KONYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KONYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2016 Salı

TANDIR BÖREĞİ...

TİRİT
2000-2004 yılları arasında Konya'da yaşadım..Orası benim için çok farklı deneyimler yaşadığım, değişik insanlarla tanıştığım bazen hüzünlü, bazen sevinçli, bazen yalnız günler geçirdiğim şehirdi. Konya o mistik havasını; Mevlana'ya, Şems'e ve adım başı kabirlerinde yatan diğer erenlerine borçludur.
Kasvetli gelir ilk başta havası, insanları ağır çekimde yaşıyor gibi..  yavaş yavaş...Yaşamaya başladıkça o buğulu, mistik havayı hissetmeye başlarsın... sakinlik sarar dört yanını farklı bir kategoriye geçersin...içe dönüş başlar, yoga yapar gibi bir hayat sürmeye başlarsın.....
Konya'ya  17 Aralık'ta yapılan Şeb-i Arus'a mutlaka gidin ve  o havayı soluyun...
Yemekleri ise tek kelime ile harikulade...minik minik kuru bamyalarla yapılan bamya çorbası, hamuru kaymakla yoğrulan saç arası tatlısı, düğünden sonra gece yarısı yenilen tirit, kuzu etli minik yaprak sarma  tek kelime ile şölen yemekleri....
Ve tandır böreği
Onunla ilk  tanışmamız Konya-Çumra'da bir taziye evinde oldu. Peynirlisi-patateslisi-kıymalısı var. Lezzeti şahane... belki köy peynirinden, belki köy tereyağından, belki de tandırın duvarında pişmesinden...
Yakın zaman kadar köylerde pişmekte iken; girişimci bir kadın tandırını ticarethaneye dönüştürmüş. Haftanın 7 günü akşam 8'e kadar açık...adresi aşağıdaki görselde yazılı...tandır böreğinin ve tandır ekmeğinin tadına bakmak isterseniz Konya'dan geçerken uğrayabilirsiniz..
                                                                      Sevgilerimle

KONYA




KONYA CEYLAN

17 Aralık 2015 Perşembe

ŞEB-İ ARUS



           Saygıyla..........

Bizi bilen bilir
Bilmeyen de kendi gibi bilir.....
                           Hz.Mevlana

19 Aralık 2014 Cuma

17 ARALIK MEVLANA'DIR






17 Aralık'ta  vefat eden Sevgili  Mevlana, ölümünü "Sevgiliye Kavuşma" olarak kabul etmişti. Şeb-i Arus   Mevlana'nın düğün günü  (ölüm günü) töreni hakkında kullanılan tabirdir. Hz.Mevlana  17.Aralık.1273 günü akşam üstü güneş gökyüzünü kızıla boyarken,  Allaha kavuştuğu için tören;17.Aralık günü İkindi vaktinden sonra Kuran-ı Kerim okunarak başlar ve"Aynü'l-Cem "yapılmak suretiyle icra edilen bu merasimin gecesine  "Leyletü'l-Arus"da denir. Farsça "Şeb"- Arapça "Leyle" Gece demektir. "Urs" ise Düğün ya da düğünde verilen ziyafet; "Urs" kelimesinden türetilmiş "Arus" kelimesi ise; gelin demektir.

Yani Şeb-i Arus Düğün gecesi-Gelin gecesi anlamına gelir. Mevlana'nın vefat gecesini ve bu gecenin yıl dönümlerinde yapılan töreni ifade eden mevlevi terimidir.

Konya'da yaşadığım dönemde yani 2000-2004 yılları arası  Şeb-i Arus törenlerini izlemek bir türlü kısmet olmamıştı.Zaten törenlerde  Mevlana'ya yakışmayan bir  şekilde  vasat bir spor salonunda yapılıyordu. Türbeye ise ayakkabılarımızı  çıkarıp, elimize verilen siyah naylon torbanın içine koyarak giriyorduk. Her şey o kadar köhne ve vasattı ki.....bu köhneliğe rağmen 365 gün  Mevlana -Şems ve diğer türbeler,  gezilmesi gereken her yer Japon turist kaynardı. O dönemlerde Konya'da doğru dürüst otel bile yoktu.Küçük motel tarzı yerler vardı. Yer bulmak mümkün değildi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Mevlana öğretisini benimseyen ve çok seven Japonlar Konya'yı ve Mevlana'yı asla yalnız bırakmazlardı.

Bizler daha Mevlana'nın öğretilerini öğrenemeden; Dünya insanı Japonlar çoktann ona sahip çıkmışlardı o zamanlar...

  2011 yılında  Şeb-i Aruz törenlerine katılmıştım. Yeni yapılan Mevlana Kültür merkezinde olmuştu.Şahane bir ortamda, maneviyatı çok yüksek bir gece yaşamıştık. Hatta o duygu seline kendini kaptırıp  yoga yapanlar bile vardı.Konya'da yaşadığım dönemde benim için Mevlana; çaresiz kaldığımda, bunaldığımda, üzüldüğümde koştuğum ve huzur bulduğum tek yerdi....Ankara'ya dönerken bir tek Mevlana'dan ayrılacağım için çok üzülmüştüm...Taşınırken; gece gittim türbesine...kapısına yüzümü dayayıp  Allahaısmarladık ben gidiyorum dedim.

Biliyorum ki o da beni
Güle güle git diyerek uğurladı....

                                                                                      Sevgilerimle  








1 Mayıs 2014 Perşembe

EVLERE ŞENLİK ŞİVLİLİK

Yıl 2000.... Eşimin tayininin  Konya'ya çıktığı, benim işimi bırakmak zorunda kaldığım, kızımın 3 oğlumun 2 yaşında olduğu sene...  yaprak gibi savrulduğumuz Konya...

 Üç ayların başlangıcı sayılan Regaip Kandilinin bir gece öncesi Konya'da fenerini alan herkes fener alayına katılırlar. Sessiz ve uzun bir yürüyüştür....Fener alayını gören herkes yürüyüşe katılır sürekli büyüyen kalabalıklar semti baştan aşağı gezer . Konya'da yaşadığımız dönemde hep katıldık fener alaylarına....

ŞİVLİLİK

Şivlilik günü denilen ertesi gün ise; arkadaşları ile buluşan  çocuklar erkenden kapı kapı gezerek şeker,sakız,çikolata,lolipop toplamaya çıkarlar.Benimkileri hiç gönderemedim o ayrı :) Konyalı hanımlar ise evde "Pişi" yapıp, komşularına dağıtırlar.

 Ankara'dan tayini Konya'ya yeni çıkmış, Konya'nın gelenek göreneklerine yabancı biri olarak sabah saat 7.30'da  kapı zilinin çalmasıyla yataktan fırlayıp, yarı uyur vaziyette kapıyı açmamla birlikte  yaklaşık 10 tane çocuğun şivlilikkkkkkkkk diye bağırmasıyla neye uğradığımı şaşırarak, bende bağırmaya başlamıştım. Konya bizim için hayatın değişik yönlerini deneyimlediğimiz  güzel günlerdi.

 Bence toplumun her kesiminden insanın bu geleneği sürdürme çabası da Konya adına mutluluk verici bir durumdur.

Regaip Kandilimiz ve  1 Mayıs Emek ve Dayanışma günümüz kutlu olsun
    

                                                                  Sevgiler