerimle








4 Nisan 2018 Çarşamba

KOZANA KARACALAR KÖYÜ 1915 SEÇMEN KAYITLARI ve DİKİLİ'Lİ DAVUT HOCA


8 Mayıs 1924 tarihli Manastır Vilayeti Kozana Livası Karacalar köyünden gelen çiftçi Arslan oğullları Kadir ve Fazıl'a ait Yunanca sevk belgesi.


Sevgili Nazan Sezgin'i size nasıl anlatsam bilemiyorum aslında....kelimeler yetmez çünkü... İlk tanıştığımda bayağı çekinmiştim kendisinden .... uzun boylu, hatları sert bir  kadındı. Onu tanıdıkça aslında çok naif bir insan olduğunu anladım.
  O gururlu, dik  duruş aslında Rumeli kadınına has bir özellikti. 

O; bazen korkutucu düzeye varan  dobra söylemleri, çok okuyan, okuyup öğrendiğini paylaşmayı çok seven, sürekli yazan, çizen notlar alan, bilgisini aktardığı insanların çalışmasından asla memnun olmayan, "daha çok,daha hızlı çalışmamız gerekiyor" telkinleriyle itekleyen, idealist yapısıyla, son zamanlarda merak saldığı Ermeni mezar taşlarını fotoğraflayabilmek için taa Ahlat'a kadar giden, kendine has kaleme aldığı  yazıları,  çeşitli dergilerde yayınlanan,  onu tanımakta çok geç kaldığım ama o kısacık zamanda bile ondan çok şey öğrendiğim, son ana kadar yazmaya devam eden şahane bir  kadındı.

 Bir gün çalan telefonumu 
-buyrun Nazan hanım diyerek açtığımda  öldüğünü öğrendiğim sevgili  Nazan Sezgin'in sözlü tarih çalışması olarak kayıt altına aldığı,  Kozana'nın Karacalar köyü Tırpanoğlu mahallesinden, Tırpanoğlu Salih'in torunu 1922 doğumlu öğretmen Davut Tutar'ın hikâyesini okuyacaksınız.


"Davut hocanın babası, memlekette çiçek hastalığından ölmüş. Dede, nene, anne ve ikisi kız, üç torun Niğde'nin Aktaş köyüne yerleştirilmişler. Alabildikleri 1,5 dönüm tarla.... Dede çiftçilik yapmaya uğraşırken yerli komşu, bahçenin dereden gelen suyunu kesmiş, dede geçim şartları iyice zorlaşıp kızı da ölünce, üç torunu ve neneyi alıp, satın aldığı kapalı bir posta arabası ile yollara düşmüş. Bir başka yere göç yasak olduğu için geceleri yolculuk yapıp, gündüzleri jandarma karakollarına görünmemeye gayret ederek, bir aylık yolculuktan sonra Manisa'nın Nuriye köyüne gelebilmişler. Çok çeşitli işlerde çalışarak yıllar sonra  nihayet bir "evceğiz" alabilmişler.

Davut o sıra aynı köyden, diğer  altı çocuk ile  Köy Enstitüsü imtihanına girmiş, okulu bir tek Davut  kazanabilmiş. Öğretmen okuluna kayıt yaptırabilmek için 30 lira para istenmiş. Para Turgutlu'da ki akrabadan borç alınmış ve  Davut,  Kızılçullu Köy Enstitüsüne kayıt olmuş. 

Kızılçullu Köy Enstitüsü'nün eski ismi Kızılçullu Amerikan Mektebiymiş. Atatürk, Amerikan Board teşkilatı okulu olan bu mektepleri "ajan okulu" olarak kabul edip, kapatmıştı. Bazılarının da  Köy Enstitüsüne  çevrilmesini sağlamıştı.  Çok haklıydı. Bu okullar içinde en fesat ocağı olarak bilinen Merzifon'daki kolej idi.  Adnan Menderes'te Kızılçullu Amerikan Mektebinden mezundu.
Tırpanoğlu Salih dede, bir tarla kiralayıp tütün ekmiş, ertesi yıl tütünler 46 liraya satılarak, akrabadan okul parası olarak alınan 30 lira borç ve 4 lira tarla kirası ödenmiş. O sırada ülkede işsizlik ve geçim sıkıntısı had safhadaymış. Manisa-Akhisar yolu açılırken iş sahası açıldı diye yöre halkı çok sevinmiş. Dede bir dönemde bu yol inşaatında çalışmış. Ardından dede ve nene arka arkaya ölmüşler. Yetim ve Öksüz Davut'un öğretmen olduğunu görememişler. Bu arada ablasını erkenden bir yerli ile evlendirmişler. Davut hocanın ifadesiyle enişte "öküz gibi" bir yörükmüş.
Davut hoca mezun olunca, Manisa'nın bir köyüne tayin edilmiş. Galiba şu an ki ismi Hacı Rahmanlı..7-8 yıl aynı köyde yaşadıktan sonra öğretmen olan hanımıyla birlikte Manisa merkeze geçmişler, oradan emekli olmuşlar. Eşini kaybettikten sonra Dikili'ye yerleşmiş. Ölene kadar  her sabah Öğretmen evine gelip gazetesini okur, her zaman fötr şapkalıdır. Anlatacak o kadar çok şeyi var ki; yakın tarih kitabı gibi.....mesela yıl 1942'de ekmeğin karneye bağlı olduğu kıtlık dönemlerinde fırıncının oğlu sınıf arkadaşının Rus anasından gördüğü iyiliği hiç unutmamış.Bir sepet dolusu ekmek, çörek v.s......

Tırpanoğlu Salih gibi, Yunanistan'dan geldikten sonra ala ala ancak 1,5 dönüm tarla alabilen, hatta onu dahi alamayan birçok mübadil ailenin perişanlığı hepimizin aile hatıralarında durmaktadır cümlesi ile bitirmiş Davut'un hikâyesini  Nazan hanım...
İkisinin de ruhu şâd olsun...tarihimize  küçücük bir not koymak adına bu hikâye de burada dursun... 

                                                                      Sevgilerimle

KARACİLAR-DREPANO





SIRA NO
ADI
LAKABI
BABA ADI
DOĞUM TARİHİ
İŞİ
3574
Arif
Haci Seban
Resul
1890
Çiftçi
3575
Ali
Haci Seban
Hasan
1852
Çiftçi
3576
Adem
Tasih Seban
Sali
1865
Çiftçi
3577
Alim
Tasih Seban
Mumin
1887
Çiftçi
3578
Arun
Haci İdris
Mustafa
1892
Çiftçi
3579
Arif
Tashin Zade
Ali
1885
Çiftçi
3580
Abtula
Haci İdiris
Mahmut
1881
İmam
3581
Alil
Kehaya Oğlu
Nuh
1889
Çiftçi
3582
Arif
Kehaya Oğlu
Nuh
1881
Çiftçi
3583
Ahmet
Feta Zade
Ali
1892
Çiftçi
3584
Ahmet
Fehmi Haci Seban
Suliman
1884
Çiftçi
3585
Aziz

Kasım
1874
Çiftçi
3586
Apip
Kasım Zade
Mustafa
1891
Çiftçi
3587
Amet
Seban Zade
Seban
1865
Çiftçi
3588
Arun
Spai Oğlu
Ahmet
1889
Çiftçi
3589
Amet
Emin Zate
Omer
1864
Çiftçi
3590
Arslan
Haci Arslan
Halil
1891
Çiftçi
3591
Arun
Osman Oğlu
Suliman
1883
Çiftçi
3592
Ali
Osman Oğlu
Arif
1883
Çiftçi
3593
Adem
Nebi Oğlu
Yusuf
1874
Çiftçi
3594
Ahmet
Pisil Oğlu
Yusuf
1854
Çiftçi
3595
Ali
Kehaya Oğlu
Muret
1884
Çiftçi
3596
Ahmet
Osman Zaim
Terviş
1892
Çiftçi
3597
Atpas
Kehaya Oğlu
Mahmut
1874
Çiftçi
3598
Abedin
Tete Zanne
Ahmet
1872
Çiftçi
3599
Abtula
Tete Zade
Abtul Kerim
1873
Çiftçi
3600
Ahmet
Tırpan Oğlu
Latif
1868
Çiftçi
3601
Adem
Haci Yakup
Elmas
1863
Çiftçi
3602
Ali
Emin Zade
Emin
1874
Çiftçi
3603
Bairam
Pisil Oğlu
Heredin
1893
Çiftçi
3604
Veli
Haci Hasan
Sali
1886
Çiftçi
3605
Veli
Emin Zade
Omer
1866
Çiftçi
3606
Veli
Arap Zade
Bairam
1881
Hoca
3607
Veli
Haci Yakup
Recep
1843
Çiftçi
3608
Yaser
Arap Zade
Bairam
1889
Çiftçi
3609
Yusuf
Tashin Zade
İsmail
1886
Çiftçi
3610
Yusuf
Çoban Zade
İsmail
1859
Çiftçi
3611
Yakup
Kehaya Oğlu
Hasan
1886
Çiftçi
3612
Yusuf

Nebid
1853
Çiftçi
3613
Yasim
Haci Usein Zade
Adem
1889
Çiftçi
3614
Yusuf
Tırpan Zade
Kerim
1863
Çiftçi
3615
Yaser
Tırpan Zade
Yusuf
1846
Çiftçi
3616
Yamen
Çuyun Oğlu
Osman
1885
Çiftçi
3617
Davat
Emin Zade
Yakup
1867
Çiftçi
3618
Eyüp
Tete Zate
Ali
1872
Çiftçi
3619
Emin
Hacı Semedin Zade
İbraim
1884
Çiftçi
3620
Emrula
Emrulah Zate
Bekir
1883
Çiftçi
3621
Yasim
Tete Zade
Memin
1889
Çiftçi
3622
Zuiret
Çoban Sali
Sali
1877
Çiftçi
3623
Zulfikar
Muarem Oğlu
Zulfikar
1887
Çiftçi
3624
Zulfikar
Emin Zade
İsa
1878
Çiftçi
3625
Peyazıt
Pashin Zade
Sali
1863
Hoca
3626
Pazaim
Spai Oğlu
Ahmet
1891
Çiftçi
3627
Peyazıt
Haci Peyazıt
Halil
1885
Çiftçi
3628
Pesim
Haci Husein Zade
İsmail
1878
Çiftçi
3629
İbraim
Haci Arslan
Ali
1891
Çiftçi
3630
İbraim
Tatarlar
Tair
1868
Çiftçi
3631
İsein
Haci Seban
Resul
1883
Çiftçi
3632
İbraim
Haci Yakup
Ali
1874
Çiftçi
3633
İsmail
Tasin Zade
Omer
1850
Çiftçi
3634
İbraim
Kasim Zate
Memet
1863
Çiftçi
3635
İlias
Kasım Zade
Memet
1891
Çiftçi
3636
İsmail
Kehaya Oğlu
Mustafa
1870
Çiftçi
3637
İdris
Sota Oğlu
Ali
1880
Çiftçi
3638
İzet
Osman Oğlu
Arif
1874
Çiftçi
3639
İsein
Osman oğlu
Arif
1871
Çiftçi
3640
İbraim

Abti
1868
Çiftçi
3641
İsein
Solak Oğlu
Mimin
1878
Çiftçi
3642
İbraim
Haci İsein Zate
İsmail
1892
Çiftçi
3643
İsein
Haci İsein Zate
Ali
1852
Çiftçi
3644
İdris
Tımpan oğlu
Hasan
1872
Çiftçi
3645
İbraim
Tırpan oğlu
Hasan
1873
Çiftçi
3646
İssa

Muarem
1874
Çiftçi
3647
İbraim
Muarem Oğlu
Suliman
1876
Çiftçi
3648
İsmail
Ali Pasa Oğlu
Ali
1866
Çiftçi
3649
Kazım
Emin Zate
İsa
1874
Çiftçi
3650
Kâmil
Kehaya Oğlu
Hasan
1883
Çiftçi
3651
Kerim
Zaim Zate
Veli
1874
Çiftçi
3652
Kadir
Pesil Oğlu
Ahmet
1883
Çiftçi
3653
Kamper
Abti Oğlu
Osman
1893
Çiftçi
3654
Kazım
Tırpan Zate
Yasar
1873
Çiftçi
3655
Kadir
Cafer Zate
Resul
1891
Çiftçi
3656
Latif
Tırpan Oğlu
Arif
1872
Çiftçi
3657
Maksut
Balci Zate
Sulüman
1873
Çoban
3658
Mustafa
Emin Zate
Maut
1888
Çiftçi
3659
Mumin
Haci Yakup
Recep
1875
Çiftçi
3660
Mumin
Tashin Zade
Alim
1859
Çiftçi
3661
Memet
Haci Idır
Mustafa
1885
İmam
3662
Mustafa
Tashin Zade
Ali
1868
İmam
3663
Mumin
Tashin Zade
Mustafa
1891
Çiftçi
3664
Mahmut
Hacı İdris
İdris
1846
Çiftçi
3665
Memet
Feta Zade
Feta
1868
Çiftçi
3666
Memetaliş
Tokas Zade
İbraim
1880
Çiftçi
3667
Memet
Kasım Zade
İbraim
1889
Çiftçi
3668
Malik
Spai Oğlu
Ahmet
1887
Çiftçi
3669
Mustafa
Kasim Zade
Kasım
1869
Çiftçi
3670
Memet
Kasım Zade
Veli
1865
Çiftçi
3671
Mahmut
Kasim Zade
Veli
1881
Çiftçi
3672
Mustafa
Haci Seban
Sulüman
1886
Çiftçi
3673
Mumin
Haci Seban
Mustafa
1899
Korucu
3674
Memet
Seban Zade
Amet
1888
Çiftçi
3675
Mehmet
Haci Arslan
Halil
1883
Hoca
3676
Mumin
Spai Oğlu
Adem
1892
Çiftçi
3677
Mumin
Çeri Pasi
Hlıas
1873
Çiftçi
3678
Mustafa
Koca Veli
Yakup
1854
Çiftçi
3679
Medin
Koca Veli
Hamit
1888
Çiftçi
3680
Memetali
Koca Veli
Hamit
1892
Çiftçi
3681
Mumin
Pısil Oğlu
Ahmet
1891
Çiftçi
3682
Memetali
Tete Zate
İsein
1884
Çiftçi
3683
Mumin
Kalpak Oğlu
Musa
1872
Çiftçi
3684
Mustafa
Haci İsein Zate
Ali
1866
Çiftçi
3685
Mustafa
Tete Zate
İsmail
1892
Çiftçi
3686
Murat
Turpan Zate
Kirim
1876
Çiftçi
3687
Muarem
Muarem Zate
Muhtar
1891
Çiftçi
3688
Mustafa
Ali Feiz Zate
Ali
1882
Çiftçi
3689
Mumin
Ali Feiz Zate
Ahmet
1874
Çiftçi
3690
Memetali
Hasan Spai Zate
Hasan
1845
Çiftçi
3691
Memet
Haci İsein Zate
Ali
1862
Çiftçi
3692
Necip
Haci Seban Zade
İbraim
1877
Sulh hakimi
3693
Nazif
Arap  Zate
İbraim
1889
Çiftçi
3694
Nazif
Pisil Oğlu
Hairedin
1887
Çiftçi
3695
Huredin
Tete Zate
Ahmet
1873
Çiftçi
3696
Nuh
Tete Zate
Veli
1880
Çiftçi
3697
Nuri
Turpan Zade
Kerim
1885
Çiftçi
3698
Hazi
Turpan Zade
Yasar
1876
Çiftçi
3699
Nuh
Muarem Oğlu
Muarem
1883
Çiftçi
3700
Omer
Emin Zate
Veli
1889
Çiftçi
3701
Uzeir
Çoban Zade
İsmail
1862
Çiftçi
3702
Osman
Kasim Zate
Veli
1874
Çiftçi
3703
Ucref
Seban Zate
Amet
1890
Çiftçi
3704
Osman
Haci Seban
İsein
1872
Çiftçi
3705
Uzeir
Osman Zaim
Mustafa
1876
Çiftçi
3706
Osman
Osman Zaim
Memetali
1877
Çiftçi
3707
Osman
Amfi Ali****
İsein
1866
Çiftçi
3708
Omer
Turpan oğlu
Memet
1889
Çiftçi
3709
Uzeir
Haci İsein Zate
Veli
1870
Çiftçi
3710
Usein
Tete Zate
Musa
1887
Çiftçi
3711
Omer
Ali Feiz Oğlu
Musa
1881
Çiftçi
3712
Resul
Haci Yakup
Recep
1875
Çiftçi
3713
Rasim
Haci Seban Zate
Salih
1874
Çiftçi
3714
Rusit
Haci Seban Zate
Sali
1876
Çiftçi
3715
Rahim
Haci Yakup
Ali
1885
Çiftçi
3716
Recep
Haci Yakup
Ali
1893
Çiftçi
3717
Resuf
Haci Seban
Hasan
1863
Çiftçi
3718
Ramadan
Arap Zate
Bairam
1893
Çiftçi
3719
Ramadan
Çopan Zate
İsmail
1866
Çiftçi
3720
Ramadan
Kehaya Oğlu
Hasan
1893
Çiftçi
3721
Ramadan
Kasım Zate
Bekir
1869
Çiftçi
3722
Ramadan
Spai Zate
Mahmut
1886
Çiftçi
3723
Rasit
Apti Zate
Yasar
1875
Çiftçi
3724
Rusit
Pisil Oğlu
Ahmet
1876
Çiftçi
3725
Rifat
Tate Zate
Zemin
1880
Çiftçi
3726
Rıza
Turpan Zade
Yasar
1876
Çiftçi
3727
Rusen
Cafer Zate
Resul
1878
Çiftçi
3728
Raif
Tete Oğlu
Sali
1881
Çiftçi
3729
Sadula
Tatarlar
Tair
1869
Çiftçi
3730
Sali
Karayanlu
Musa
1874
Çiftçi
3731
Saledin
Ali Papalar
Uzeir
1881
Çiftçi
3732
Seban
Haci Seban
İbraim
1874
Çiftçi
3733
Salih
Haci Seban Zate
Hasan
1848
Çiftçi
3734
Sebedin
Haci Seban
Feiz Ulan
1877
Çiftçi
3735
Sali
Arap Zade
Halil
1867
Çiftçi
3736
Serif
Kehaya Oğlu
Hasan
1874
Çiftçi
3737
Sali
Kehaya Oğlu
Tursun
1893
Çiftçi
3738
Saip
Spai Zate
Sali
1869
Çiftçi
3739
Selim
Emin Zate
İssa
1879
Çiftçi
3740
Sali
Spai Oğlu
Adem
1883
Çiftçi
3741
Sali
Haci Hasan
Veli
1864
Çiftçi
3742
Sadik
Nebi Oğlu
Yusuf
1890
Çiftçi
3743
Sali
Yeni Yakup
Sali
1874
Çiftçi
3744
Sali
Tete Zade
İbraim
1888
Çiftçi
3745
Sadula
Tete Zade
Ali
1887
Çiftçi
3746
Salim
Kalapak
Zate Rusit
1885
Çiftçi
3747
Sadet
Kalapak Zate
Rasit
1892
Çiftçi
3748
Suvaip
Haci Usein Zade
Adem
1887
Çiftçi
3749
Selim
Tisli Oğlu
Alim
1893
Çiftçi
3750
Sinan
Tisli Oğlu
Alil
1892
Çiftçi
3751
Sali
Berbat Oğlu
Veli
1891
Çiftçi
3752
Sali
Kasım Zade
Veli
1872
Çiftçi
3753
Salih
Muharem Oğlu
Sulüman
1882
Çiftçi
3754
Temurali
Tatarlar
Memetali
1879
Çiftçi
3755
Temurali
Arap Zate
İbraim
1883
Çiftçi
3756
Çamali
Çoban Zate
İsmai
1856
Hoca
3757
Tair
Seban Zate
Sulüman
1863
Çiftçi
3758
Tefik
Spai Zate
Adem
1888
Çiftçi
3759
Tevris
Hasan Sipai
Osman
188*
Çiftçi
3760
Tahsin
Hasan Sipai
Osman
1889
Çiftçi
3761
Temurali
Koca Veli
Mustafa
1886
Çiftçi
3762
Tevris
Osman Zaim
Ahmet
1864
Çiftçi
3763
Çamali
Tete Zate
İsuin
1872
Çiftçi
3764
Temir
Tete Zade
Yusuf
1884
Çiftçi
3765
Turan
Tete Zade
Feta
1886
Çiftçi
3766
Cafer
Tete Zade
Feta
1892
Çiftçi
3767
Ferat
Haci Seban
Mustafa
1889
Çiftçi
3768
Feta
Tene Zate
Veli
1864
Çiftçi
3769
Hasan
Tashin Zade
Ali
1872
Çiftçi
3770
Hüsni
Kasım Zade
Mumin
1884
Çiftçi
3771
Hamit
Haci Seban
Fezula
1867
Çiftçi
3772
Halil
Haci Arslan
Memet
1848
Çiftçi
3773
Hasan
Çeri Pasi
Hlias
1870
Çiftçi
3774
Hamit
Koca Veli
Yakup
1865
Çiftçi
3775
Hasan
Solak Oğlu
Mumin
1876
Çiftçi
3776
Hasan
Kalabah Oğlu
Rasil
1881
Çiftçi
3777
Hasan
Tırsan Oğlu
Kerim
1868
Çiftçi
3778
Hasan
Tesli Oğlu
Latif
1873
Çiftçi
3779
Halit
Muarem Oğlu
Zulfikâr
1881
Çiftçi
3780
Hamit
Muarem Oğlu
İsmail
1893
Çiftçi