30 Mart 2015 Pazartesi

HEP BERABER ANILARIMIZI YAZALIM....YOKSA BAŞKALARI YAZACAK...


Herkese Günaydın
Cuma günü sizlere Haydar Dedemin hikayesini anlatmıştım. Bu hikayeyi yazmamım sebebi; Turkish Forum sayesinde tanıştığım Lale Hanım ve arkadaşlarının,  Ermenilerin yaptığı 100.yıl "sözde" soykırım propagandasına karşılık olarak şimdiye kadar acılarından hiç bahsedilmeyen Türk ve Müslümanların asıl nasıl bir soykırıma uğradıklarının anılarla belgelenmesini içeren bir projedir.
Proje metni aşağıdadır. Yazının her satırına katılmamak mümkün değil....Özellikle aşağıda yazacağım paragraf gerçekten beni çok üzdü. Aynen yayınlıyorum....Bize kim sahip çıkmalı acaba? 

"En üzücü olanı ise, bu propaganda silahının, hedeflediği kitlelerden Türkiye Cumhuriyeti aydınlarını adeta 'efsunlamış' olması, onları da bu yalanı savunur hale getirmesi ve aksinin savunulmasının, 'milliyetçilik, faşizm' olarak adlandırılabilmesidir."

Bizde o zaman birbirimize sarılırız. Türkiye'de ki her ailede mutlaka bu acılar vardır.Yaşadıklarımız var, büyüklerimizin anıları var...Hiçbiriniz sormadınız ailelerinize bunu tahmin edebiliyorum. Çünkü  toplumumuzda böyle  bir farkındalık oluşturulmamış...İzin verilmemiş...Çok acı hikayeler olduğu için konuşmamayı, unutmaya çalışmayı istemiş büyüklerimiz.....

Aile büyüklerim; geçmişi hatırlasam bana ne kazandıracak güzel birşey yok ki, anlatsam sana ne kazandıracak kinlenmenden başka.......... derlerdi. İkna edene kadar akla-karayı seçerdim... anlatmaları için yeminler ederdim - kinlenmeyeceğime- dair.....(Bizimkilere göre kinlenmek berbat birşeydir...Ölsen daha iyi yani) 

Eğer katılmak isterseniz çok zorlanacağınızı tahmin edebiliyorum. Sizden ricam Cumhuriyet Kadınları Derneği'ne ait  bu projeyi sayfalarınızda paylaşarak olabildiğince çok insana duyurmamız ve  Osmanlı Türk ve Müslümanlarının 1.Dünya Savaşı'nda birden çok cephede saldırıya uğraması  ile yalnızca Doğu Anadolu'da yaşayanların anıları ile sınırlı olmaması, tüm Anadolu, Balkanlar, Ortadoğu ve kuzey Afrika'da yaşayan Türk ve Müslümanların anılarını da içerecek olması nedeniyle aile büyüklerinize ait anıları metnin sonunda belirtilen formatta yazarak 

laleolcay@hotmail.com adresine en kısa sürede ulaştırmanız....

                                       Hepinizi çokkk seviyorum...Sevgiler....





















26 Mart 2015 Perşembe

HAYDAR DEDEM

Ermeni soykırımı iddialarına karşılık olarak bende ailemin anılarını yazmaya karar verdim...
Bu ülkede acı çeken sadece "şımarık davranan" ve "bağıran"kesim değildir..........



Annemin babası Haydar Dedem
01.07.1912  Yunanistan Kozana Aksakallı'nın Davarlı mahallesi doğumlu. Baba adı Mustafa, anne adı Ayşe....Köyün isminin  birçok söyleniş şekli var. İsaklı, Ağsaklı, Aksakallı.....Şimdiki Yunanca ismi ise Lefkara....Haydar Dedemin babası Mustafa; Balkanlarda huzursuzluk başlamadan önce bir katlı, iki odalı, iki ara hayatı, dört ara saman hanesi, iki ara ahırı olan, ahırında 2 merkepi, 3 keçisi, 1 koyunu olan, 34 dönüm arazisi, 4 dönüm bağında her nevi mahsulatı ve her çeşit üzümü yetiştiren bir çiftçi......
 Vatanları Rumeli'yi terk etmeyi hiçbir zaman düşünmemişler. Taa ki yüzyıllardır birlikte yaşadıkları Osmanlı tebaası  Yunan-Bulgar-Arnavut çeteler onları öldürmeye başlayana kadar...Kendilerini ve ailelerini korumak için ( saldırmak için değil savunmak için) Balkan savaşları ile başlayan huzursuzluklarda; Haydar Dedemin babası Mustafa dağlara çıkıyor. Yıllarca dağlarda çetelere karşı savaşıyor. Bir gece, karısı Ayşe'yi ve oğlu Haydar'ı görmek için köye indiği sırada tuzağa düşürülüp alnının ortasından vurularak öldürülüyor. Bu olaydan birkaç yıl sonra Annesi Ayşe'de ölüyor.   

Bu kargaşa durumu, 1912 Balkan savaşları ile başlayıp, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşmasına kadar sürmüş. Ondan sonra da sancılı yıllar 
Büyük göç mübadele...... 
Haydar hem öksüz, hem yetim olarak tek başına kalakalıyor. Bu sırada 24.Temmuz.1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması imzalanıyor ve Din esaslı olarak yapılan mübadele anlaşma kurallarına göre;  Batı Trakya hariç Yunanistan sınırları içerisinde kalan Müslüman Türklerle, İstanbul hariç Anadolu'da yaşayan Ortodoks Rumların yer değiştirmesine karar veriliyor. Mayıs 1924'de tasfiye talepnameleri, kişilerin beyanlarına göre köy heyetinin önünde dolduruluyor. Temmuz 1924'de  Mübadele başlıyor. Mübadelenin ne olduğu bile bilmeden, geri döneceklerini düşünerek "Gazi Paşa çağırmış" diyerek yola çıkıyorlar. Yaklaşık 1 ay Selanik'te Beyaz (Kanlı) Kulenin çevresinde kendilerini Anadolu'ya götürecek gemiyi beklemişler. 10 gün süren gemi yolculuğundan sonra  Temmuz 1924'de Haydar Dedem, Aliye ile beraber Samsun'a ayak basıyor. 
Mübadele başladığında Haydar dedem 12 yaşında...Kimsesiz....O zamanlar Kimsesiz çocukları aynı veya yakın köyden yalnız bir kadının yanına vererek Türkiye'ye göndermişler. Haydar Dedemi de 01.07.1874 doğumlu Aliye adında bir hanımla birlikte Türkiye'ye göndermişler. Burada Nevşehir Derinkuyu Suvermez köyüne yerleştirmişler. Daha sonra Haydar Dedem Adana'ya sonra da Ceyhan'a gidiyor. 17 yaşında askere alınıyor 3 kez askere çağrılıyor ve toplamda 7 yıl askerlik yapıyor. Bu arada  Annanem Fatma ile evleniyor.4 çocukları oluyor. Biri de benim annem......Yıllarca yokluk içinde, göç yollarında yaşama tutunmaya çalışmışlar. Tam işler yoluna girdiğinde Dedem Haydar ortağı tarafından sırtından bıçaklanarak öldürülmüş.. Bundan sonrası ise ; 4 çocukla kalan annanem için  tam bir felaket..1945 yılında dul kalan genç bir kadın... kadınların çalışmasını ayıplayan bir zihniyet, başında durulması gereken (ama durulamayan) bir otel, bu yüzden ellerinden kayıp giden malları, sahte altınlarla ellerinden alınan mübadil tapuları...ve arkasından gelen fakirlik..... 








Yunanistan'da doldurulan Tasfiye Talepnamesinin ilk sayfası....Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden alınmıştır. Tasfiye talepnameleri 4 suret olarak doldurulmuş.
Suretler Yunanistan'a, Türkiye'ye, Mübadele komisyonuna (büyük ihtimal Lozan'da) ve mübadillere verilmiş.

Bu belgelerde Tasfiye Talepnamesinin Türkçe tercümeleri
.Tasfiye talepnameleri ile Haydar dedeme ait birçok gizli kalmış bilgiyi aldık. Mübadillerin torunları için gerçekten çok önemli tasfiye talepnameleri....Karanlıkta kalan geçmişimizin belgeleri.......









Son sayfa Vekaletname
Reşit olmadığı için doldurulduğunu düşünüyorum.
İşte böyle....Benim Annemin babası Büyükdedem Haydar'ın hikayesi.....
                                             Herkese sevgiler



                                                                                                                   


18 Mart 2015 Çarşamba

100.YIL ÇANAKKALE ZAFERİ

 
 
 
 
 
ÇANAKKALE'de yaşananları en güzel bir ŞEHİT BABASI anlatabilir.
84 yaşında dev  çınar İsmail amcadan çokkkk güzel bir Çanakkale şiiri...
Yüreğine sağlık İsmail Amca...
 
SELAM OLSUN SİZE CANLARIM
...
Yüz Sene önce yazılmış yazıları;
Vatan uğruna ŞEHİT olacakları,
Daha ne sakalı, ne de bıyıkları,
Henüz çıkmamış ki, okul çocukları…
 
Ama konu, Vatanı korumak ise;
Yedi Düvel de karşısına gelse,
Kanının son damlasına kadar,
Uğruna feda eder, Düşman her kimse…
 
ATATÜRK Askerine ölmeyi emretti;
Biliyordu, çünkü önceden keşfetmişti,
Üstün zekâ ve engin bilgisiyle,
Ülkeyi işgale gelenleri defetti…
 
Ey! Çocuk yaşta destan yazan ŞEHİT;
215 Kilo mermiyi sırtlayan Onb. SEYİT,
Tüm Gazi ve Şehitlere, borcumuz çok,
Sizi anlatamaz, ne ağıt ne de beyit…
 
Ben de savaşmak için Kore’ye gittim;
Savaş bitmişti, emri yerine getirdim,
Benim yerime Oğluma kısmet imiş,
Şehit Babası yaptı beni şükretmekteyim…
 
İki Dayım varmış, görmedim onları;
Yemen’de Şehit olmuşlar, Anam Bacıları,
Öyle bir ecdadın parçası olmak, bana;
Gurur veriyor, anarken kahramanları…
 
Ruhunuz Şad olsun, mekânınız cennet;
Sen rahat uyu, unutmaz sizi bu millet,
İnan ki bu değildir elbet bir kehanet,

Güzel Yurdumuz GENÇLERİMİZE emanet…
 
                                                          İsmail PALAZ 18 Mart 2015

17 Mart 2015 Salı

PİLİÇ YAHNİSİ

Selam
Rumelili ailelerin özellikle misafirleri geleceği zaman pişirdiği özel yemek,  piliç yahnisinin tarifini vermek istiyorum. 
Bu Piliç yahnisi öyle bir yemek ki; romanlara bile konu olmuş. Halen okuduğum Necati Cumalı'nın  "Viran Dağlar" da ki roman kahramanı Zülfikar Bey'in  en çok sevdiği yemek..
Viran Dağlar'da ise piliç yahnisinin verdiği gücü, kuvveti bakın hangi cümlelerle anlatıyor.




"..........halasının pişirdiği, sevdiği, bol soğanlı, domatesli, biberli piliç yahnisi yiyordu. Öbür tabak tepeleme, halasının elinden çıkmış tadına doyulmaz hurma tatlısıyla doluydu. İyimserliğine çabuk kavuşmuştu. Karnı böylesine sevdiği yemeklerle dolunca iki kez artacaktı kendisini odasından Efi'nin taraçasına uçuracak kuvveti."
(hapisten kaçıyor)



MÜBADİL YEMEKLERİ

Malzemeler
* 2 tavuk budu (4 parçaya ayrılmış)
*2 adet acı yeşil sivri biber
*1 adet kırmızı biber
*1 büyük baş kuru soğan
*1 adet domates
*1 kahve fincanı pirinç 

MÜBADİL YEMEKLERİ

Yapılışı
Tavuk parçalarımızı güzelce yıkayıp 2 yemek kaşığı  tereyağ ile 2 yemek kaşığı zeytinyağ konulmuş tenceremize koyalım. Orta ateşte arkalı önlü güzelce kızartalım. Kızarmış tavuk parçalarını bir tabağın içine alıp kenara koyalım.


MÜBADİL YEMEKLERİ

Aynı tencerenin içine yemeklik doğradığımız kuru soğanımızı ekleyelim. Soğanlarımız hafif pembeleşince, içine iri doğranmış biberlerimizi, domateslerimizi ekleyelim. Hep beraber 1-2 dakika kavuralım.


PİLİÇ YAHNİSİ

Ardından kızarmış tavuk parçalarımızı tenceremize ekleyelim. 1,5 litre kaynamış suyumuzu, tuzumuzu tenceremize ekleyelim.

MÜBADİL YEMEKLERİ


MÜBADİL YEMEKLERİ

Bir kahve fincanı pirinci ayıklayıp, iyice yıkayalım. Tenceremizin içine ekleyelim. Ocağın altını kısalım. Pirinçlerimiz hafifçe pişince (pirinçleri ekledikten sonra çok pişirmeyin yoksa lapa olur) yani 5 dakika sonra ocağın altını kapatalım.
Afiyet olsun..
                                                                                       Sevgiler  
PİRİNÇ YAHNİSİ
                                                            
Tarif Annem Nurten Gürkan Öztepe'ye aittir.          


12 Mart 2015 Perşembe

Zaman Değişir, Ama Büyük Gözlerin Modası Asla Değişmez!


Geçmişten günümüze, zaman içinde moda ve güzellik kavramları çok değişti, her dönemin favori giyim, makyaj ve saç tarzları oldu fakat büyük gözlerin güzelliği zamandan hiç etkilenmedi, güzellik değerini her zaman korudu...
Oriflame, gözleri %30 oranında açan ve böylece daha büyük görünmelerini sağlayan yeni ürünü The One Eyes Wide Open maskara ile 1950’lerden günümüze, hatta geleceğe uzanan keyifli bir oyun uygulamasıyla sizleri büyük gözlerin odak nokta olduğu bir güzellik yolcuğuna çıkarıyor. Zamanda yapacağınız bu yolcukta ise en büyük sürpriz markanın yeni yüzü Ezgi Mola’nın size eşlik etmesi.

İlk adımda Ezgi Mola’nın farklı tarzlardaki fotoğraflarını doğru dönemler ile eşleştirmeniz gerekiyor. Ardından yolculuk etmek istediğiniz yılı seçiyorsunuz. Devamı sürpriz! Zamanda yolculuk etmekten keyif alacağınıza eminim. Üstelik bu yolculuğa çıkanlar Ezgi Mola ile tanışma şansına sahip oluyor. Birbirinden güzel Oriflame ürünlerinden oluşan hediye paketleri ve maskara da cabası!
Bu keyifli uygulamaya Oriflame Türkiye’nin Facebook sayfasından ulaşabilirsiniz: https://zamansizgozler.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.




SOSYAL MEDYA MİM'İ

1-) facebook sorusu: herkesin sana okuman için baskı yaptığı bir kitap:

"Grinin elli tonu" 

Kadriyecim inan bana.... o kesik kesik,bence duygusuz filmi seyrettikten sonra; keşke kitabını okusaydım da filmi görmeseydim dedim kendi kendime ...
Bana film  çokkkk fazla geldi.... :((((

Bu arada sosyal medyanın ve arkadaşların kışkırtmaları sonucu kitapları aldım. Fakat benim ergenler bana çok kızdılar okumaya başladığımda, anne yaaa bütün ergenler okudu sende mi okuyacaksın şimdi dediler... Bende bıraktım.


2-)tumblr sorusu: sen okuduktan sonra popüler olan bir kitap

Sinan AKYÜZ'ün "İncir Kuşları"



3-) myspace: beğenip beğenmediğini hatırlamadığın bir kitap 

Canan Tan "Hasret" Ahmet Ümit "Sultanı Öldürmek"
Çok şey beklemiştim bu kitaplardan oysa...emek olduğu için beğenmeye çalışıyorum ama..... işte ortadayım.....


4-)youtube sorusu:filme çevrilmesini istediğin bir kitap

Zülfü Livaneli "Serenad"


5-)goodreads sorusu: herkese önerdiğin bir kitap:

Elimdeki kitap yani Necati Cumalı'nın "Viran Dağlar"



10 Mart 2015 Salı

ELİMDEKİ KİTAP-SERENAD




Ahh Serenad ahh.....
Beni içine alıp, oradan oraya sürükleyen, hikayenin içine girip, o duyguyu bana yaşatan,  okuduğum en iyi kitaplardan biri...

Tarihimizde yaşanan ama mübadele gibi küçük bir topluluk tarafından bilinen daha yeni yeni yazılıp çizilmeye başlanan Mavi Alay ve Struma üzerine gelişen bir hikaye....Hiç birşey bilmezken; bu yüzden de hiç merak etmezken, birdenbire gelişen olaylarla  geçmişini aramaya başlayan, bu arada da boşanmış bir kadının yaşadığı zorluklar ile ergen bir erkek çocuğunu babasız büyütmeye çalışan Maya'nın hikayesi......

İçiçe geçmiş bir sürü hikaye ve duygu yüklü bir anlatım....
Tek kelime ile şahane....
Tavsiye ederim hem de çokkkkk....
                                                                                      Sevgiler 



6 Mart 2015 Cuma

Buralı Olmayanlar Lokali: RAEN İLE 8 MART KADINLAR GÜNÜ ORTAK ÇEKİLİŞİMİZE H...

Buralı Olmayanlar Lokali: RAEN İLE 8 MART KADINLAR GÜNÜ ORTAK ÇEKİLİŞİMİZE H...: Merhabalar, Bahar kendini iyice göstermeye başlamışken haftaya da güzel bir haberle başlamak istedim.Sevgili arkadaşım  Kelebek Etkis...

SOĞAN BÖREĞİ

Herkese güzel günler dileyerek başlamak istiyorum. 
Geçen hafta sonu annemle beraber yaptığımız, her mübadilin ve mübadil torunlarının bildiği ve severek yedikleri, bizim için baş börek olan  Soğan böreğinin tarifini vermek istiyorum.  
Nefisssss bir börektir dikkatinize !!!!!!!!

SOĞAN PİTASI


SOĞAN BÖREĞİ


SOĞAN BÖREĞİ
Hamuru için
Yarım kilo un
Tuz
Su
1 çay kaşığı karbonat
Yapılışı
Hepsini karıştırarak  15 dakika yoğurup kulak memesi kıvamında hamur yapılacak.Hamurumuzun üzerine nemli bir bez örtülüp 15 dakika dinlendirilecek.

İç Malzemesi
Yarım kilo kuru soğan
1su bardağı zeytinyağı
Tuz
1 yemek kaşığı silme domates salçası (isteğe bağlı)

Hamurlarımızı yağlamak için; 1 su bardağı zeytinyağ ile 3 yemek kaşığı eritilmiş tereyağını karıştıralım. Hamurlarımızı bu karışım  ile yağlayalım.

SOĞAN BÖREĞİ
Yapılışı
Soğanlarımızı yemeklik doğrayalım.Zeytinyağı ile soteleyelim. Dikkat!!!!!!!Pembeleşmesin. Tuzunu atalım.1 yemek kaşığı domates salçamızı ekleyelim.Salça isteğe bağlıdır.Koymasanız da olur. Ocağımızın altını  kapatalım.soğumaya bırakalım.
SOĞAN BÖREĞİ
SOĞAN BÖREĞİSOĞAN BÖREĞİ




Hamurumuzu 2 eşit parçaya ayıralım.Avuç içlerimizi kullanarak uzunlamasına bir hamur yapalım.Bu hamurdan 10 eşit pazıyı bıçakla keselim. 

SOĞAN BÖREĞİ

Pazıları küçük tencere kapağı kadar oklavamızla açalım.Sonra ellerimizi kullanarak incelterek büyütelim.

SOĞAN BÖREĞİ

Yağlayarak 10 pazıyı açalım.Üst üste koyalım.En üste koyacağın pazıyı yağlamayacaksınız.

SOĞAN BÖREĞİ


SOĞAN BÖREĞİ

Tepsiye göre oklava yardımıyla açalım.Tepsimizi zeytinyağı ile yağlayıp alt hamurumuzu  yerleştirelim. Üzerine kavrulmuş soğanımızı ekleyelim .

SOĞAN BÖREĞİ

Diğer 10 pazıyı da aynı şekilde kat kat açalım.

SOĞAN BÖREĞİ




SOĞAN BÖREĞİ

 Soğanlarımızın üstüne yerleştirelim.
En üste zeytinyağı sürelim.Kenarlarını içeri doğru kıvırarak örgü şekli verelim. Bu kenar detayı soğan böreğinin şanındandır. Olmazsa olmaz. Önceden  ısıtılmış 200 C fırında altı üstü kızarana kadar pişirelim.

SOĞAN BÖREĞİ



SOĞAN BÖREĞİ

Çıkardıktan sonra üzerine su serpiştirip,sofra bezine saralım.10 dakika kadar bekletelim . Keselim afiyet olsun.
Haftasonuna iki kala herkese şahane geçen hafta sonları diliyorum.
                                                                                Sevgiler 

RUMELİ SOĞAN BÖREĞİ



2 Mart 2015 Pazartesi

BABAANNE PASPASI


İNCE ÇORAPTAN PASPAS
Selam
Niye bilmiyorum; bu aralar hiçbir işe yetişememe durumu yaşıyorum...o sebebten blogumu da aksattım..Ama sizleri sessizce takip etmeye devam ediyorum. Sizi aksatmam :))))Gelen ikazlar sonucunda şöyle bir silkelenerek kalktım bilgisayarın başına oturdum.
Birkaç hafta önce yaptığım Babaanne paspasını sizlerle paylaşmak istedim. Taa yıllar önce kaçan sarımtrak ten rengi ile siyah ince çoraplar ve çokk kaliteli ipek çoraplar  varken;  evin hanımları tarafından organize olunarak yapılan benim hiç sevmediğim (neden bilmiyorum) şimdi sevesimin geldiği bir paspas vardı. Mutlaka sizde de vardı  hatırlarsınız görünce...
 İşte onu geçenlerde Halamın verandasında gördüm. Valla gözlerim parladı, eski dostumu görmüş gibi oldum..Resmini çektim.Halam ve annemden nasıl yapılacağını öğrendim ve başladım.
Annem bu benim eskilere düşkünlüğümü hiç anlamaz, sevmez 
"eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağarmış" der durur.:)
İNCE ÇORAPTAN PASPAS
 İlk önce kare kafes kafes paspasın zeminini ördüm.Daha sonra ince çorapların ayak kısmını kesip attım. Naylon çoraptan ip yapmak üzere İki parmak genişliğinde parçalar kestim.Sonra bu parçaları birbirlerinin içinden geçirerek uzun ipler oluşturdum.Tabii bu arada annemlerin öyle bir şansı yoktu ama ben pazardan aldığım pembe, pudra, yeşil çocuk çorapları da kullandım. Yaptığım ipleri kafeslerin bir altından bir üstünden geçirerek tüm köşeleri aynı iple dolanarak yaptım.Benimki gibi dolanarak yapılması biraz riskli bir durum çünkiiii bol bırakmazsanız paspasın ortası bombeleniyor dikkat !!!!!!
Bizim kızlar bunu düz yapardı..Bir sıra bir sıra.....
RENKLİ PASPAS YAPILIŞI

Ve işte karşınızda  babaanne balkon paspası hazır......Hemde renkli....Beğendiniz mi?
Herkese güzel, bol güneşli, mutlu bir hafta diliyorum
                                                                                                                                                                                     Sevgiler

İNCE ÇORAPTAN PASPAS

BABANNE PASPASI