30 Haziran 2014 Pazartesi

KİRAZ SAPI



Kiraz
"arkamdan dut gelmese, sizi sapıma çevirirdim"....dermiş


KİRAZ SAPI

Yani bu cümleden de anlaşıldığı kadarıyla  kiraz iyi bir zayıflatıcı meyve. Zaten birçok yerde kirazın çok iyi bir ödem söktürücü olduğunu yazıyor.

Bu kadar lezzetli bir meyveyi besleyen sapın, mutlaka bir hikmeti vardır.

Kirazda A, B1, B2, B5, C vitaminleri bulunmaktaymış. Kanı sulandırır, bronşite iyi gelir.Toksin atıcı özelliğinden dolayı zayıflamaya yardımcı olurmuş. 

Ben bir dönem sık sık idrar yolu enfeksiyonu geçirirdim.Bu zamanlarda bol bol kiraz yerdim ya da limonlu su içerdim..Sistit için her ikisi de  birebir...

Yediğimiz kirazın saplarını sererek kurutalım. 

Kullanacağımız zaman 1 tutam kiraz sapını 1 su bardağı suyun içine atalım yaklaşık 10 dk kaynatalım.(saplar ve kökler kaynatılırmış, ) Soğuduktan sonra sabahları aç karnına yarım su bardağı içelim.

                                                       Sevgilerimle


27 Haziran 2014 Cuma

DAL DAL KİRAZ

YEŞİLÇİFTLİK KÖYÜ
http://kedilievintarzi.blogspot.com.tr/ blogunun ilham veren perisi Havva bir önceki postumu okumuş ve neden iletişim adresini vermediğimi sormuş.Bende köyü aradım bir hafta daha kiraz olduğunu ve isteyen olursa gönderebileceklerini söylediler.
3 ya da 5 kg.'lık karton kutularda gönderiliyor.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya 1,5 günde, kalan her yere 1 günde teslim ediliyormuş. 

Eğer isterseniz;

Süreyya YILDIZ cep tel 0.506.705.55.28 telefon numarası
Pişman olmazsınız.
                                                                                Sevgilerimle 

KİRAZ

KİRAZ

Hafta sonunda kiraz yemeye  eşimin köyüne gittik. Yeşilçiftlik Afyon'un Sultan dağı ilçesine bağlı, Sultan dağının eteklerinde kurulmuş, Çay depreminde bayağı zarar görmüş, meyve ağaçları ile meşhur yemyeşil bir köy.... 

Eşimin dedesi Yeşilçiftlik'in eski Belediye Başkanı...

Yeşilçiftlik'e  ilk gittiğimde çok şaşırmıştım, köy demeye bin şahit ister.. o ka yani..... Meyvecilikle uğraşıyorlar. Başta kiraz,vişne,kayısı,elma,armut,dut hepsi var...Ayrıca ceviz, ıhlamur ağaçları da var. Yeşilçiftlik ve civar köylerde yetişen kiraz, o kadar kaliteli ki iç piyasaya verilmeden direkt soğutuculu tırlarla başta İngiltere olmak üzere, yurt dışına gönderiliyor.

5 kiloluk koliden dönüşte iş yerime getirdim. Bayıldılar..Kilosuna 9,5 TL verdik ama bu kiraz gibi büyük ve lezzetli değildi diyorlar..
- eeee bu kirazları bi Kraliçe Elizabeth bir de siz yiyorsunuz diyorum. :)


YEŞİLÇİFTLİK KÖYÜ


Aynı ağaçtaki kirazlar (ayrı ağaçların kirazları asla birbirine karıştırılmıyor) toplandıktan sonra yüzük denilen metal bir aparatın içine konuluyor en büyük yüzükten geçen  kiraz 1.kalite kiraz.... hopp  yurt dışı....   

HİRA MELİS

Kiraz güzelimmmmm

Hira Melis köyden hiççç hoşlanmaz. Neymiş efendim börtü böcek varmışşş. Ama 6 ay Ankara'da, 6 ay köyde yaşamayı tercih eden Babaannesini ve Dedesini çok özlediğinden, ayrıca kiraza dayanamadığından her seferinde söylene söylene gelir.


Eşşek tabir edilen merdivenlerle çıkılıyor...Ben sadece iki basamak çıkabiliyorum fazlası beni geriyor....:) 24 yaşından sonra köy görürse insan, ancak bu kadar oluyooo...

Kirazların muhteşemliğini bilen eş, dost, hısım, akraba kiraz zamanını bilir, arabaları ile gelir alır götürürler. Parasını verende var, hediye kabul eden de :)

Kiraz toplatma işi yüksek bir maliyet gerektiriyor. İşçi yevmiyesi, işçilerin yemek parası...İş toplatmakla bitmiyor. Her gün belirli bir miktar kasa dışında aracılar, üreticilere kasa vermiyor. Kasa bulamayan köylünün elinde kalıyor kirazlar... Kirazda nazlı mı nazlı...beklemez ki..O kadar emek, o kadar bakım boşa mı gitsin. Köylü üreticiler, nihayet bu sene  kendilerince çözüm bulmuşlar isteyen hısım akraba eşe dosta kargolamaya başlamışlar...

Hııı bu arada kargo şirketleri nihayet bu bölgeye gelmişte o yüzden...Geçen yıla kadar hala, çocuklarına bile göndermek için otobüs şoförlerine yalvarıp, bir boş  koltuk parası verdikleri taktirde gönderebiliyorlardı. :(


Ben bu köyün 20 yıllık geliniyim.Her sene aynı toplama,kasa bulma, ağaçta kaldı söylemlerini dinliyorum. Üzülüyorum açıkçası..Sadece kiraz için değil aynı şey vişne içinde geçerli...Hem de daha da acıklısı... büyük şehirlerde yaşayanlar reçel yapmak için doğru dürüst vişne bulamazken bulduklarını da, pahalı alırken onlar kilosu 10 kuruşa alıcı bulamıyor.Çöpe döküyor...
Bazen haberlerde seyrederiz ya üretici para etmediği için fındığı yaktı, sütü yola döktü, domateslerle yolu kapattı diye...yaşadıklarına tanığım çok doğru.. yazık yazıkk..

KİRAZ
Neyse....
Toplanan kirazların yaralısı varsa tek tek ayıklanıyor.Karton kiraz kutularına  konuluyor ve kargolanıyor...Şimdilik tamamen acemice yapıyorlar.Bununla ilgili köyün ileri gelenlerinin bir takım fikirleri var..Bir internet sitesi oluşturmaya çalışıyorlar.Fikirleri hayata geçtiğinde size de buradan duyuracağım.

Şimdilik hoşçakalın. Herkese hayırlı ramazanlar diliyorum.

                                                                      Sevgilerimle




23 Haziran 2014 Pazartesi

AkSAKLI-LEFKARA

HAYDAR DEDE
 Haydar dedem
Hakkında doğru dürüst bir şey bilmediğimiz, sır dedemin köyü Aksaklı.... Mübadeleden sonra nereye yerleştirildikleri konusu halen muallak.... Bizimkiler Derin kuyu Su vermez köyü  diyorlar ama Devlet Arşivlerinde bulunan belgelerde  çıkmıyor. Tasfiye talepnamesini buldum fakat geri kalanı maalesef  yokkkkk...

Tasfiye talepnamelerine göre Haydar dedem Ağsaklı köyünün Davarlı mahallesinden...hem öksüz hem yetim kardeşi de yok ve nüfus kayıtları doğru ise eğer; geldiğinde reşit değil. Tek başına Türkiye'ye getirilmiş. Yaptığım araştırmalar sonucu, mübadele zamanında reşit olmayan çocukları, o köyde bulunan, dul ya da yalnız kalanlarla  Türkiye'ye göndermişler.

Nüfus kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla 1874 doğumlu Aliye adında bir bayanla gönderilmiş...Kim olduğunu aile de kimse bilmiyor. Ama geçen gün Derin kuyu köyü muhtarı ile görüştüm.Muhtarlık kayıtlarına bakmasını istedim. Gürkanları buldu. Aliye orada "anası" olarak kayıtlıymış. Ama annesinin adı Ayşe....Bilemiyorum işte, yine ????????? Bize yol gözüktü gibi....Derinkuyu'ya gitmek lazımmm...

15-19 Mayıs'ta tekrar gittik Ağsaklı-Lefkara'ya .....
Yine Haridun karşıladı bizi....Artık iyice yaşlanmış, ama masmavi gözleri pırıl pırıl...Sevindi bizi görünce...






AĞSAKLI KÖYÜ


Baktık taşa toprağa dokunduk tasfiye talepnamesinde yazan ev şekline uyanı aradık, hüzünlendik. 


AĞSAKLI
5.kuşak  mübadil Doruk annanesinin babasının evinde... Çocuklarda çok etkilendiler. Bu gezi çocuklara çok şey öğretti.
HAYDAR DEDE
Haydar Dede bütün mübadiller gibi 01.07.1912  doğumlu...Tasfiye talepnamesinden öğrendiğimiz kadarıyla Ağsaklı'da iki oda, çıkma avlulu, İki ara Ahır'ı, Dört ara Saman hanesi ve iki ara hayat'ı (yeniler bilmez :) gizli bahçesi) olan bir evi, 34 dönüm arazisi, 38 dönüm bağı olan Dedem...

Orada da bağcılıkla uğraştıkları için Derinkuyu'ya yerleştirilmeleri gerekiyor aslında....Ama....





KÖY YOLU
Köyümüzün yolu
 Haydar Dede bu topraklarda doğdu maalesef burada ölemedi. Annesinin, Babasının mezarını burada bırakıp gitmek  zorunda kaldı.
MÜBADİL
Ayrılırken yine ağladı Haridun... ayrılamadık bir süre...
Acaba bir daha gelebilir miyiz, gelirsek  seni görür müyüz Haridun? 
Aksaklı ya da İsaklı hakkında bir bilgisi olan varsa lütfen mail adresimden benimle irtibata geçsin.

                                                             Sevgilerimle

17 Haziran 2014 Salı

AŞK' IN 40 LI YAŞ HALLERİ



Sevgili arkadaşım http://kedilievintarzi.blogspot.com.tr/ sahibesi Havva beni mimlemiş. Bu sefer soru cevap şeklinde değildi. Konuyu belirlemişler, bende kompozisyon yazdım.
Beğenirsiniz umarım. 
40 lı yaşlarım....
Azıcıkta olsa koşturmalarımın azaldığı, sakinlediğim, 
İş ve çocukların rayına girdiği,
Kariyer planlarımın kısmen de olsa, sonuçlarının alındığı,
"Benim  hobilerimde varmış" dediğim,
Ve onlara  birazcık zaman ayırabildiğim,
Blog dünyasına girmeyi kafama koyduğum ve gerçekleştirdiğim 
dönem....
Ve
Hayatımın rotasını çizen adam, Hayat arkadaşım, Sevgilim....
o benim çocuklarımın minnoş babası
o benim öteki yarım.....
o benim öteki dünyada bile tercih edeceğim tek adam...
o benim mutluluğum....
o benim aşkım....
40 lı yaşlarda aşk'ı anlatan 
  en güzel şarkı KIYAMAM olsa gerek....Kıyamazsınız ona...Dinginlik, sakinlik başlamıştır artık. Sitem yoktur, kibir yoktur, küsmek yoktur, özen vardır, özlem vardır, hasret vardır, hatalarını bile sevmek vardır....

Yaniiii bence  "Aşk'ın halleri en güzel  40 lı yaşlarda yaşanır"

                                                                               Sevgilerimle




13 Haziran 2014 Cuma

PRATİK TİRAMİSU

 Bugün yapımı çok basit, şip şak yapılabilecek, bir o kadar da lezzetli bir tarif paylaşacağım sizlerle.... Tiramisu.....Orijinali kedi dili ile yapılır ama ben sizlere hazır kek ile yapılanı anlatacağım.
TİRAMİSU
  * 1 kakaolu kek
  * 1 su bardağı içilebilir  nescafe (Ben kahve tadını yoğun sevdiğim için, üçü bir arada ile nescafemi yapıyorum. İçine bir kaşık da nescafe gold koyuyorum.) 

  KREMA MALZEMESİ
  * 3 su bardağı süt
  * 2 çorba kaşığı silme un
  * 3 çorba kaşığı şeker
  * 1 yumurta
*1 tatlı kaşığı silme nişasta
  * l kutu labne peynir

HAZIRLANIŞI
3 su bardağı sütü, 2 çorba kaşığı unu, 3 çorba kaşığı şekeri, 1 tatlı kaşığı nişastayı ve 1 yumurtayı bir tencerenin içine alalım, telle karıştıralım. Ocakta koyu bir kıvama gelene kadar karıştırarak pişirelim.(Yaklaşık 3 dk.) Ocaktan indirdikten sonra içine labne peyniri koyalım, kremaya iyice yedirelim.

Kekin alt katını içilebilir şekerli nescafe ile iyice ıslatalım. Krema biraz ılıdıktan sonra ilk kata dökelim. Nescafe ile ıslattığımız diğer keki üzerine kapatalım. Kremanın kalanını üzerine dökelim. Spatula yardımı ile kremayı  güzelce düzelttikten sonra üzerine çay süzgeci ile kakao eleyelim. 

Pastamız hazır...afiyet olsun..

                 Mutlu haftasonları diliyorum herkese                                                                                                            Sevgiler

TİRAMİSU

                                                                                                                             

12 Haziran 2014 Perşembe

BERAT KANDİLİ

BERAT KANDİLİ


Hz.Âişe vâlidemiz, Peygamber efendimizin Berât gecesinde, sabaha kadar ibâdet ettiğini görünce sordu:
 

- Yâ Resûlallah, Allahü teâlânın en sevgili kulusun! Buna rağmen niçin bu kadar kendini yoruyorsun?
 

Peygamber efendimiz şöyle cevap verdi:
 

- Ey Âişe, ben şükredici kul olmıyayım mı? Ey Âişe, sen bu gecede, ne olduğunu bilir misin?
 

Âişe vâlidemiz tekrar sordu:
 

- Bu gecenin diğer gecelerden üstünlüğü nedir yâ Resûlallah?
 

Peygamber efendimiz şöyle cevap verdi:
 

- Bu sene içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu sene içinde öleceklerin isimleri bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip edilir. Bu gece herkesin ameli ve işleri Allahü teâlâya arz olunur.
 

Bir kimse, evinden ayrılıp yolculuğa çıkar. Hâlbuki, onun adı yaşayanlar defterinden, ölüler defterine geçirilmiştir.
 

Gâfil olmamalı, bu geceyi mutlaka ihyâ etmelidir. Kazâ namazı kılmalı, Kur"ân-ı kerîm okumalı, duâ, tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslümanları sevindirmelidir. Bunların sevâbını ölülere de göndermelidir.
 

Bu gecelere saygı göstermek, günâh işlememekle olur.
 

Bu gece, Allahü teâlânın ihsân ettiği bütün nimetlere şükretmeli, yapılan hatâlar, günâhlar için de tevbe istigfâr etmeli, Cehennem ateşinden kurtulmayı istemelidir.

Tüm dualarımızın kabul olması ve amel defterlerimizin güzel yazılması  dileğiyle, Berat Kandilimiz kutlu olsun.

                                                                Sevgiler


11 Haziran 2014 Çarşamba

MİMLENMİŞİM......


Blog Dünyasınına  katıldığım günlerde, beni karşılayan, yorumları ile beni hiç yalnız bırakmayan, blog hayatımda ki  ilklerden biri olan http://kedilievintarzi.blogspot.com.tr/'ın sevgili sahibesi Havvacım beni mimlemiş...
Yine ilk oldun Havva... Teşekkürler


1-En çok sevdiğin yönün nedir?

İnsanları seviyorum Yaradan'dan ötürü.....



2-Sen hiç yağmur altında ağladın mı?

Ağladım tabii... Hemde hıçkıra hıçkıra...



3-Diyelim ki sana üç dilek hakkı tanındı.
    Ama sadece insanları değiştirebileceksin.
    Neleri, kimleri ya da hangi özellikleri değiştirirdin?


Bazı erkeklerin vicdanlarını değiştirirdim.
Bazı siyasilerin vatan,bayrak,insan sevgisini değiştirirdim.



4-Sen hiç yaz yağmurunda denize girdin mi?
Girmem mi....Tabii ki...Pıtır pıtır yağmur yağıyordu. Ama bu yıl ki gibi sağanak yağsa kesinlikle cesaret edemem.Korkarım..


5-Yaşadığın en gülünç durum nedir?

Vallahi hatırlayamıyorum. Affımı istiyorum.


6-Kendine ünlüler dünyasından bir eş ya da sevgili seçseydin,kimi seçerdin?

Mehmet Günsür




7.Hayatında bir film olsa hangi aktör ya da artist oynasın isterdin?

Nicole Kıdman oynamalı....Aynı bana benziyor.  :)


8.Sen hiç halka açık bir alanda kimsenin ne düşündüğünü umursamadan ağladın mı?

Hayatım boyunca ne yapmak istediysem onu yaptım.Benim için kimin, ne düşündüğü hiç önemli değil. Ağladım yaniii. Hemde birçok kez... 



9-Superman mi?- Batman mi?

Supermannnnnnn

10- Çocukken hepimiz bir nesneyi ya da olayı başka birşey zannederdik.Mesela Eyfel Kulesini elektrik direği sanmak gibi...Senin böyle ilginç düşüncelerin var mıydı? 


Toplu iğnelerin birer canavar olduğunu, ateşim yükseldiği zaman büyüyen bir kartopu gibi artarak, üzerime geleceklerini ve beni bir silindir gibi ezeceğini düşünürdüm. Kabus yani......
Var mı böyle bir şey? Yazarken bile korktum....bırrrrrr

11-Hayatın anlamı nedir?
Kocam ve çocuklarım
İnsanca,özgürce yaşamak


Artık benim de birilerini mimleme vaktim geldi....


Kızlar sizleri mimledim....Sevgiler




















7 Haziran 2014 Cumartesi

ÜSKÜPLER-KİLADA

Herkese selam...Bugün size Üsküpleri anlatmaya çalışacağım.

YUNANİSTAN ÖZTEPE TEPESİ


Üsküpler-Kilada  Büyük babam Nail Öztepe'nin  köyü...İki yıl önce gittiğimizde,  köyün arkasındaki tepenin isminin "Göztepe" olduğunu öğrenince çok şaşırmıştık. Büyük babamın bize anlattığı soyadımızın hikayesi gelmişti aklımıza...Daha önce ki Yunanistan gezimizi anlattığım, "Altınları Bulamadık ama.." yazımda da bahsettiğim  hikaye şöyle...

Rahmetli Büyük babam Hacı Rüstem oğullarından Nail,  Ankara'da şimdilerde talan edilen Atatürk Orman Çiftliğinde Atatürk'ün bahçıvanı olarak çalışmaktaymış.1935'de Soyadı Kanunu çıktığında, Soyadımızı ne alayım paşam demek için Atatürk'ün huzuruna çıkmış
Atatürk ise;
 -Sizler Balkanlardan geldiniz.Sizlere oraları hatırlatacak, nesiller boyu devam edecek soyadları seçin kendinize demiş. (Bu nasıl bir öngörüdür vallahi...Atam çok büyüksün) Bizimkilerde kendilerine "GÖZTEPE" soyadını seçmişler ama memurun yanlış yazması sonucu, bizim soyad "ÖZTEPE" olmuş... 

İşte böyle.... hayat o kadar farklı tesadüflerle sizi şaşırtıyor ki bazen, güleyim mi ağlayayım mı bilemiyorsunuz...
YUNANİSTAN ÜSKÜPLER

Geçen gezimizde tanıştığımız bize kemençe çalan Maçka mübadili Giorgos'un eşi bize yolluk  kurabiye yapmış. İnanamadım...Hepimiz bayıldık kurabiyelere...Tarifini istedim bekliyorum. Tarifi geldiği zaman buradan paylaşacağım. Aynı kültürün insanları olduğumuz o kadar belli ki...Aynı güleryüz, aynı misafirperverlik... Mutluluğum yüzümden belli sanıyorum... ne tatlılar bi görseniz...

ÜSKÜPLER

Arkada gördüğünüz Üsküpler'in eski Camisi yeni Kilisesi içerisini  gezmeyi çok isterdim ama vakit yoktu giremedim. Buradan http://www.lozanmubadilleri.org.tr/ yetkililerine seslenmek istiyorum. Lütfen köy ziyaret saatlerini arttırın biraz...  :( özlem gideremiyoruz ki.....


YUNANİSTAN
3-4-5 kuşak mübadiller Yunanlı dostlarımızla...


Bir önceki gezimizin köy kısmında Yazar Canan Tan yeni 
yazacağı roman için araştırma yapmak üzere bizim ile birlikte gezmişti bütün köyleri...Son kitabı "Hasret"te Yunanlı dostlarımızla, bizimde azıcık  tuzumuz var yani..:) 

Buradan onlara dostlukları ve misafirperverlikleri  için çok teşekkür etmek istiyorum... 
İyi ki http://www.lozanmubadilleri.org.tr/ var, iyi ki sizlerle, onların sayesinde tanıştık. Bize çok uzak ve karanlık olan büyüklerimizin hayatı azıcık da olsa aydınlandı.
                                                                               Sevgilerimle



5 Haziran 2014 Perşembe

HAZİRAN VANİLYA KUTU


Haziran Vanilya Kutu elime ulaştı. Bu seferki kutu Mayıs ayı kutusundan daha güzel, daha dolu dolu...Bi kere içinden http://www.vanilyaclub.com/guzellik-kozmetik-urunleri/8475-boots-botanics-bronzing-flash-parlak-bronzlastirici-losyon.aspx çıkması ne yalan söyleyeyim beni sevindirdi. Denemek istediğim bir üründü. Umarım kına sürmüş gibi olmaz :)

http://www.vanilyaclub.com/guzellik-kozmetik-urunleri/7088-pink-sugar-sensual-sumptuous-body-lotion-nemlendirici-vucut-kremi.aspx çok hoş bir kokusu var. İsmi ürün ile çok uyumlu...Tabii ki Melis hemen el koydu.Genç kızlar bu koku tam sizlik.......

VANİLYA KUTU
Dolci Baci'nin dudak parlatıcısının aroması oldukça yoğun bir sürü meyvayı aynı anda ağzına atmışsın gibi.......
Ruj ya da parlatıcı da yoğun tad ve kokudan hoşlanmayanlar için vasat olabilir ama benim gibi kokulu ruj,parlatıcı sevenler için gayet güzel....

http://www.vanilyaclub.com/guzellik-kozmetik-urunleri/5754-nuxe-paris-serum-creme-fraiche-de-beaute-24-saat-nemlendirici-ve-yatistirici-nem-serumu.aspx 3 tane deneme boyu göndermişler ne iyi etmişler..Bu aralar hava değişiminden midir  nedir cildim acayip kuru ve yorgun gözüküyor. tam zamanında yani...
Ayrıca yüz ve göz çevresine kullanılabiliyormuş. İkisi bir arada ne güzel...Göze ayrı, yüze ayrı krem kullanmak beni hep zorlamıştır. http://www.nuxe.com/en/ ürünlerini beğenirim. Bu serumdan da memnun kalırsam tam boyunu alacağım.

Lıquıd gold yüz temizleme jeli yıllardır yüzümü http://www.neutrogena.com.tr/urun-detay.php?furl=likit-neutrogena ile temizlerim.Çok memnunum.O yüzden bu ürünün beni mutlu edeceğini sanmıyorum. Eeee işte benimde içinde olduğum  bir takım kadınlar, memnun olduğumuz bir ürünü kalitelerini bozmadıkları taktirde asla değiştirmeyi düşünmeyiz. :)

Iceberg parfüm yoğun portakal kokusuna sahip...

Bu ay Vanilya Kutuda böyle işte..Şimdilik hoşça kalın
                                                                                  Sevgilerimle


4 Haziran 2014 Çarşamba

ŞEYH BEDRETTİN'İN ŞEHRİ SEREZ

Yunanistan gezimizin bugün ki durağı Serez...
Serez'i gördüğümde aklıma  "Serez" ya da "Serezli" soyadı taşıyan insanlar ile orada asılan Şeyh Bedrettin'e ithafen Nazım Hikmet tarafından yazılan "Şeyh Bedrettin Destanı" geldi. 

 3.Haziran.1963 tarihinde vefat eden Hemşehrimiz, romantik devrimci Nazım Hikmet'in 51.ölüm yıl dönümü  dolayısıyla Serez'den, Şeyh Bedrettin Destanından  bahsetmek istiyorum sizlere...

SEREZ
 Serez şehrinin kaleden görünüşü 

 Serez çarşısının içi  arkeoloji müzesine dönüştürülmüş. Bize ait hiçbir şey  yok. Resim çekmek yasak olduğundan içeri de olanları sizlere gösteremiyorum.:(


SEREZ ÇARŞISI


Serez çarşısı giriş kapısı


SEREZ ÇARŞISI

http://www.lozanmubadilleri.org.tr/  vakfı ile geziye katılan mübadillerin ne zaman Serez'e yolları düşse, çarşının önünde Şeyh Bedrettin ve Nazım Hikmet'in anısına destandan 2 bölüm okurlarmış. Bu sefer bana kısmet oldu....
Ruhlarınız şad olsun. 

Serez çarşısının bahçesindeki bu çınar acaba Şeyh Bedrettin'in asıldığı çınar mı?  

SEREZ ÇARŞISI

Şeyh Bedrettin'in idam kararı ile ilgili yaşadığı dönem çok iyi incelenemediğinden farklı görüşler varmış. Kendisinin de İslam Alimi olması dolayısıyla, şer'i mahkemede kendisine yöneltilen tüm sorulara islamiyete uygun cevap verdiği için, kadıların kendisine ceza veremediklerini belirttikleri ve akıbetinin belirlenmesini kendisine bıraktıkları ve kendisinin de İslam hukuku uyarınca "benim yüzümden çok kan aktı, benim katlim vaciptir." demesi suretiyle kendi idam kararını kendi verdiği söyleniyormuş. 
 Nazım ise  destanında  İran'dan getirilen bir ulemaya bu kararın verdirildiği söylüyor...
Kim bilir?

Nazım hikmet'in Şeyh Bedrettin Destanından 12 ve 13 bölüm

Rumeli, Serez
ve bir eski terkibi izafi:
                      HUZÛRU HÜMAYUN.

Ortada
yere saplı bir kılıç gibi dimdik
                                          bizim ihtiyar.
Karşıda hünkâr.
Bakıştılar.

Hünkâr istedi ki:
bu müşahhas küfrü yere sermeden önce,
son sözü ipe vermeden önce,
biraz da şeriat eylesin ibrazı hüner
âdâb ü erkâniyle halledilsin iş.

Hazır bilmeclis
Mevlâna Hayder derler
mülkü acemden henüz gelmiş
                  bir ulu danişmend kişi
kınalı sakalını ilhamı ilâhiye eğip,
«Malı haramdır amma bunun
                                            kanı helâldır» deyip
                                            halletti işi...

Dönüldü Bedreddine.
Denildi: «Sen de konuş.»
Denildi: «Ver hesabını ilhadının.»

Bedreddin
baktı kemerlerden dışarı.
Dışarda güneş var.
Yeşermiş avluda bir ağacın dalları
ve bir akarsuyla oyulmaktadır taşlar.
Bedreddin gülümsedi.
Aydınlandı içi gözlerinin,
                                   dedi:
— Mademki bu kerre mağlubuz
netsek, neylesek zaid.
Gayrı uzatman sözü.
Mademki fetva bize aid
verin ki basak bağrına mührümüzü..
  


Yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
Serezin esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkânının karşısında
Bedreddinim bir ağaca asılı.

Yağmur çiseliyor.
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
                                        çırılçıplak etidir.

Yağmur çiseliyor.
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.

Yağmur çiseliyor.
  

                                                                                                                           Sevgilerle

2 Haziran 2014 Pazartesi

HARAVGİ-CUMA KÖY

Herkese selam
Yunanistan köy gezilerimiz yazı dizime devam ediyorum.Bugün sizlere Cuma Köyü anlatmaya çalışacağım. Köyümüz açık kömür havzası içinde yer aldığından dolayı giriş yasaktı ama Dayımın ve Dimitris'in yoğun çabaları ile eskort eşliğinde gezmemize izin verildi.


CUMA KÖY

Cuma köy Anneanne ve Babaannemin köyü 
Açık kömür havzası içinde yer aldığından dolayı terk edilmiş...bizimkiler buradan ayrıldığında annanem 13 babaannem 15 yaşındaymış...Yani her şeyi çok net hatırlıyorlardır ama soran olmuş mu????Yokkkkkk
İSYANNNNNNNN

YUNANİSTAN-CUMA KÖY

 Bizimkiler burada yaşadıkları dönemde Sarıgöl'den bahsederlermiş o kadar bereketliymiş ki toprakları kendi deyimleri ile kol ka mısırlar yetişirmiş tarlalarda....Şimdi o Sarı göl boşaltılarak açık bir kömür havzası haline getirilmiş.
YUNANİSTAN
5.kuşak mübadil Hira Melis Eski Camii, yeni Kiliseyi incelerken...
Bu geziye çocukları çok zor ikna ettim.Son dakikaya kadar direndiler ama şimdi de anlata anlata bitiremiyorlar. Hatta Hira Melis geçen hafta Tarih dersinde mübadeleyi anlatmış ve öğretmeni ile birlikte Selanik türküsünü söylemiş.
Çok okuyan mı bilir? Çok gezen mi?

TERKEDİLMİŞ KİLİSE


CUMA KÖY


CUMA KÖY

 Ananemin bazı bazı bahsettiği, bizim orası mı burası mı diye tahmin yürütmeye çalıştığımız  evinin önünde Annem ve Dayım

CUMA KÖY
 Her yer kömür
YUNANİSTAN-CUMA KÖY

YUNANİSTAN-CUMA KÖY
 Birde su kuyusu varmış orada...Mübadele emri çıkınca yanınıza hiçbir şey almayın terkedin denmiş.Bizimkilerde korkularından altınları su kuyusunun içine saklamışlar.Rahmetli annanem   yıllarca beni köyüme götürün altınları bulurum derdi.Kısmet olmadı götüremedik..:( 

Bak şimdi aklıma  bir kurt  düştü..Su kuyusunu bulduk...Baksaydık ya içine....
Belki bulurduk hohoyyyyy :) 

AÇIK KÖMÜR HAVZASI
 Devasa bir kömür havzası, devasa modern iş makinaları....Ömrümde ilk defa açık kömür havzası gördüm.Gördüğümüz çalışan tek tük...Onlarda makinaların başında kontrolü sağlıyor. İnsan gücü ile değil, makine gücü ile çalışan bir yapı oluşturmuşlar. İnsan kıymetli onlarda, bizde ise Allaha emanet ....
Soma'da bir yudum nefes alamadan ölen vatandaşlarımız hakkınız çok bizde... 
Bir şeyler yapamadığımız için bizi affedin..

Aşağıda gördükleriniz Devlet Arşivlerinden çıkarttığım Muhacir Kayıt Örnekleri
MUHACİR KAYIT ÖRNEĞİ

Yukarıdaki belge annanemin babası İzzet Dede'nin kaydı...
Gördüğünüz gibi yaşları,kaç kardeş oldukları,hangi tarihte nereden geldikleri,nereye indirildikleri,nereye iskan edildikleri,kaç kişi geldikleri bizim bilmediğimiz her şey kayıtlı
Bunlar belge değil ,benim için mücevher....
MUHACİR KAYIT ÖRNEĞİ

 Yukarıda ki Muhacir Kaydı da Babannemin babası Rüstem Dedeye ait. Babannem 15 yaşındaymış.İki aile de Çorum Sungurlu'nun Çarşıdere köyüne yerleştirilmişler.Mübadiller geldikten sonra jest olsun diye herhalde köyün adını Çarşıcuma olarak değiştirmişler.
Ne sevimli......


GÖKKUŞAĞI
Gösterdikleri çabadan dolayı Dayım Bayram GÜRKAN'a ve Dimitris DAĞİOĞLU'na, gösterdikleri  sabırdan dolayı da grup arkadaşlarımıza buradan çokkk teşekkür ediyorum.İyi ki varsınız...... 
Gökkuşağı uğurladı bizi...Hoşçakal Cuma köy... Hoşçakal Haravgi...

                                                                                    SEVGİLER