LOZAN MÜBADİLLERİ VAKFI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
LOZAN MÜBADİLLERİ VAKFI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2017 Perşembe

MÜBADİL KURULUŞLARIN 94.YILDÖNÜMÜ ÇAĞRISI



Fotoğraf için Turan Akıncı'ya teşekkürler


Mübadil Kuruluşlarının Çağrısı


- Bundan 94 yıl önce; 30 Ocak 1923 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Yunan Hükümeti arasında, Türkiye’de yerleşik Rum-Ortodokslar ile Yunanistan’da
yerleşik Türk-Müslümanların zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalandı.

- Yunanistan'ın Balkan Savaşına katıldığı tarih olan; 18 Ekim 1912 tarihinden itibaren yurtlarını terk etmiş olanları da kapsamına alan bu sözleşme ile yaklaşık 2.000.000
insan doğdukları toprakları terk etmek zorunda kaldı.

- Mübadeleye tabi tutulanlar; yüzlerce yıldır ekip-biçtikleri topraklarını, ekmek parası kazandıkları işyerlerini, evlerini, ibadet ettikleri kutsal mekanlarını, sevdiklerinin
mezarlarını geride bıraktılar. Limanlarda, tren istasyonlarında kurulan çadırlarda haftalarca, aylarca beklediler. Çoğu yolcu taşımaya elverişsiz olan gemilerle olmak
üzere iki ülke arasında günler, haftalar süren yolcuklar yaptılar. Bu uzun ve zahmetli yolculuk sırasında yaşamını kaybeden yakınlarını denize verdiler. 

Yetersiz beslenmeden ve kötü fiziki koşullardan ötürü hastalanarak ölenler oldu. Aileler dağıldı. Yeni vatanlarında uzun süre uyum güçlüğü çektiler.

- Mübadillerin doğdukları toprakları ziyaret etmelerine uzun yıllar izin verilmedi.1. Kuşak mübadillerin hemen hemen tamamı memleket hasreti ile bu dünyadan sessizce göçüp gittiler. Son yıllarda giderek artan sayıda mübadil çocuğu ve torunu ,bir vasiyeti yerine getirircesine aile büyüklerinin “memleket” dedikleri toprakları ziyaret etmek istiyor. Onların doğdukları kentleri, köyleri, mahalleleri, ibadet ettikleri kutsal mekanları görmek istiyor. Kendi özel tarihlerine ve kültürlerine ait izleri sürmek istiyor.
 Ancak; T.C vatandaşlarına vize uygulanması, vize alırken çekilen sıkıntılar düş kırıklığı yaratıyor.

- AB yöneticilerinden, Yunanistan ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerinden iki halk arasına örülen vize duvarının kaldırılmasını tekrar tekrar talep ediyoruz. Verilen sözlerin yerine getirilmesini bekliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan biz mübadil kökenliler de, Yunanistan vatandaşı olan Rum Ortodoks mübadil kökenliler gibi aile büyüklerimizin  doğdukları toprakları vizesiz olarak ziyaret etmek istiyoruz.

- Eğer Avrupa Birliği  vize uygulamasını sürdürecekse,  mübadillerin ata topraklarını özgürce ziyaret edebilmeleri için Türkiye ve Yunanistan ortak bir çözüm üretebilir diye düşünüyoruz. 1930 yılında iki ülke arasında imzalanan "İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Anlaşması" benzeri ikili bir anlaşma yapılabilir. Mübadele Sözleşmesi nedeniyle yaşadıkları ülkeleri terk etmek zorunda kalan mübadillere, onların çocuklarına ve torunlarına vizesiz seyahat etme, oturma, yerleşme ve ticaret yapma hakkı verilebilir. Her iki ülkenin yöneticilerinden bu talebimizi dikkate almalarını rica ediyoruz.

- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yunanistan Hükümeti'nden talebimiz daha var: Mübadillerin geride bıraktıkları cami, kilise, tekke, manastır, türbe, şehitlik, mezarlık gibi kutsal mekanların, hamam, bedesten, çeşme, ayazma gibi yapıların günümüze kadar ayakta kalmış olanlarının karşılıklı olarak restore edilmesini ve korunmasını talep ediyoruz. Türkiye'deki ve Yunanistan'daki yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının mimari mirasın korunması konusunda gösterdikleri çabaları takdirle karşılıyoruz. Merkezi yönetimlerin ve Avrupa Birliği'nin de her iki ülkedeki kültürel mirasın korunması için yerel yönetimlere maddi ve teknik destek vermelerini istiyoruz.

- Mübadil kuruluşları olarak dikkat çekmek istediğimiz önemli bir konu da Ortadoğu'da devam eden kanlı çatışmalar ve savaşlardır.

- Ortadoğu'daki savaşlar ve çatışmalar nedeni ile insanlığın binlerce yıllık kültürel mirası yok ediliyor.

- Suriye'de, Irak'ta yüzbinler yaşamını yitirdi ve bu acımasız savaş bütün hızıyla sürüyor. Milyonlarca insan canını kurtarmak için ülkesini terk ediyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin verdiği resmi rakamlara göre Aralık 2015 ayı itibariyle Suriye'yi terk edenlerin sayısı 4.862.778 kişiye ulaştı.
Türkiye'deki kayıtlı mülteci sayısı 2.900.000 kişi.

- Tükiye'deki mültecilerin büyük çoğunluğu yeniden bir yaşam kurabilmek amacıyla lastik botlarla Ege Denizini geçerek Yunanistan'a, oradan da Avrupa Ülkelerine ulaşmak için ölümcül
yolculuklara çıkıyor. Ege'nin/Akdeniz'in soğuk sularında günde 19 mülteci can veriyor.
Uluslararası Göç Örgütünün verilerine göre 2016 yılının ilk 7 ayında denizlerde yaşamını kaybedenlerin sayısı 4.027 kişi. Bunların %20'si Aylan Bebek gibi 0-11 yaş arasındaki çocuklar.

-  Ülkemizde ve Ortadoğu'da  terör saldırıları can almaya devam ediyor. Peki ne hedefleniyor? Emperyal çıkarlar uğruna  ülkelerin bölünüp, parçalanması mı?  Hatırlatmak isteriz ki; değişecek sınırlar bölge halklarına kan ve göz yaşından, göç ve ölümlerden başka hiçbir şey getirmeyecektir.

- Geçen yıl,  aile büyüklerimize ait bilgilerin yer aldığı Muhtelit Mübadele Komisyonu Tasfiye   Talepnamelerinin Cumhuriyet Arşivi ONLİNE Kataloglarına tekrar geri yüklenmesini talep etmiştik. Bu talebimizi yerine getiren Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne teşekkür ediyoruz.

Mübadelenin 94.yıldönümü nedeni ile mübadil kuruluşlarının düzenlenledikleri anma etkinliklerinde; savaşlarda, çatışmalarda, terör saldırılarında, mübadele
sürecinde yaşamını yitirenler ile umut yolculuğunda yaşamlarını yitiren savaşın çocukları anısına denize kırmızı karanfiller bırakıyoruz.

Emperyalist çıkarlar uğruna sürdürülen, yüzbinlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın ülkelerini terk etmelerine neden olan bu savaşları çıkaranları, destekleyenleri
ve sessiz kalanları şiddetle kınıyoruz ve yüksek sesle haykırıyoruz:

Savaşa son verin!
Terör saldırılarını lanetliyoruz!
Ölümleri durdurun!
Mülteci dramı son bulsun..

- Bu topraklarda yaşayan halkların geçmişinde yüzlerce yıllık birlikte yaşam deneyimi var. Bizler; mübadil çocukları ve torunları olarak, Mübadelenin 94. Yıl dönümünde
Orta Doğu'da, Balkanlar’da, Akdeniz'de, Ege'de ve yaşadığımız coğrafyada çatışmayerine barış, farklı olanı sürgün yerine birlikte yaşama ortamının oluşturulabileceğine
yürekten inanıyoruz.

Savaşlarda, göç yollarında ve terör saldırılarında yaşamını yitirenleri saygı ve rahmetle anıyor, çekilen acılar bir daha yaşanmasın diyoruz..
Kamu oyuna saygıyla sunarız.
30.01.2017

VAKIF
1. LOZAN MÜBADİLLERİ VAKFI GENEL MERKEZİ
2. LOZAN MÜBADİLLERİ VAKFI EGE BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ
3. LOZAN MÜBADİLLERİ VAKFI MUDANYA TEMSİLCİLİĞİ

FEDERASYON
4. KARADENIZ RUMELI DERNEKLERI FEDERASYONU

DERNEKLER
5. ALAÇAM MÜBADELE VE BALKAN TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ARAŞTIRMA
DERNEĞİ
6. AMASYA MÜBADELE VE BALKAN TÜRKLERİ DERNEĞİ
7. ANKARA LOZAN MÜBADİLLERİ DERNEĞİ
8. ANTALYA GİRİTLİLER DERNEĞİ
9. AYVALIK GİRİTLİLER DERNEĞİ
10. BAFRA /SÜRMELİ DERNEĞİ
11.BAFRA MÜBADELE DERNEĞİ
12. BORNOVA GİRİTLİLER VE MÜBADİLLER DERNEĞİ
13.BURSA LOZAN MÜBADİLLERİ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
14.BÜYÜK MÜBADELE DERNEĞİ
15.ÇUKUROVA GIRIT MÜBADILLERI KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞI
16.EDİRNE LOZAN MÜBADİLLERİ DERNEĞİ
17.ERBAA MÜBADELE VE BALKAN TÜRKLERİ DERNEĞİ
18.FETHİYE MUHACİR ROMANLAR SOSYAL DAYANIŞMA DERNEĞİ
19.GELİBOLU LOZAN MÜBADİLLERİ DERNEĞİ
20.GEMLİK GİRİT VE RUMELİ TÜRKLERİ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
21.GİRESUN LOZAN MÜBADİLLERİ VE BALKAN KÜLTÜRÜNÜ ARAŞTIRMA
DERNEĞİ
22.GİRİTLİLER KÜLTÜR, DOSTLUK VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ
23.ISPARTA LOZAN MÜBADİLLERİ DERNEĞİ
24.İZMİR GİRİTLİLER DERNEĞİ
25.KAPADOKYA RUMELİ MÜBADİLLERİ SOSYAL, KÜLTÜR YARDIMLAŞMA
VE DAYAN. DERNEĞİ
26.KARTAL RUMELİ MÜBADİLLERİ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
27.KUŞADASI SELANİK MÜBADİLLERİ VE RUMELİ GÖÇMENLERİ KÜLTÜR
VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
28.LOZAN MÜBADİLLERİ DERNEĞİ (İSTANBUL)
29.MERSİN İHSANİYE/MELEMEZ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
30. MERSİN  GİRİT TÜRKLERİ KÜLTÜR DOSTLUK VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ
31.SAMSUN MÜBADELE VE BALKAN TÜRK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMALARI
DERNEĞİ
32. SAMSUN ROMAN DAYANIŞMA DERNEĞI
33.SAMSUN-SÜRMELİ DERNEĞİ
34.SARIYER LOZAN MÜBADİLLERİ DERNEĞİ
35.SELANİK TÜRKLERİ VE BUCA YAYLACIKLILAR EĞİTİM KÜLTÜR
DAYANIŞMA DERNEĞİ
36.SINOP MÜBADELE VE BALKAN TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ARAŞTIRMA
DERNEĞI
37.TARSUS GİRİT TÜRKLERİ DERNEĞİ
38. TEKKEKÖY ASARAĞAÇ KÖYÜ DERNEĞI
39. TOKAT BALKAN TÜRKLERI DERNEĞI

40. TOKAT ERBAA BALKAN TÜRKLERI DERNEĞI

13 Ocak 2016 Çarşamba

SESSİZLİK YEMİNİ EDENLERİN HİKAYESİ








Selam
Finallerim geçen hafta bitti. Yukarıda gördüğünüz video bir radyo programı...işitsel  ödevimdi. Teslim ettim ve sizinle de paylaşmak istedim. Çıraklık işim bu benim...daha profesyonel çalışmalarda buluşmak üzere...
                                                                                                                                                                                              Sevgiler

2 Şubat 2015 Pazartesi

LOZAN VE MÜBADELE PANELİNDEN GERİYE KALANLAR

Merhaba
Mübadelenin 92.yıl dönümü dolayısıyla hazırladığımız programımız bitti.Resim sergisi izlenimlerimi daha önce paylaşmıştım.26.Ocak Pazartesi günü "Mübadele kentlerinde Osmanlı Eserleri" konulu  resim sergimiz açıldı. 29.Ocak perşembe Anıtkabir ziyaretimiz gerçekleştirildi.31.Ocak'ta ise  Lozan ve Mübadele konulu paneli yaptık. Katılım yüksekti.

Mübadele konusu tarihimizin karanlıkta kalmış olaylarından biridir. Mübadele öyle derin ve acıklı bir hikayedir ki ailelerimiz konuşmaz, bilenler çoktan ölüp gittiler, 1-2 tarihçi dışında Tarihçiler konuşmaz, Gazeteler yazmaz, televizyonlar- radyolar söylemez.  Sadece vakıf ile birkaç dernek bir şeyler yapmaya çalışır.
Bu tarz  çalışmalarla  "Mübadele" ile ilgili farkındalık yaratabilmeyi umuyorum.

Lozan mübadillerinin çiçeğini  Atamın mozolesinde görmek biz hemşehrileri için onur verici......



Anıtkabir yönetimi tarafından hazırlanan tören dört dörtlük bir 
                                                törendi.


Mozoleye çelenk koyduktan sonra, 1 dakika saygı duruşunda bulunduk.Hepimizin gözleri dolu doluydu.Böyle bir anda insanın duygulanmaması için yüreğinin taş bağlaması gerekiyor diye düşünüyorum.




Ardından Dernek Başkanımız Anıtkabir şeref defterine yazı yazdı.Altta ki fotoğraf yazıya ait....
Gerçekten yazdığı doğru Rumeli bizim için KAYIP VATAN'dır.




92.Yılın anısına Derneğimiz adına Anıtkabir müze komutanına  plaket verdik, o da derneğimize Atatürk'ün resmini hediye etti.


 31.Ocak Cumartesi günü panelin açılış konuşmasını, Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran yaptı.Kendisinin de hem anne, hemde baba tarafından mübadil olduğunu, böyle bir organizasyona ev sahipliği yaptığı içinde çok mutlu olduğunu sözlerine ekledi.Bizi de çokk mutlu etti.


Konuşmacılarımız Prof.Dr.Kemal ARI,Yrd.Doç.Dr.Ali GÜLER ve Dr.Neval KONUK çok başarılı sunumlar gerçekleştirdi.


 Kemal Arı'ya plaketini verip,teşekkürlerimi sunarken  bendeniz efenim


 Emeği geçenler fotoğrafı :)

Yorulduk ama değdi.....Nice panellerde buluşmak üzere hoşçakalın.......

                                                                                       Sevgiler

13 Kasım 2014 Perşembe

MÜBADELE'DE GELENLERE AİT EVRAKLAR


YUNANİSTANDA DOLDURULAN BELGELER



Selam
Eski yazılarımı okuyanlar bilir.Ben aile büyüklerimi araştırmaya başladığımda elimde hiçbir belge yoktu. Zaten  ailemde;  sessizlik yemini etmiş gibi konuşmuyordu. Sadece biz Selanikliyiz. Bizimkiler Selanik'ten gelmişler,bunu bilin yeter diyorlardı. 1.kuşak mübadil olan dedemler ve büyük annemler sırları ile birlikte çoktan toprak olup, göçüp gitmişlerdi. Anlıyorum ki çok acılar çektikleri için sessiz kalmayı tercih ediyorlardı. Yaprak gibi savrulmuşlar, mübadelenin ne demek olduğunu bile anlayamadan vatan bildikleri evlerinden yurtlarından, bilmedikleri bir başka yere gönderilmişlerdi.

Şimdi düşünüyorum da; birçok insan  için sil baştan bir hayat...Ne kadar zor..İnsan için ne önemlidir? Ailesi, evi, eşyaları, hayvanları, tarlası, elleriyle diktiği ağaçları, emek verdiği mahsulleri, mezarları, geçmişleri...Bunların hepsini bir anda bırak ve sersefil bir halde yollara düş..Balkan savaşlarından zaten yeni ve yenik olarak çıkmışsın. Bir yığın acı çekmişsin. Birdenbire hopp Türkiye'ye ye....Bir de vatan değiştir.

Yine de iyi adapte olmuşlar diye düşünüyorum zaman zaman...Bu durumu da Türklerin göçebe olmalarına bağlıyorum. 600 yıllık bir imparatorluk çökerken böyle acılar yaşanması da olağan tabii Bu duruma söylenecek bir şey yok..
MÜBADELE BELGELERİ



( Ananemin babası İzzet Dede ve ailesine ait olan Tasfiye Talepnamesi)


Atalarımı araştırmaya başladığımda, ilk olarak Devlet Arşivlerinin Cumhuriyet arşivleri bölümünden aile içinde dilden dile aktarılan lakapları, köyleri, anne-baba adları ile araştırma yapmaya başladım.Acaba hangisi bizimkiler diye...Dayım, annem, teyzem, halam, yengeler, köydeki yaşlılar ile sürekli  görüşüp, konuşmaları birbirine ekleyerek puzzle yapar gibi günlerce araştırma yaptım. 
Sonucunda bizimkilerin tasfiye talepnamelerine ulaştım.

Aşağıda gördüğünüz annemin babası Haydar Dedeme ait tasfiye talepnamesinin ilk sayfası...

YUNANİSTANDA DOLDURULAN BELGELER

Bu sayfadan Bir kadın, bir erkek iki kişi geldiklerini, Ücretli yolculuk yaptıklarını, hangi limandan gemiye bindiklerini, Haydar dedemin babasının adının Mustafa olduğunu öğrendik.
Bu arada bu tasfiye talepnamesinde ilginç olan ne biliyor musunuz? Haydar Dede mübadele olduğunda hem öksüz, hem yetim, hem de reşit değil..Kimsesi olmadığı için yanında bir kadın ile birlikte Türkiye'ye gönderilmiş. Aile de kimse o bayanı tanımıyor ama Derinkuyu muhtarlığına ait belgelerde o annesi olarak kayıtlı gözüküyor.Ama annesi değil...İşte böyle durumlar söz konusu...Parçalanmış aileler... kim, nerede, nasıl bilinmiyor.

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. En üstteki İzzet dede'ye ait tasfiye talepnamesinde "ücretsiz seyahat" yazıyor. Ama altta ki Haydar Dede'ye ait olan talepnamede "ücretli seyahat" yazıyor. Neye göre böyle bir ayrım yapmışlar acaba?


TASFİYE TALEPNAMELERİ

Tasfiye talepnamesinin ilk sayfasının Türkçe tercümesi 

Bize birçok bilgi veriyor.Tam olarak nerede yaşadığını yani memleketini(onların izlerini nerede aramamız gerektiğini),mesleğini, babasının ismini....Nur içinde yatsın babam babasına bazen peder bey diye hitap ederdi..Bize farklı gelmezdi ama aramızda yabancı birileri olduğunda bu hitap şekli onlara çok garip gelirdi....Bakışlarından anlardık :))

TASFİYE TALEPNAMELERİ



TASFİYE TALEPNAMESİ



Tarlalarının, kimlerin tarlaları ile  komşu olduğunu,tapularının kimlerin adına olduğunu ve tapularının Balkan Harbinde kayıp olduğunu söylemişler. Ayrıca altın olarak hesabını yapmışlar.



TASFİYE TALEPNAMESİ


Ambarlarında ne kadar arpa, buğday olduğunu varsa eğer hayvanlarının ne olduğu ve değeri yine altın olarak hesaplanmış.
MÜBADELE BELGELERİ



İşte elime aldığımda beni asıl duygulandıran sayfa....
Daha önceki yazım  BEN MÜBADİL TORUNUYUM-2-' de bahsettiğim Osmanlıca A3 pelür kağıda yazılan, elime almama izin verilen, orada isimlerini, imzalarını parmak izlerini gördüğümde beni duygu seline boğan son sayfa......
Onlarla aramda oluşan somut bir bağ.....

DEVLET ARŞİVLERİ BELGE


Yukarıda gördüğünüz belge Ananemin babası İzzet Dede'ye ait..Ananem Fatma 13.yaşındaymış
 Muhacir Kayıt Örneği de  tasfiye talepnamelerini bulduktan sonra isteyeceğiniz 2.belge....

Gemiden nerede indikleri, kaç kişi geldikleri, kaç yaşında oldukları, nereden gelip nereye yerleştirildikleri belgenin içeriğinde yazılı.....Bu belgeyi elime aldığımda mutluluktan havalara uçmuştum.
Küçük bir dip not eklemek isterim. Yerleştirildikleri köyün adı "Çarşı dere",bizimkilerin geldikleri köyün adı "Cuma", Yetkililer bizimkiler gelince sanıyorum, unutulmasın diye köyün adını "Çarşı cuma" olarak değiştirmişler. :)

MÜBADİLLERE AİT EVRAKLAR

Yukarıda gördüğünüz Muhacir Kayıt Örneği de Babaannemin babası Rüstem Dede'ye ait...Babaannem Necibe'de 15 yaşındaymış. İki aile de Yunanistan'da Kayalar Kazasına bağlı Cuma köyde kapı komşusu iken; Türkiye'ye getirildiklerinde biri "Çorum-Sungurlu-Çarşı dere köyüne", öbür aile ise "Çorum'a" yerleştirilmişler. Böylece komşular, aileler birbirini kaybetmiş.
Bu arada bir parantez açmak isterim. Bizimkiler birbirini kaybetmemişler. Çünkü yerleştirildikleri yeri beğenmediklerinden dolayı hepsi toplanmış, Niğde'ye yerleştirilen diğer dedemin abisi bir gece at arabasına tüm akrabalarını doldurmuş Niğde'ye getirmiş.
MUHACİR KAYIT ÖRNEĞİ


Yukarıdaki Muhacir kayıt örneğinde ise Dedemin diğer bir kardeşi Salim Dedelerin ilk yerleştirme de Niğde Hasaköy'e yerleştirildikleri, 4 yıl  sonra  06.03.1928 tarihli emirname ile Adana'ya gönderildiklerini öğrendik.
Böylece yıllarca kulaktan kulağa aktarılan durum belgelenmiş oldu.
MÜBADELE BELGELERİ
Aşağıda yayınladığım listeler Çorum Sungurlu mübadil listeleri.. Belki dedelerinizi bulabilirsiniz.

MÜBADELE BELGELERİ

MÜBADELE LİSTELERİ

MÜBADİL LİSTELERİ



Bir diğer belge ise; Türkiye'de yerleştirildikleri yere göre düzenlenen mübadil listeleri.....
Bu arada bu belgelerde çok sağlıklı olarak hazırlanmamış.Çünkü yukarıda mübadil kayıt örneğinde  Rüstem dedenin yerleştirildiği yer Çorum olarak gözüküyor fakat bu listelerde "Çarşıcuma" köyü olarak gözüküyor. Hak vermek lazım tabii o karmaşıklık, o hengame, fakirlik, cahillik her şey üst üste gelmiş.


Şimdi de sırada "İskan Kaydı Talep Formu" var. Ama bu belgeyi alabilmem için adına kayıt istediğim kişilerden birinin varisi olduğumu kanıtlayan verasetnamenin olması gerekiyor. Bu yüzden ananemin babası İzzet dedenin verasetini almak üzere mahkemeye başvurdum. Son duruşma artık 18.Kasım.2014'de....Umarım verasetnameyi alabilirim. Alabilirsem eğer; bu seferde Devlet Arşivlerine İskan Kaydını almak için başvuracağım. Umarım geçmişini arayan mübadil torunlarına bir nebze olsun faydam olmuştur.
Tekrar görüşmek üzere 
   Sevgiler...

GÜNCELLEME
18.Kasım.2014'de duruşması olan verasetname davam, annanemin kardeşleri Osman ve Mümine'nin yaşadığını ya da öldüğünü ispat edemediğim için, Nüfus Müdürlüğünden de "kayıtları bulanamamıştır" cevabı geldiğinden dolayı (Nüfus Müdürlüğü bilmiyormuşşşşş)  Mayıs'a ertelendi. Mayıs'ta gittim. Hakime hanım ispat için tanık istedi.Hepsinin öldüğünü tanık olarak sadece annemin olduğunu söylememe rağmen yeterli bulmadı.Tekrar Nüfus Müdürlüğüne yazı yazılmasını istedi. Nüfusta çalışanların böyle yol göstericilikten uzak, sıradan cevaplarına çok kızdığını da ekledi.Bende artık çok yorulduğumuzu ve davadan vazgeçtiğimi söyledim.Çünkü dava 3.yılına girmişti. Vazgeçemeyeceğimi söyledi. :) Kamu davası devam edermiş. Dava Eylül'e ertelendi. Eylül'de ki davaya annemin ameliyatı sebebiyle katılamadım ve dava düştü. 
Şimdilik iskan kayıtlarını alabilmem mümkün gözükmüyor maalesef...
Hala umudumu kaybetmedim.Satırlarımı"Gün doğmadan neler doğar" diyerek bitirmek istiyorum.
                                                 Sevgiler

23 Haziran 2014 Pazartesi

AkSAKLI-LEFKARA

HAYDAR DEDE
 Haydar dedem
Hakkında doğru dürüst bir şey bilmediğimiz, sır dedemin köyü Aksaklı.... Mübadeleden sonra nereye yerleştirildikleri konusu halen muallak.... Bizimkiler Derin kuyu Su vermez köyü  diyorlar ama Devlet Arşivlerinde bulunan belgelerde  çıkmıyor. Tasfiye talepnamesini buldum fakat geri kalanı maalesef  yokkkkk...

Tasfiye talepnamelerine göre Haydar dedem Ağsaklı köyünün Davarlı mahallesinden...hem öksüz hem yetim kardeşi de yok ve nüfus kayıtları doğru ise eğer; geldiğinde reşit değil. Tek başına Türkiye'ye getirilmiş. Yaptığım araştırmalar sonucu, mübadele zamanında reşit olmayan çocukları, o köyde bulunan, dul ya da yalnız kalanlarla  Türkiye'ye göndermişler.

Nüfus kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla 1874 doğumlu Aliye adında bir bayanla gönderilmiş...Kim olduğunu aile de kimse bilmiyor. Ama geçen gün Derin kuyu köyü muhtarı ile görüştüm.Muhtarlık kayıtlarına bakmasını istedim. Gürkanları buldu. Aliye orada "anası" olarak kayıtlıymış. Ama annesinin adı Ayşe....Bilemiyorum işte, yine ????????? Bize yol gözüktü gibi....Derinkuyu'ya gitmek lazımmm...

15-19 Mayıs'ta tekrar gittik Ağsaklı-Lefkara'ya .....
Yine Haridun karşıladı bizi....Artık iyice yaşlanmış, ama masmavi gözleri pırıl pırıl...Sevindi bizi görünce...






AĞSAKLI KÖYÜ


Baktık taşa toprağa dokunduk tasfiye talepnamesinde yazan ev şekline uyanı aradık, hüzünlendik. 


AĞSAKLI
5.kuşak  mübadil Doruk annanesinin babasının evinde... Çocuklarda çok etkilendiler. Bu gezi çocuklara çok şey öğretti.
HAYDAR DEDE
Haydar Dede bütün mübadiller gibi 01.07.1912  doğumlu...Tasfiye talepnamesinden öğrendiğimiz kadarıyla Ağsaklı'da iki oda, çıkma avlulu, İki ara Ahır'ı, Dört ara Saman hanesi ve iki ara hayat'ı (yeniler bilmez :) gizli bahçesi) olan bir evi, 34 dönüm arazisi, 38 dönüm bağı olan Dedem...

Orada da bağcılıkla uğraştıkları için Derinkuyu'ya yerleştirilmeleri gerekiyor aslında....Ama....





KÖY YOLU
Köyümüzün yolu
 Haydar Dede bu topraklarda doğdu maalesef burada ölemedi. Annesinin, Babasının mezarını burada bırakıp gitmek  zorunda kaldı.
MÜBADİL
Ayrılırken yine ağladı Haridun... ayrılamadık bir süre...
Acaba bir daha gelebilir miyiz, gelirsek  seni görür müyüz Haridun? 
Aksaklı ya da İsaklı hakkında bir bilgisi olan varsa lütfen mail adresimden benimle irtibata geçsin.

                                                             Sevgilerimle

7 Haziran 2014 Cumartesi

ÜSKÜPLER-KİLADA

Herkese selam...Bugün size Üsküpleri anlatmaya çalışacağım.

YUNANİSTAN ÖZTEPE TEPESİ


Üsküpler-Kilada  Büyük babam Nail Öztepe'nin  köyü...İki yıl önce gittiğimizde,  köyün arkasındaki tepenin isminin "Göztepe" olduğunu öğrenince çok şaşırmıştık. Büyük babamın bize anlattığı soyadımızın hikayesi gelmişti aklımıza...Daha önce ki Yunanistan gezimizi anlattığım, "Altınları Bulamadık ama.." yazımda da bahsettiğim  hikaye şöyle...

Rahmetli Büyük babam Hacı Rüstem oğullarından Nail,  Ankara'da şimdilerde talan edilen Atatürk Orman Çiftliğinde Atatürk'ün bahçıvanı olarak çalışmaktaymış.1935'de Soyadı Kanunu çıktığında, Soyadımızı ne alayım paşam demek için Atatürk'ün huzuruna çıkmış
Atatürk ise;
 -Sizler Balkanlardan geldiniz.Sizlere oraları hatırlatacak, nesiller boyu devam edecek soyadları seçin kendinize demiş. (Bu nasıl bir öngörüdür vallahi...Atam çok büyüksün) Bizimkilerde kendilerine "GÖZTEPE" soyadını seçmişler ama memurun yanlış yazması sonucu, bizim soyad "ÖZTEPE" olmuş... 

İşte böyle.... hayat o kadar farklı tesadüflerle sizi şaşırtıyor ki bazen, güleyim mi ağlayayım mı bilemiyorsunuz...
YUNANİSTAN ÜSKÜPLER

Geçen gezimizde tanıştığımız bize kemençe çalan Maçka mübadili Giorgos'un eşi bize yolluk  kurabiye yapmış. İnanamadım...Hepimiz bayıldık kurabiyelere...Tarifini istedim bekliyorum. Tarifi geldiği zaman buradan paylaşacağım. Aynı kültürün insanları olduğumuz o kadar belli ki...Aynı güleryüz, aynı misafirperverlik... Mutluluğum yüzümden belli sanıyorum... ne tatlılar bi görseniz...

ÜSKÜPLER

Arkada gördüğünüz Üsküpler'in eski Camisi yeni Kilisesi içerisini  gezmeyi çok isterdim ama vakit yoktu giremedim. Buradan http://www.lozanmubadilleri.org.tr/ yetkililerine seslenmek istiyorum. Lütfen köy ziyaret saatlerini arttırın biraz...  :( özlem gideremiyoruz ki.....


YUNANİSTAN
3-4-5 kuşak mübadiller Yunanlı dostlarımızla...


Bir önceki gezimizin köy kısmında Yazar Canan Tan yeni 
yazacağı roman için araştırma yapmak üzere bizim ile birlikte gezmişti bütün köyleri...Son kitabı "Hasret"te Yunanlı dostlarımızla, bizimde azıcık  tuzumuz var yani..:) 

Buradan onlara dostlukları ve misafirperverlikleri  için çok teşekkür etmek istiyorum... 
İyi ki http://www.lozanmubadilleri.org.tr/ var, iyi ki sizlerle, onların sayesinde tanıştık. Bize çok uzak ve karanlık olan büyüklerimizin hayatı azıcık da olsa aydınlandı.
                                                                               Sevgilerimle



2 Haziran 2014 Pazartesi

HARAVGİ-CUMA KÖY

Herkese selam
Yunanistan köy gezilerimiz yazı dizime devam ediyorum.Bugün sizlere Cuma Köyü anlatmaya çalışacağım. Köyümüz açık kömür havzası içinde yer aldığından dolayı giriş yasaktı ama Dayımın ve Dimitris'in yoğun çabaları ile eskort eşliğinde gezmemize izin verildi.


CUMA KÖY

Cuma köy Anneanne ve Babaannemin köyü 
Açık kömür havzası içinde yer aldığından dolayı terk edilmiş...bizimkiler buradan ayrıldığında annanem 13 babaannem 15 yaşındaymış...Yani her şeyi çok net hatırlıyorlardır ama soran olmuş mu????Yokkkkkk
İSYANNNNNNNN

YUNANİSTAN-CUMA KÖY

 Bizimkiler burada yaşadıkları dönemde Sarıgöl'den bahsederlermiş o kadar bereketliymiş ki toprakları kendi deyimleri ile kol ka mısırlar yetişirmiş tarlalarda....Şimdi o Sarı göl boşaltılarak açık bir kömür havzası haline getirilmiş.
YUNANİSTAN
5.kuşak mübadil Hira Melis Eski Camii, yeni Kiliseyi incelerken...
Bu geziye çocukları çok zor ikna ettim.Son dakikaya kadar direndiler ama şimdi de anlata anlata bitiremiyorlar. Hatta Hira Melis geçen hafta Tarih dersinde mübadeleyi anlatmış ve öğretmeni ile birlikte Selanik türküsünü söylemiş.
Çok okuyan mı bilir? Çok gezen mi?

TERKEDİLMİŞ KİLİSE


CUMA KÖY


CUMA KÖY

 Ananemin bazı bazı bahsettiği, bizim orası mı burası mı diye tahmin yürütmeye çalıştığımız  evinin önünde Annem ve Dayım

CUMA KÖY
 Her yer kömür
YUNANİSTAN-CUMA KÖY

YUNANİSTAN-CUMA KÖY
 Birde su kuyusu varmış orada...Mübadele emri çıkınca yanınıza hiçbir şey almayın terkedin denmiş.Bizimkilerde korkularından altınları su kuyusunun içine saklamışlar.Rahmetli annanem   yıllarca beni köyüme götürün altınları bulurum derdi.Kısmet olmadı götüremedik..:( 

Bak şimdi aklıma  bir kurt  düştü..Su kuyusunu bulduk...Baksaydık ya içine....
Belki bulurduk hohoyyyyy :) 

AÇIK KÖMÜR HAVZASI
 Devasa bir kömür havzası, devasa modern iş makinaları....Ömrümde ilk defa açık kömür havzası gördüm.Gördüğümüz çalışan tek tük...Onlarda makinaların başında kontrolü sağlıyor. İnsan gücü ile değil, makine gücü ile çalışan bir yapı oluşturmuşlar. İnsan kıymetli onlarda, bizde ise Allaha emanet ....
Soma'da bir yudum nefes alamadan ölen vatandaşlarımız hakkınız çok bizde... 
Bir şeyler yapamadığımız için bizi affedin..

Aşağıda gördükleriniz Devlet Arşivlerinden çıkarttığım Muhacir Kayıt Örnekleri
MUHACİR KAYIT ÖRNEĞİ

Yukarıdaki belge annanemin babası İzzet Dede'nin kaydı...
Gördüğünüz gibi yaşları,kaç kardeş oldukları,hangi tarihte nereden geldikleri,nereye indirildikleri,nereye iskan edildikleri,kaç kişi geldikleri bizim bilmediğimiz her şey kayıtlı
Bunlar belge değil ,benim için mücevher....
MUHACİR KAYIT ÖRNEĞİ

 Yukarıda ki Muhacir Kaydı da Babannemin babası Rüstem Dedeye ait. Babannem 15 yaşındaymış.İki aile de Çorum Sungurlu'nun Çarşıdere köyüne yerleştirilmişler.Mübadiller geldikten sonra jest olsun diye herhalde köyün adını Çarşıcuma olarak değiştirmişler.
Ne sevimli......


GÖKKUŞAĞI
Gösterdikleri çabadan dolayı Dayım Bayram GÜRKAN'a ve Dimitris DAĞİOĞLU'na, gösterdikleri  sabırdan dolayı da grup arkadaşlarımıza buradan çokkk teşekkür ediyorum.İyi ki varsınız...... 
Gökkuşağı uğurladı bizi...Hoşçakal Cuma köy... Hoşçakal Haravgi...

                                                                                    SEVGİLER